Perşembe , 19 Ekim 2017

Giriş » Yorum » Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın Ardından

Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın Ardından

28 Haziran 2015 Kategori: Yorum A+ / A-

Verimli bir ömür geçiren Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı aramızdan ayrıldı. 1927 yılında, Süphan ile Nemrut dağları arasında kurulmuş olan Bitlis iline bağlı Ahlat ilçesinde dünyaya gelen Abdurrahman Çaycı, ilk ve orta öğrenimini Kastamonu, lise öğrenimini Kayseri’de tamamlamıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olduktan sonra İsviçre’nin Neuchatel Üniversitesi’nde “La Question Tunisienne et La Politique Ottomane” konulu tezi ile doktorasını bitirmiş, ardından 1968’de doçent, 1975’de de profesör unvanını almaya hak kazanmıştı.

Bir süre Kayseri Lisesi müdür yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra İsviçre Bölgesi Kültür Ataşe ve Müfettiş Yardımcılığı, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kurucu Başkanlığı, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığı, Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kurucu Dekanlığı görevlerinde de bulunmuştu.

Prof. Çaycı, bu görevlerin yanısıra TRT Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı vazifelerini de belli bir dönem üstlenmişti. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürü iken emekliye ayrılan Çaycı, 1983-2001 yılları arasında Atatürk Araştırma Merkezi Bilim Kurulu Üyeliği görevlerinde de bulunmuştu.

Merhum Çaycı hocamız Şükran Ergin ile 1950 yılında evlendi ve bu evliliğinden Coşkun, Baybars ve Gökhan isimli üç çocuğu dünyaya geldi.

Afrika insanına ilgi duymam ve Afrika Tarihi üzerine çalışmalara başlamam noktasında Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın hazırladığı Büyük Sahra’da Türk-Fransız Rekâbeti (1858-1911) kitabının [doktora tezinin basılmış hali] büyük etkisi olduğunu ifade etmek istiyorum. Çaycı’nın bu eserinde Türklerin Afrika’nın kuzey sahillerinde Oruç Reis ve Barbaros Hayreddinler ile başlayan varlık mücadelelerinin, 1912 yılına kadar yaklaşık dört yüz yıla yakın bir süredir fasılasız bir surette devam ettiği vurgulanmakta ve bu tarihi süreç içerisinde hususiyetle 1858 yılının altı kalın puntolarla çizilmekteydi. Çünkü bu tarihten itibaren hem Osmanlılar hem de Fransızlar, Sahra’ya yönelerek güneye sarkmanın farklı yollarını aramaya başlamışlar ve bilhassa Fransa, bu tarihlerde Cezayir’in kuzeyindeki işgallerini hızlandırarak, Afrika’nın parlayan tarihinin kararmasına sebebiyet verecek olan müstemleke siyasetinin kıtaya girmesine sebebiyet vermişlerdi.

Ayrıca Çaycı’nın bu çalışması, değişen Akdeniz dengelerinin, müstemleke siyaseti güden Avrupalı devletlerin güttükleri politikaların seyrini nasıl etkilediğinin anlaşılması açısından büyük önem kesbetmektedir. Bu akademik eseri değerli kılan bir diğer özelliği, milletlerarası bir veçhesi olan Sahra Sorunu’nu da içerisine alan zengin bir bibliyografyaya sahip olması yanında ele alınan konuyu Türk ve Fransız arşiv vesikalarından yola çıkarak, kapsamlı bir değerlendirmeye tâbi tutması ve tarihi olayları her iki devletin nazarından okuyucunun idrakine sunmasıdır. Hususiyetle Türkiye’deki Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan İrâdeler, Yıldız Esas Evrâkı tasnifinin yanısıra Meclis-i Vükelâ Mazbataları’nın ve o tarihlerde İstanbul’da Defterdârlık binasındaki Hazine-i Evrâk Müdürlüğü’nde muhafaza edilen Osmanlı Hâriciye Nezâreti (Dışişleri Bakanlığı) Muhâberâtı’nın taranmış olmasına ek olarak Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın Quai d’Orsay’de bulunan arşivindeki resmi evrâk üzerinden Fransa Hükümeti’nin Büyük Sahra ile ilgili resmi politikalarının tespiti, bu çalışmayı çok değerli kılmaktadır. Kısacası, Çaycı’nın ortaya koyduğu eseriyle Fransa’da sömürgeciliğin millî bir siyaset haline dönüşme sürecinin ve Kuzey Afrika üzerinden Sahra’ya yansımalarının başarıyla ortaya konulduğu izahtan varestedir. Bu bağlamda, Büyük Sahra’da Türk-Fransız Rekabeti (1858-1911) çalışmasının ortaya konduğu yıllarda Türkçe hiçbir araştırma olmadığını söylemek mübalağa sayılmayacaktır. Zira ele alınan konu, bu denli kapsamlı şekilde ne Aziz Samih İlter’in ne de Celâl Tevfik Karasapan’ın çalışmalarında ele alınmamıştır. Dolayısıyla Çaycı’nın bu çalışması, Türk Tarih literatüründe gerçek bir boşluğu doldurmaktadır.

Bereketli ve velûd bir ömür geçiren Çaycı, 18 Haziran 2015 tarihinde Hakk’a yürüdü ve tüm sevenleri ve gönül dostları tarafından 19 Haziran 2015 Cuma günü Güzelbahçe Merkez Camii’nde öğle namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından İzmir Narlıdere Mezarlığı’na defnedildi. Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu öğrendiğimde kalbimin derinliklerinde bir acı hissettiğimi belirtmek isterim. Ne acıdır ki bu değerli bilim insanı da imtihan yurdu dünyaya elveda derken pek de hatırlanmadı ve bu yüzden mahzun olduğumuzu ifade sadedinde bu yazıyı kaleme alma lüzumu doğdu. Bu bağlamda sosyal medya üzerinden duygularını paylaşan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’un şu sözleri bu durumu adeta özetlemekteydi: “Sanatçı değildi, spekülasyonlara konu olmadı, her ne kadar siyaset yaptı ise de hoca olarak kaldığından ölümü dikkat çekmedi.”

Merhum Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı, ardında hayırla yâd edilmesine vesile olacak pek çok kıymetli eser bıraktı. Hakikaten kalemi kuvvetli bir tarih mütehassısı idi. Adeta tarihe not düşen La Question Tunisienne et La Politique Ottomane ve Büyük Sahra’da Türk-Fransız Rekabeti başlıklı çalışmaları, Arap dünyasında büyük ilgi görünce Arapça’ya tercüme edilme lüzumu dahi doğmuştu. Hususiyetle Ali İ‘zâzî başkanlığındaki bir heyet tarafından çevrilen ikinci eser, Merkezi dirâseti cihâdi’l-Lîbiyyîn yayınları arasından çıktı ve Arap coğrafyasında büyük teveccüh gördü. Bu çalışması, hem Türk hem de Arap dünyasında Afrika’da Osmanlı hâkimiyeti üzerine yapılan en özgün çalışmalar arasındaki yerini almıştır. Bu değerli akademik eserlerinin yanı sıra Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millî Bağımsızlık ve Çağdaşlaşma Önderi, Hayatı ve Eseri ile Türk-Ermeni İlişkilerinde Gerçekler başlıklı çalışmaları, Atatürk Araştırma Merkezi’nce yayınlanmıştır. Çaycı’nın Atatürk, Milli Mücadele, çağdaşlaşma ve Kuzey Afrika Türk Tarihi ile ilgili yayınlanmış birçok makalesi bulunmaktadır. Bunun yanısıra Ağustos 1995’te Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi yayınları arasından, temsil ettiği ekole atfen bir yâd-ı cemîl olarak Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’ya Armağan başlıklı bir çalışma da hazırlanmıştır.

Merhûm Abdurrahman Çaycı hocamızı bütün müktesebatı ile Hakkın rahmetine tevdi ettik. Geride bıraktığı ailesine, öğrencilerine ve Afrika Tarihi sevdalılarına başsağlığı diliyoruz.

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın Ardından Reviewed by on . Verimli bir ömür geçiren Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı aramızdan ayrıldı. 1927 yılında, Süphan ile Nemrut dağları arasında kurulmuş olan Bitlis iline bağlı Ahlat Verimli bir ömür geçiren Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı aramızdan ayrıldı. 1927 yılında, Süphan ile Nemrut dağları arasında kurulmuş olan Bitlis iline bağlı Ahlat Rating: 0

Yorumlar (1)

  • Ali Okumuş

    Çok değerli ve kıymetli bir hocamizdi. Allah rahmet eylesin. Başımız sağolsun.

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: