Perşembe , 19 Ekim 2017

Giriş » Röportaj » Musul Düştü… Irak Savaş Meydanına Dönüştü

Musul Düştü… Irak Savaş Meydanına Dönüştü

11 Haziran 2014 Kategori: Röportaj A+ / A-

Musul’da yaşanan olayları NASR (Ulusal Araştırma ve İncleme Merkezi) koordinatörü ve Musul Üniversitesi Öğretim üyesi Dr. Mohanad Abdullah Yousuf (Muhannad Abdullah Yusuf) ile konuştuk.

dr. mohanad

Dr. Mohanad Abdullah Yousuf

Kuruluşundan beri Irak, bir türlü istikrara kavuşamadı. Demokrasi vaadi ile 2003 yılında başlayan ABD işgali ardından da tam bir savaş meydanına döndü. Irak’ta neler oluyor?

Irak topraklarındaki tarihi hareketliliği göz önünde bulundurduğumuzda bugünkü durum bize şu sözü hatırlatıyor: “Siyasi alt yapının olmaması çeşitli çatışmalar başlatır ve hassas dengeleriyle savaşa ev sahipliği yapar.”

Bir kaç ay önce El-Enbar’daki operasyon karargâhından alınan bilgilere göre Irak Ordusunun seçkin kuvvetleri Bağdat’taki Merkezi yönetimin emri ile beş ay boyunca 40’tan fazla saldırı yapmasına rağmen Felluce’ye giremedi. Bazı milislerle ittifak etmesine rağmen Ramadi’nin bazı mahallelerini bile kontrol altına alamadı.

Geçen yıl yaşanan Kerkük katliamının ardından aşiretlerin oluşturduğu silahlı unsurlar eğitilerek Musul kentine girme teşebbüsünde bulunuldu ancak, geri çekilmek zorunda kaldılar. O zaman başarılı olsalardı bugün İŞİD’ten söz edilmezdi.

2012-2013 yıllarında Şiilerin Sünnilere karşı giriştiği temizlik operasyonları ve yönetimin Felluce, Bakuba, Kerkük ve Musul’daki barışçı gösterileri silahlı unsurlarla bastırmaya çalışması büyük yankılara sebep oldu. Bu baskılara rağmen Sünni toplum da bir güç oluşturmak amacıyla Sünnilerin çoğunlukta olduğu illerde yasal isteklerde bulundukları barışçıl gösteriler yapmaya devam ettiler. Ama bir sonuç alamadılar.

Maliki Yönetimi bu gösterilere nasıl yaklaştı?

Savaş taktikleri ile yaklaştı. Irak hükümeti, diyalog yerine sahaya sürdüğü komutanlarının Sünnilere korkunç bir şok yaşatacağı iddiası ile Irak ordusunun seçkin birliklerine Felluce, Musul ve Samera’ya peşi peşine saldırılar düzenletti. Bu süreçte Maliki güçleri, Amerika, İran ve Rusya’nın askeri yardımlarına rağmen başarılı olamadılar. Zırhlı birlikler, hava gücü ve piyadelerin oluşturduğu saldırılara yerel silahlı güçler karşı koydular. Savaş beklenenden daha hızlı bir şekilde Silahlı unsurların/milislerin lehinde sonuçlandı.

Maliki veya daha doğrusu merkezi hükümete bağlı ordu ve güvenlik birimleri Irak’ı kontrol etmekte yetersiz mi kalıyor?

Birkaç aydır devam eden El-Enbar savaşının sonuçları ışığında Irak savaş gücü ile ilgili daha gerçekçi değerlendirmeler yapabiliriz. Askeri varsayımları bir kenara bırakırsak, Irak kuvvetlerinin son saldırılarının başarısız olması siyasi ve askeri sistemin hayal kırıklığı yaşamasından kaynaklanıyor. Uzun zamandır sürdürülen bu askeri harekatlar, sosyal medya ve basının gözlerinden uzakta gelişti. Bu sırada Irak güçleri, Samerra, Hadîse ve El-Kaim önlerinde birkaç cephede meşgul edildi. Ardından da  Musul olayı yaşandı. Aslında Musul olayları geçen hafta başlamıştı, ama diğer bölgelerdeki gibi, kimsenin dikkatini çekmedi.

Olaylar nasıl gelişti?

7 Haziran 2014 gecesi birkaç yüzü geçmeyen çeşitli gruplardan profesyonel savaşçılarla yaşanan savaşta Maliki güçlerinden 47 bin kişi hiç fiili bir çatışmaya girmeden Musul’u terketti. Böylece Maliki ordusunun savaş gücü çöktü. Musul’da uçak, ağır silahlar ve araç gereçlerin olduğu askeri üsler ele geçirildi. Musul bankalarında 500 milyon doların bırakıldığı yönünde bilgiler var. Bu paralar silahlı unsurların kasalarına geçti. Basında El-Suvvar, El-Aşair, Mücahitler, Vatanseverler gibi oluşumlardan söz edilse de sahada yalnız bir örgütün bayrağı gözüküyor. O da Irak ve Şam İslam Devleti’nin siyah bayrağı (İŞİD).

Adını verdiğimiz gurupların savaşçıları çeşitli nedenlerden dolayı bu örgütün bayrağı altında savaşmaya razı oldukları anlaşılıyor. Örgütün Irak’taki yapısı Suriye’dekinden farklıdır. Irak’taki örgüt unsurlarının çoğunluğu Maliki’nin işkence yaptığı ve radikalleşmeye ittiği eski Irak ordusu subaylarından oluşuyor. Örgüt Maliki’nin kışkırtmalarına, mezhebe dayalı ordusuna, kendisine bağlı suç milisleri ve başarısız hükümetine nefret duyan öfkeli ve iş bulamayan gençleri hızla içine aldı.

IŞİD kimlerden oluşmaktadır?

Bugün Irak’ta memnuniyetsizlerden ve Maliki’nin karşıtlarından oluşan Irak ve Suriye İslam Devleti bayrağı altında toplanan silahlı örgütlerin yükselişine şahit oluyoruz. En iyi tahminlere göre bu örgütün toplam gücünün sadece %10-15’i İŞİD’e diğer kısmı aşiretler, vatanseverler, dinci ve direnişçi değişik silahlı gruplardan oluşmaktadır. İŞİD ise Kürtlerin ve ABD’deki bazı güç merkezlerinin bilgisi dahilinde, eski Irak ordusu subay ve komutanlarının bir planı sonucu ortaya çıkmıştır.

Bu kadar karmaşık yapısı olan bu örgütün amacı nedir?

Örgüt, Bağdat hükümetine -önce basın yolu ile şimdi fiilen savaşark- savaşçılarını İslam devleti savaşçıları gibi gösterip, Sünni bölgelerin terörist bölge olduğu algısını oluşturmaya çalışmaktadır. İran’a, başka bir ifade ile her kesime sürpriz saldırılar gerçekleştirdi. Örgütün tek bir amacının olduğunu söylemek oldukça zordur. Herkes ile beraber ve herkese karşı..

Olaylarda aslında kendisi de hedef olan İran’ın parmağının olabileceğini mi söylüyorsunuz?

En büyük Sünni kitleyi barındıran El-Enbar ve Musul, doğu İslam dünyasında nüfuzunu yerleştirmeye yönelik İran projesi önündeki en büyük engeldir. İran’ın konu ile ilgili tutumunu şöyle izah edebiliriz: Arapları, bölgesel ve uluslararası toplumu bu bölgeye karşı bir tavır etrafına çekerek, bölgenin siyasi ve ekonomik ablukaya alınmasını sağlamak; ayrıca, Türkiye’yi Sünni Araplara karşı olan bu oluşuma katılmak zorunda bırakmak istiyor. Böylece ortaya çıkacak denklemden sonra İran kendisini çözüm konusunda ana unsur olarak sunacaktır.

Diğer taraftan İran, Arap sünnilerin oluşturduğu ortak tehlikeye karşı güvenlik ittifakı oluşturmak için Bağdat hükümetine taviz vermesi konusunda Kürdistan’a baskı yapacaktır.

Sünni siyasetçilerin bugüne gelmede hiç bir katkıları yok mu?

Bugün yaşananları sosyolojik olarak tahlil edersek, Maliki hükümetinin işlediği suçlara göğüs germede zayıf kalan başarısız eski Sünnî liderlerin bıraktığı boşluk maalesef bu şekilde doldurulmuştur. Bağdat’taki aciz Sünni liderler gelecek vaat etmiyor. Çünkü dışlanmışlık onları yok edecek. Seçimlerle barışçıl bir değişim fırsatı vardı. Ancak bu başarısızlığa uğradı. Dolayısıyla bugünkü yaşananlar ortaya çıktı. Aslında her iki tarafın da (Sünnilerin ve Şiilerin) artık hata yapma şansı yok. Bugün herkesin canı burnunda, dokunsan patlayacak.

Anlaşılan özellikle Sünni toplumda ve aşiretlerde Maliki’ye karşı olma ruhu, bir terör örgütüne sempati duyulmasına ve en azından yaptıklarına rıza gösterilmesine sebep oldu. Peki Irak’ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Irak’ın geleceği Felluce, Ramadi, Musul ve Samerra gençlerinin ellerindedir. Bu geleceğin pusulası onlardır. Ancak bugün cereyan eden savaş gerçekte bize Irak toprakları üzerinde neler olup bittiğini sorma ya da gözden geçirme şansı vermiyor. Maalesef görünen o ki, geleceği galip gelen mermi sesleri ve kan rengi belirleyecektir. Bugün Amerika’nın Pentagonu ve Maliki’nin bir milyonu geçen güçleri Irak topraklarının sadece %31’ini kontrol edebiliyor. Bu durum sadece Irak’ın bir meselesi olmaktan çıkmıştır. Özel olarak Musul ve genelde Irak başta çevre ülkeleri ve bu coğrafyada menfaatleri olan herkesi doğrudan ilgilendirmektedir. Keşke Irak gençleri geleceğimizi tek başına belirlemede yeterli olabilseler. Ama görünen o ki bu meselede taraflar bizim tahminimizden çok daha fazladır.

NOT: Röportaj bugün (11. 06. 2014) sabah saatlerinde gerçekleşmişti. Bu yüzden son gelişmeleri sorma imkanı bulamamıştık. Bu vesile ile konsolosluğumuzun ve vatandaşlarımızın karşılaştığı menfur olayı kınıyor ve hepsinin sağ salim yurtlarına kavuşmalarını temenni ediyoruz. Hiç şüphe yok ki, İŞİD bir terör örgütüdür ve yaptıkları asla tasvip edilemez. Ancak bu örgüt ile Maliki’nin politikalarına karşı olan Sünni Irak halkının isteklerinin birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. Aslında röportajda Dr. Mohanad’ın belirttiği gibi siyaset meydanında başarısız olan siyasetçiler “toplumu ölüm ile korkutup sıtmaya razı ettiler.” ORDAF

Musul Düştü… Irak Savaş Meydanına Dönüştü Reviewed by on . Musul'da yaşanan olayları NASR (Ulusal Araştırma ve İncleme Merkezi) koordinatörü ve Musul Üniversitesi Öğretim üyesi Dr. Mohanad Abdullah Yousuf (Muhannad Abdu Musul'da yaşanan olayları NASR (Ulusal Araştırma ve İncleme Merkezi) koordinatörü ve Musul Üniversitesi Öğretim üyesi Dr. Mohanad Abdullah Yousuf (Muhannad Abdu Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: