Perşembe , 19 Ekim 2017

Giriş » Yorum » Tuareglerin Stratejik Konumları

Tuareglerin Stratejik Konumları

5 Temmuz 2014 Kategori: Yorum A+ / A-

Türkiye’de genel olarak Afrika denince ilk akla gelen Kuzey Afrika’dır. Son zamanlarda ise Batı ve Sahraaltı Afrika ve toplumları öne çıkmaktadır. Büyük Sahra çölü sekiz milyon km²’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Bu geniş saha, tarih boyunca farklı etnik toplumların (Tuareg, Tubu, Songay, Arap, Mor, Pöl, Kanuri ve Zerma) burada yaşamaya muktedir oldukları ve halen de yaşamakta oldukları bir coğrafyadır.

Philippe Rekacewicz, ”Le-conflit touareg”, Journal Le Monde Diplomtique, 1 Nisan 1995

Philippe Rekacewicz, ”Le conflit touareg”, Journal Le Monde Diplomatique, 1 Nisan 1995

Büyük Sahra Çölü şartlarında yaşama kabiliyeti en yüksek seviyede olan Tuareg toplumu gerçeğiyle dünya 19. yüzyılda tanışmıştır. Avrupalı seyyahlar bu bölgeyi gezene kadar bunlar hakkında dış dünya pek bilgi sahibi değildi. Zaman zaman aralarında, hatta Tuaregler arasında çatışmalar olsa da bunlar bu Sahra toplumunun varlığını tehlikeye sokmuyordu.

Fransız sömürge idaresi Afrika’nın kuzeyinde, batısında, ekvator kuşağında, doğusunda ve Hint Okyanusu adalarında epeyce bir bölgeyi ele geçirdi. 1896 yılında Atlantik kıyılarından hareketle Batı Afrika’daki Dahomey üzerinden Nijer Nehri’ne gerçekleştirilen askeri misyonlarla Tevârik kabileleriyle ilk temas gerçekleşmişti ve çok geçmeden tüm Tuareglerin yurtları da, kısacası Büyük Sahra’nın çok büyük bir kısmı Fransa’nın işgaline uğradı. İngiliz, Alman, Avusturyalı, İtalyan ve özellikle Fransız seyyahlar (başta Henri Duveyrier) Tuareg bölgesine inmeye başladıklarında bunların sosyo-kültürel, ekonomik ve dinî yapılarını anlamaya çalıştılar. Maliki mezhebine mensup Tuaregleri, öncelikle Kuzey[1] ve Güney Tuaregleri diye iki farklı coğrafyada yaşayanlar olarak taksim ettiler. Sahra üzerinden başlayan yeni sömürgeci inşa süreci, temellerini bilhassa 1892-1940 yılları arasında kademeli olarak sağlamlaştırdı.

Fransızlar, Kuzeydekileri kendi içinde Ezgar ve Haggar (Hoggar) Tuaregleri diye ikiye ayırdılar; Haggarları Cezayir sömürgesine en son 1918 yılında dahil ettiler. Trablusgarp vilayetinin 1912 yılında İtalyanlara teslimi öncesinde Osmanlı Devleti ile sıkı temasa geçen Ezgar (Acer de denir) Tuaregleri ise o zaman Libya’nın güneyinde kalıyorlardı ve henüz Fransız etkisinde değillerdi. Tuaregler ve Büyük Sahra’daki diğer kabileler, sömürgecilik öncesi dönemde yüzyıllar boyunca Afrika kıtasının kuzeyi ile güneydeki yerel sultanlıklar arasında köprü görevi gördüler. Ancak Kuzey Afrika’da İngiltere, Fransa ve İtalya’nın işgallere başlaması ve Senegal’in Fransa tarafından işgal edilmesi sonrasında bu mevcut yapı bozuldu ve bu Sahra kavimleri Batılı kuşatmanın ortasında kaldılar ve bir müddet sonra sömürge çarkına dahil edildiler.

Güney Tuareglerini ise Mali ve Nijer Tuaregleri diye ikiye ayırdılar. Bu arada Çad, Moritanya, Nijerya ve Burkina Faso’da azınlık olarak bu göçer toplumdan belli miktarda insan yaşıyordu. 1920’li yılların başına gelindiğinde; Fransa sekiz milyon km2’lik Büyük Sahra Çölü’nü işgal ederek tüm Tuareg bölgelerini kadem kademe sömürgeleştirdi. Özellikle bu süreçte Fransa tarafından idari alanlarda ve eğitim sisteminde siyahî toplumlara öncelik verildi ve Tuaregler üzerinde ise kasıtlı olarak dışlayıcı politikalar uygulandı.

Tuareglerin yoğun olarak yaşadıkları çöl bölgesinde kurulan Mali ve Nijer devletlerinin yüzölçümleri bir milyon iki yüz bin km2’yi geçmektedir ve her ikisinin de üçte iki toprakları Tuareglerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerden oluşmaktadır. Cezayir’in güney ve Libya’nın da güneybatı bölgelerinde yaşayanlar da genelde Tuareg toplumlarına mensuptur. Bunların dışında yine Fransız sömürgesi olan Moritanya, Tunus ve Burkina Faso’da sayıları yüz bini aşan Tuareg azınlıklar vardır. Ayrıca İngilizlerin ciddi manada etkili olduğu Nijerya’da da çok az da olsa Tuareg nüfus yaşamaktadır.

1960’lı yıllarda Afrika ülkelerine bağımsızlıkları verilirken Tuareglerin, ne tek bir devlet, ne de kuvvet oluşturmalarına izin verilmeyerek; en azından yüzyıl boyunca geçerli olacak sınır tahditleri konuldu ve bölgede yaşayan bütün göçer toplumların hepsinin düzenleri bozuldu. Tubu ve Mor diye adlandırılan kabileler bir veya iki ülke sınırlarında yaşarken; Tuaregler günümüzde dokuz ayrı ülkede dağınık olarak yaşamak zorunda bırakıldılar. Afrika’nın göçerleri olan bu topluluğun büyük çoğunluğu bugün Cezayir, Libya, Nijer ve Mali sınırları içinde; azınlık olarak da Nijerya, Burkina Faso, Çad, Moritanya ve Tunus’ta olmak üzere dokuz ülkede yaşamaktadır. Günümüzde bunlardan Mağrip ülkelerine yakın bölgelerde yaşayanlara Kuzey Tuaregleri, Sahraaltı ülkelerine yakın olanlara ise Güney Tuaregleri denmektedir. Bugün Cezayir, Mali, Nijer ve Libya olmak üzere dört ülke toprakları içinde kalacak şekilde tarihlerinde olmayan bir bölünmüşlük içerisinde bulunmaktadırlar. Bu coğrafyayı jeolojik olarak değerli kılan ise, bu dört Tuareg bölgesinde zengin uranyum, petrol ve diğer değerli madenlerin bir kısmının mevcut olmasıdır. Bilhassa Fransızların, 1969 yılında ilk uranyum yataklarını buldukları ve 1971 yılında işletmeye başladıkları Nijer’in Agadez’deki Arlit bölgesi ve Mali’deki Taudini Havzası ile Falea, Kidal ve Gao bu yönüyle çok önemlidir.[2] Ne tevafuktur ki; 1963’te Fransızlara karşı başlatılan Kidal Ayaklanması’ndan henüz on yıl bile geçmeden işletme hakkı Fransızların eline geçmiştir(!).

[1] Detaylı bilgi için bkz. Henri Duveyrier, Les Touaregs du Nord, Paris 1864.

[2] Mali’deki petrol ve uranyum yatakları için bkz. http://hibbs.armscontrolwonk.com/archive/1427/uranium-in-saharan-sands, Erişim tarihi: 05.07.2014. 

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Tuareglerin Stratejik Konumları Reviewed by on . Türkiye’de genel olarak Afrika denince ilk akla gelen Kuzey Afrika’dır. Son zamanlarda ise Batı ve Sahraaltı Afrika ve toplumları öne çıkmaktadır. Büyük Sahra ç Türkiye’de genel olarak Afrika denince ilk akla gelen Kuzey Afrika’dır. Son zamanlarda ise Batı ve Sahraaltı Afrika ve toplumları öne çıkmaktadır. Büyük Sahra ç Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: