Çarşamba , 20 Eylül 2017

Giriş » Belge-Tarih » Musul ve Havalisinde Türkler

Musul ve Havalisinde Türkler

7 Nisan 2015 Kategori: Belge-Tarih A+ / A-

Necîb Asım, “Musul ve Havalisinde Türkler”, Anadolu Mecmuası, Sayı:4, 1340, s. 134-139.

Transkripsiyon: Ali Okumuş

Çok eski zamanlardan beri Musul ve havalisi Türklerin elindedir. Beşinci asr-i hicri evâilinde Oğuz Türklerinin yani Türkmenlerin muhaceratı başladığı zaman büyük Türkistan’dan Maveraünnehre gelen Türkmen ulusları her tarafa yayılmaya koyuldular. Bunlardan bir kısmı evvelâ Horosan’a, sonra Irak-i Acem’e, Azerbaycan’a gelerek cenuba doğru teveccüh ve Musul havalisine muvasalat eylediler. 430 senesinde Musul Meliği Kırvaş Ukeyli’yi mağlup ederek şehri istilâ ettiler. Biraz geçince Türkmen muhaceratı büyük bir seyl halini aldı. Muhtelif boylar ve oymaklar birbirini takiben Huzistan, Zor, Erbil ve Musul havalisini işgal hatta Bağdad kapılarına kadar ilerlemeye muvaffak oldular. Bütün Türkmenlerin başbuğluğunu eline alan Selçukî ailesi bu azîm muhacerât neticesinde alemşumûl bir imparatorluk esasını kuruyor, bütün memâlik-i İslâmiyeye hâkim olmak isti’dadını gösteriyordu.

Türkmen ulusları Selçukî prensleri arasında taksim edildiği sırada feth edilecek memleketilerden her prensin hissesina düşecek evvelkilerde ta’yin olunmuştu. Bu taksimde Musul, Azerbaycan, Huzistan Al-i Selçuk’tan İbrahim İnal’ın hissesine düştü. İbrahim İnal kendi uluslarını, kendi idaresine terk edilen havaliye göndermeye başladı. 440 senesine doğru İbrahim İnal bütün bu memleketleri zabt etti. Bağdat’a giren Al-i Selçuk reisi Tuğrul Bey, Sultan-i azam olunca bu evvelkileri resmen İbrahim İnal’a tevcih eyledi. Sultan-i azam Tuğrul Bey’e halefleri Alparslan ve Melikşah zamanlarında Musul, divan-i saltanata tabi’ imaretlerden biri olarak idare edildi.

Sultan Melikşah memalik-i vasi’asını 12 vilâyete taksim ettiği vakit Musul’u da bir vilâyet addeyledi, artık bütün Musul mülhakatı Türkmen beylerine, ve Türkmen boylarına ikta’ ve taksim olunmuştu. Zor Türkmen beylerinden Arslan Taş’ın yedine geçmiş, ona tabi aşiretler tarafından işgal edilmişti. Bütün şehirlere Türkler yerleşmişlerdir. Erbil, Tikrit gibi meşhur beldeler Türk askerlerinin Türk beylerinin mahall-i ikâmeti olmuştu.

Sultan Berkyaruk, sultan-i azam olunca Musul’a meşhur Kerboğa’yı vali tayin eyledi, Kerboğa bütün askerlerini şehre yerleştirdi. Musul bu tarihten itibaren bir Türk beldesi olduğu gibi büyük bir Türk vilâyetinde merkez oldu. Eyalet-i mezkûre bugünkü Süleymaniye, Zor, Kerkük sancaklarını, Deyr-i Zor’u ve havali-i saireyi ihtiva ediyordu. Kerboğa 489’dan 495 senesine kadar valilikte kaldı. Ondan sonra Sungurca, Türkmen Musa, Çökermiş sırasıyla valilikte bulundular. 500 senesinde sultan-i azam Mehmed bin Melikşah, Çavlı’yı Musul’a vali tayin etti. Çavlı, Çökermiş’i esir eyledi. Musul’daki rüesa-yı askeriye o esnada Anadolu sultanı olup kahramanlığıyla iştihar eden ehl-i salibîn hasm-i gâlibi birinci Kılıç Arslan’ı Musul’a çağırdılar. Sultan Kılıç Arslan Musul’u zabt ettiyse de elinde tutamadı. Çavlı ile vuku bulan bir muharebede garîkan vefat etti. Musul tekrar Çavlı’nın eline geçti. 501’de Çavlı sultan-i azam tarafından azl edilerek yerine Mevdud Tayin olundu. O esnada Salîbîler Suriye sahillerini zabt etmişler, dâhile doğru ilerliyorlardı. Musul valileri ehl-i salib ile muharebeye memur olmuşlardı. Kerboğa, Çökermiş, Çavlı, Mevdud hristiyanlara karşı gönderilen ordulara sultan-i azam tarafından baş kumandan tayin edilmişlerdi. Musul valileri daima salibîlerle uğraşmakta idiler. 908’de Musul valiliğine Aksungur Borsuk tayin edildi.

511’de sultan-i azam Mehemmet vefat edip biraderi Sencer sultan-i azam oldu. Birader zadesi sultan Mahmut bin Mehemmed’e bütün Irak-i Acem ve Irak-i Arabi, Azarbeycan ve Kafkasya’yı, Kars’ı Suriye ve Arabistan’ı verdi. Sultan Mahmut Musul valilerine Çavuş Bey’i tayin ettiyse de 515’te ikinci defa olarak Aksungur’u Musul’a vali gönderdi. Aksungur Suriye’ye gitti, salibîlerle harb etti. 519’da vefat edince yerine oğlu Azleddin Mesud tayin olunduysa da biraz sonra o da vefat eyledi. 521’de sultan Mahmud, erkân-i maiyetinin en büyüklerinden ve Al-i Selçuk’un en eski emirzadelerinden İmadeddin Zengi’yi beylerbeylikle Musul valisi tayin edip salibîlerin Suriye’den tardına memur eyledi. Zengi, Suriye’ye giderek salibîleri hezimetten hezimete uğratmaya başladı. Bu hizmet,ne mukabil Suriye kıtası kâmilen Zengi’ye tevcih edildi ve diğer Türk beylerinin ona itaat eylemeleri emr olundu.

Zengi Suriye’de zaferler kazanıyor, yavaş yavaş orayı kendi hâkimiyeti altına alıyordu. Sultan Mahmud’un vafatını müteakip husûle gelen herc ü merc esnasında Zengi bazen şehzadelerden birini, bazen diğerini iltizam ediyor ve bununla beraber sultan-i azam Sencer’in emirlerine derhal itaat eyliyordu. Uzun mücadelelerden sonra en-nihayet Mahmud’um biraderi Mesud bin Mehmed Irak sultanı oldu, Zengi Musul ve Suriye valiliklerinde ibka edildi. Zengi Musul ve Zor havalisindeki Türkmen beylerini doğrudan doğruya kendi idaresi altına aldı. Hamid ve Lefkâri Kürdlerini te’dib etti, Amadiye kalesini yaptırdı. Zengi bütün müddet hayatında Irak-i Selçuki sultanlarının valisi olarak Musul ve Suriye’yi idare eylemiş, fakat selatin tarafından kolay kolay azl ve te’dib eylemeyecek derecede kuvvet kazanmış ve “Melik” ünvanı almıştı. Zengi’nin oğullarından Gazi Musul, Nureddin Mahmud Suriye meliği oldular. Evvelâ sultan-i azamın ba’de Irak sultanının daha sonra da kendilerinin namına hutbe okutuyorlardı., Gazi’nin vefatında biraderi Kutbeddin Mevdud Musul valisi oldu. Bunun vefatından sonra Musul imareti Sencar ve Musul imaretlerine ayrılıp iki birader arasında taksim edildi. Büyük Selçuki sultanı 552’de munkariz olmuş, Irak-i Selçuki sultanlığı da inhilâle yüz tutmuştu. Suriye ve Musul’daki Zengi hanedanı müstakil olmuşlar ve yalnız ismen Irak sultanlığını metbu’ tanımışlardı. Suriye meliği Nureddin Mahmud Musul’a gelerek biraderzadesini kendine itaat ettirdi. Nureddin’in vefatından sonra Musul meliği Seyfeddin Gazi Suriye’yi zabt etmek istediyse de o sırada Mısır valisi bulunan Selahaddin Eyyubi ona fırsat vermeyerek bütün Suriye’yi almaya muvaffak oldu. Selahaddin ile Msuul’daki atabeyler arasında bir çok mücadeleler vaki’ oldu. Nihayet Musul atabeyleri imareti, Eyyubiler himayesine girdi. Erbil, Türkmen beylerinden Zeyneddin Ali bin Sebkenakin tarafından zabt edildi ve Erbil atabeyliği teşekkül etti.

Musul ve el-Cezire’de bulunan bu küçük Türk emirleri Âl-i Eyyub’un tegallubunu çekemiyorlardı; fırsat buldukça onlara isyan ediyorlar, Anadolu sultanlarının hâkimiyet-i aliyesini tasdik ediyorlardı. 606’dan itibaren bütün Musul ve havalisinde bulunan melikler Anadolu padişahı Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’i metbu’ tanımışlardı. 607’de Musul’da Zengi hanedanının hükümeti nihayet buldu, bu hanedanın kölelerinden Bedreddin Lu’lu Eyyubilerin muavenetiyle hükümeti eline geçirdi ve Moğol istilâsına kadar hâkimiyette devam eyledi. Erbil melikleri ise Anadolu Selçuki sultanlarına Tabi’ olmakta devam ettiler.

Moğolların Asya’yı istilâsından ve devlet-i İlhaniye’nin tesisinden sonra imareti pek az müddet onların taht-i himayesinde kaldıysa da bilâhare münkariz oldu. Musul bütün mülhakatıyla Diyarbakır’a rabt edildi; Diyarbakır eyaletine tabi’ bir sancak haline geldi. Bütün Diyarbakır vilayeti Moğol padişahları tarafından Uyrat Tatarlarına ikta edilmiş olduğu cihetle Uyrat ulusunun beyleri bu vilayetin aksam-i muhtelifesini ve bu meyanda Musul’u, Kerküki, Zor’u, kendi aralarında taksim eylemişler, hatt-i mezkûrenin asıl sahipleri olan Türkleri reaya haline sokmuşlardı. İlhanlılar zamanında Sotay ailesi buralarda valilik etti. Devlet-i İlhaniyenin inkırazını ve Al-i Cengiz’in sukutunu müteakip Moğol emaresi bulundukları yerlerde te’sis-i hükümet ettikleri esnada Sotay ailesi de Diyarbakır ile Musul’u eline geçirerek ilân-i istiklâl eylemişlerdi. Bu hükümet bir müddet devam ettikten sonra Âl-i Celâyir tarafından inkıraza uğratıldı. Moğollar birbirleriyle uğraşa uğraşa pek ziyade kesb-i zaaf etmişlerdi. Diyarbakır ve Musul’da bulunan Türkmenler Moğollarla mücadeleye başladılar, nihayet onlara galebe ederek istiklâl ve hâkimiyetlerini istirdada muvaffak oldular. Türkmen Karakoyunlu aşireti reisi olan Kara Mehmed bütün Türkmenleri taht-i emrine aldıktan sonra Diyarbakır ve Musul’da Tatarların hâkimiyetine hitam verdi ve havale-i mezkûreyi yed-i zabtına geçirdi. Kara Mehmed’in halefi Kara Yusuf hükümetini daha ziyade büyüttü, Celâyir hanedanını ortadan kaldırdı, Azerbaycan, Kafkasya, Irak-i Arab ve Irak-i Acem’i zabt etti. Timurlu’nun ve oğulları ile çok uğraştı. Kara Yusuf’un oğulları hükümet hırsıyla birbirlerine girdiler. Bu dâhili harb Azerbaycan ve bilhassa hıttası harabezare döndü. Eskiden beri büyük bir Türk beldesi olan Musul hâk ile yeksan oldu.

Karakoyunlu ailesinin hükümeti bir müddet devam ettikten sonra nihayet buldu. Bayındır Türkmenlerden olan Akkoyunlu hanedanı bunun yerine geçti. Akkoyunlu sultanı pek esaslı teşekkül etmiş bir Türk imparatorluğu idi. Başlıca Azerbaycan, Irak-i Acem, Irak- Arab, Kars, Kirman, İran, Diyarbakır eyaletlerine münkasım idi. Musul, Kerkük, Zor, Diyarbakır eyaletine tabi’ birer sancak idiler. Musul, Kerkük, Zor havalisinde o esnada Bayat, Pernak, Ustaclu, Bayındır, Elyavat, Türkmen ulusları sakin bulunuyorlardı. Bütün eyaletler hanedan-i saltanattan olan şehzadelere tevfîz edilmekte idi. Akkoyunlu sultanı yine Türk olan Safevi ailesi tarafından inkıraza uğratıldı. Diyarbakır eyaleti valisi Şah İsmail’e karşı bir müddet muhalefet ettikten sonra nihayet arz-i itaat etti. Şah İsmail Diyarbakır eyaletini Ustaclu aşireti reisi Mehmed Han’a verdi.

Musul ve mülhakatı Diyarbakır tavabi’inden olduğu cihetle Mehmed Han’a tabi’ kaldı. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran’da Şah İsmail’i mağlup etmesi üzerine Diyarbakır eyaleti Osmanlı hanedanının taht-i zabtına geçti. Çaldıran meydan harbinde maktûl olan Mehmed Han’ın yerine biraderi Kara Han Diyarbakır valisi olmuştu. Bu Kara Han Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından mağlup ve telef edildi Diyarbakır doğrudan doğruya Osmanlı hanedanının taht-i idaresindeki memaliğe ilhak edildi ve bu meyanda Musul da – o vilâyete tabi’ olması dolayısıyla – zabt olundu. Zor taraflarına gelince o havalide Süleyman Kanuni zamanında havale-i mezkûre sekenesinin istirhamıyla Safevilerden alındı. Zor ayrı bir eyalet itibar edilerek Kerkük şehri merkez ittihaz kılındı. Musul uzun müddet Diyarbakır’a tabi’ olunduysa da bilâhare ayrı bir eyalet şekline konuldu. Daha sonraları Zor eyaleti Musul’a rabt edildi.

Bu havalide sakin olan Kürdler, Türk istilâsından ve Türkmenlerin muhacerâtından sonra suret-i daimide Türklerle müttefikan hareket etmişler, ehl-i salib muharebatında birlikte çalışmışlardır. Türk hükümdarlarının maiyetinde bir çok Kürd emirleri de mevcud idi. Ezcümle Eyyubi hanedanı Türk memleketlerinin ümerasından idiler. Moğol istilâsı zamanında Kürdler de Türklerle birlikte düşman-ı müştereke karşı mücadele ettiler. Karakoyunlu ve Akkoyunlu hükümetlerine tabi’ ve zahir oldular. Sünniyu’l-mezheb olmaları dolayısıyla, İran’da tesis eden Şiiyu’l-mezheb Türk – Safevi hükümetine karşı isyan ederek Türk – Osmanlı hükümetine arz-i itaat eylediler ve o tarihten itibaren katiyen ve ebediyen de Anadolu’ya merbut oldular.

Necib Âsım

Me’hazlar:

İbni Esir, El Kâmil.

İbni Handun: Unvânu’l – İber.

Makrizi: El-Sülük fi Marifet-i Düvel-i Mülûk.

Hasan Bey, Rumlu Tarihi.

Müneccimbaşı, Camiu’d-düvel.

Necib Asım [Yazıksız] (1861-1935)

Türk Ocaklarının kuruluşunda rol oynayan isimlerden Necib Asım, asker, müderris, tarihçi, Türkolog ve milletvekilidir. Türkiye’de dil bilimin gelişip yerleşmesine öncülük etmiştir. Mecliste 3. 4. 5. dönem Erzurum Milletvekili olarak görev yapmıştır. Çeşitli okullarda Fransızca, Türkçe ve tarih gibi dersler okuttuğu sırada gramer, okuma,coğrafya ve tarih kitapları yayınlamıştır. Yine aynı dönemde çeşitli tercümeleri de basılmıştır. İkdam gazetesinde pek çok makalesi neşredildi ve bu makaleler sayesinde Avrupa’da da tanınmıştır. Paris’te faaliyet gösteren Asya Cemiyeti‘ne üye seçilmiştir. Türk Dili Tarihi kürsüsünün ilk profesörü kabul edilen Necib Asım, ayrıca Tarih-i Osmani Encümeni’nde yer almıştır. Yazılarında Başhasanoğlu ve Balkanoğlu isimlerini de kullanmıştır. Yayınlanmış pek çok kitabı ve makalesi bulunmaktadır.

Necib Asım hakkında daha fazla bilgi için bkz.
Tuncay Böler, “Necip Asım Yazıksız ve Türk Diline Katkıları”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 25, Bahar 2009.

 

 

Ali Okumuş

Arş. Gör., Bilecik Üniversitesi. Marmara Üniversitesi'nde Kalust Sergiz Gülbenkyan ve Türk Petrol Şirketi başlıklı yüksek lisans tezini 2013 yılında başarıyla tamamladı. Halen Bilecik Üniversitesi'nde doktora çalışmalarına devam eden Okumuş, petrol ve enerji tarihi üzerine araştırmalar yapmaktadır.
Musul ve Havalisinde Türkler Reviewed by on . Necîb Asım, “Musul ve Havalisinde Türkler”, Anadolu Mecmuası, Sayı:4, 1340, s. 134-139. Transkripsiyon: Ali Okumuş Çok eski zamanlardan beri Musul ve havalisi T Necîb Asım, “Musul ve Havalisinde Türkler”, Anadolu Mecmuası, Sayı:4, 1340, s. 134-139. Transkripsiyon: Ali Okumuş Çok eski zamanlardan beri Musul ve havalisi T Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: