Cuma , 24 Kasım 2017

Giriş » Belge-Tarih » TBMM Gizli Celse Zabıtlarından Arap Dünyası Üzerine Notlar (2)

TBMM Gizli Celse Zabıtlarından Arap Dünyası Üzerine Notlar (2)

29 Mart 2015 Kategori: Belge-Tarih A+ / A-

TBMM-Suriye Yakınlaşması

9 Mayıs 1336 (1920) tarihli, başkanlığını Celâleddin Arif Bey’in yaptığı bir oturumun üçüncü celsesi Mustafa Kemal’in askeri ve siyasi vaziyet hakkındaki beyanatı ile başlamıştı. Mustafa Kemal konuşmasında ekseriyetle iç isyanlardan bahsetmişti. Bir mebusun (ismi zabıtlarda geçmemektedir) Mustafa Kemal’in 24 Nisan 1336 (1920) tarihinde yukarıda belirtildiği vecihle yaptığı konuşmasını ima ederek; “Paşa Hazretleri Arabistan hakkında bir şey söylemedi!” sorusuna Mustafa Kemal şöyle cevap vermiştir:

“Arabistan hakkında verilmiş olan tafsilâtı itmam edecek şeylerden sarf-i nazar edeceğim. Yalnız hakikatten mühim bir nokta var. Onu arz edebilirim. Suriyelilerin muhtelif merkezlerden, bizimle öteden beri anlaşmak istediklerini ve bazılarının anlaştıkları, daha evvelki konuşmamda arz etmiştim. Bu meyanda Emir Faysal da vardı. Bizzat yani hükümet namına bizimle anlaşmak isteyen Emir Faysal bizimle daha evvel, temasa gelmeden evvel, Hükümet-i Merkeziye ile de, Suriye Sultanı olan zatın o zaman gönderdikleri bir murahhas vardı. O murahhasla görüşmüştük. Emir Faysal ve hükümeti ve kendisi tarafından tasdik edildikten sonra tekrar buraya sahip-i salahiyet zevatla gelmesini söyledik. Anlaşma esasları kaleme alınmış fakat imza vazolunmamış; nevama bir müsvedde yapılmıştı. Evvelki gün Mardin’de verilen bir telgrafta o zat Iraklı Sıtkı Bey namında bir zat tekrar buraya gelmek üzere dün Mardin’den hareket etmiştir. (Çok iyi sedaları).” (s. 24)

17 Mayıs’ta gerçekleşen oturumda Mustafa Kemal’e Suriye’den daha evvel birisi geliyor demiştiniz, ne oldu diye sorulmuş kendisi de buna, “Suriye’den birisi geliyor, yoldadır.” şeklinde mukabelede bulunmuştur. (s. 33)

Zabıtlarda San Remo Konferansı

san-remo

San Remo konferansı, Birinci Dünya harbinden mağlup çıkan Osmanlı Devleti ve ona bağlı Arap coğrafyasının paylaşılması meselelerinin ele alındığı konferanslardan biriydi. İngiltere başbakanı Lloyd George, Fransa başkanı Alexandre Mitterand, İtalya başbakanı Francesco Nitti ve bunlara ilaveten bazı diğer devletlerden temsilcilerin katıldığı konferans 18-26 Nisan 1920’de, İtalya’nın San Remo şehrinde toplanmışlardır. Konferans süresince Türk temsilcilere hiçbir söz hakkı verilmemişti. Bu konferans nihayete erdikten birkaç hafta sonra da TBMM’de çeşitli tartışmalara sebep olacaktır. Bunların birincisi, 17 Mayıs 1336 (1920) tarihli oturumdur.

 

Sözü Mustafa Kemal şöyle açmıştır;

“… San Remo Konferansının hitam bulduğu tabii mesmuu âlilerinizdir.

Türkiye sulhu hakkındaki şartnamesinde İstanbul’dan gönderilen heyete tebliğ edildiğini ve bir aya kadar cevap verilmek üzere mezuniyet verildiğini işitmiş olacaksınız. Bizim de malumatımız vardır. Mukarrerat henüz neşrolunmadı. Yalnız bize suret-i hususiyede gelen malumatta bir defa Trakya’nın çatalca hattına kadar Yunanlılara itası vardı. İzmir’in Yunanlılara verilmesi şarktan bir kısım arazinin Trabzon şarkına kadar olan arazinin Ermenilere terki vardır. Bir de İstanbul boğazları hakkında Londra mukarreratının tatbiki takarrür ettiği bildiriliyordu ve zannederim ki esas metinde de bunlar vardır.”

Mustafa Kemal’in bu sözleri üzerine Sivas mebusu Mustafa Taki Efendi: “Şark hududu nerelere kadardır?”

Mustafa Kemal Paşa: “… Efendim şark hakkında en son aldığım malumatta eski malumatınızı tebdil edecek kadar büyük bir şey yoktur. Gürcistan malum vuku bulan taarruza karşı seferberliğini yapmakla meşgul ve hudut üzerinde bulunan bir köprüye şarktan gelmiş olan kuvvetler hücum ediyor, taarruz ediyor, Gürcüler de bu köprüyü tahribe mecbur oluyorlardı. Karabağ’da kuvvetler tehaşşüt ediyordu. Bu kuvvetlerin Ermenistan’a taarruzu ihtimali vardır. Kat’i malumatımız yoktur… Son günlerde anlaşılıyor ki İngilizler buna biraz mani oluyorlar. Onun için de ancak Odessa’dan ve Sivastopol’dan malumat alabiliyoruz ve bu malumat da bir hafta teahhür ediyor.”

Karahisar-i Sahip Mebusu Nebil Efendi Aydın hakkında sulh konferansında bir şey söylenip söylenmediğini de Mustafa Kemal’e sormuş ve Mustafa Kemal de buna bir kısım malumatlar çerçevesinde cevap vermiştir. Aydın özelinde sulh konferansında bir karar alınıp alınmayacağı sorusu bizi şaşırtmasın. Zira o sıralarda Yunanlılar bölgeyi işgal etmiş ve yavaş yavaş Anadolu içlerine ilerlemeye başlamışlardı. (s. 32-33)

San Remo Konferansından elbette Türkiye’yi memnun edecek bir sunucun çıkması beklenemezdi. Her ne kadar Osmanlı heyeti alınan kararlara itiraz etse de bir işe yaramamıştı. Bunun üzerine İstanbul’da çeşitli protesto yürüyüşleri yapılmış ve Osmanlı’nın paylaşılması adına alınan kararlara tepki gösterilmişti. Bu durum Meclis’te de tezahür edecektir.

İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey 29 Mayıs 1920 tarihli konuşmasında şu cümlelere yer verecekti: “Muhterem efendiler, biz buraya geldiğimiz zaman yalnız bir düşünce ile gelmiştik. Ne kanun tanzim etmek, ne alelade işler yapmak ve hatta bu yolda kararlarımız da mevcuttur. Şimdiye kadar Meclis’in her türlü ef’al ve harekâtıyla takip ettiği gaye en büyük emel ve hedef sulh konferansı aleyhimizde bir karar ittihaz ettiği halde memleketimizin esbap ve sureti müdafaasını ihzar etmekten ibarettir. San Remo mukarreratını gördük ve öğrendik, bizim için ne kadar zalimane ne kadar hainane caniyane nikatı ihtiva ettiğini anladık. Bunu şüphesiz mütekreh, müteaffin bir paçavra halinde tanzim edenlerin suratına atar ve reddederiz efendiler…” (s. 49)

Yine Hamdi Namık Bey 3 Temmuz 1920 tarihli oturumda bu sözlerini hatırlatacaktı:

“… Bundan takriben kırk gün evvel San Remo muahedesi mevzubahis edildiği zaman bendeniz bir takrir vermiştim ve demiştim ki milleti şimdiden silahaltına almak lazımdır. Bazı taraftan bu teklif nabe-mevsim addedilmekle beraber, Heyet-i İcraiyeye havalesine karar verilmiştir. Elbette hükümet bu hususta bir şey düşünmüştür. Şimdi münakaşalarla vakit geçirecek değiliz. Umumi seferberlik mi ilân edeceğiz, esnan erbabından bir kısmını silâh altına mı alacağız, yoksa İsmet Beyefendinin bulundukları gibi har-i sağir tabir edilen bir çete muharebesi mi yapacağız? Ne yapacak isek, hükümet bunun için ne düşünmüş ise bizi tenvir etmesini rica ederim.” (s. 62)

11 Ekim 1920 tarihli Mustafa Kemal Paşa’nın reisliğinde toplanan Meclisin gizli oturumunda söz alan Hariciye Vekili Ahmet Muhtar Bey de konuşması esnasında, San Remo Konferansının bazı mühim maddelerine temas eder:

“… Onun için bu teklifi dermeyan eden makam-i resmiye Adana ve onun şarkında bulunan havali hakkında Ankara Hükümeti milliyesinin öteden beri tespit edilmiş bulunan esasat mahfuz kalmak yani Fransızların Kilikya dedikleri Adana zaten San Remo Ahitnamesi ile kabul etmediğimiz, edemeyeceğimiz … kuvayı askeriyesi yani işgal-i askerisi ilga edilmedikçe ve onun şarkında bulunan kıta ki yine San Remo ahitnamesi mucibince Suriye’ye terk edilmiştir ve Suriye mandaterliği de … işgaller kaldırılmadıkça yani bizim hudut-i milliyemiz dâhilinde bulunan hakimiyet-i mutlakamız suret-i katiyede kabul ve tasdik edilmedikçe kendileriyle hiçbir müzakereyi kabul edemeyeceğimizi… menafii iktisadiyeden başka bir şey olamayacağına nazaran bu mebhaste yani iktisat zemininde kendileriyle her vecihle müzakere edebileceğimizi ve ancak bunun mevzuu müzakere olabileceğini tebliğ ettik ve elyevm Hükümetimiz bu tebligatın neticesine intizardır… İki defa bir parça dolambaçlı olmakla beraber hükümete müracaatta bulunmuşlardır.”  (s. 149)

Görüldüğü üzere Türkiye San Remo Konferansı’nda alınan kararlara karşı şiddetli bir tepki duymaktadır. Türkiye işgallerin kaldırılıp, kendisinin de müstakil bir devlet olarak nazar-i itibara alınarak yapılacak olan yeni bir muahedeyi ancak kabul edebileceğini hemen her platformda ayan beyan ortaya koymaktadır.

TBMM Gizli Celse Zabıtları, I. Cilt, TBMM Basımevi, Ankara 1980

Ali Okumuş

Arş. Gör., Bilecik Üniversitesi. Marmara Üniversitesi'nde Kalust Sergiz Gülbenkyan ve Türk Petrol Şirketi başlıklı yüksek lisans tezini 2013 yılında başarıyla tamamladı. Halen Bilecik Üniversitesi'nde doktora çalışmalarına devam eden Okumuş, petrol ve enerji tarihi üzerine araştırmalar yapmaktadır.
TBMM Gizli Celse Zabıtlarından Arap Dünyası Üzerine Notlar (2) Reviewed by on . TBMM-Suriye Yakınlaşması 9 Mayıs 1336 (1920) tarihli, başkanlığını Celâleddin Arif Bey’in yaptığı bir oturumun üçüncü celsesi Mustafa Kemal'in askeri ve siyasi TBMM-Suriye Yakınlaşması 9 Mayıs 1336 (1920) tarihli, başkanlığını Celâleddin Arif Bey’in yaptığı bir oturumun üçüncü celsesi Mustafa Kemal'in askeri ve siyasi Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: