Perşembe , 19 Ekim 2017

Giriş » Yorum » Mısır Siyasetinde Kara Mizah

Mısır Siyasetinde Kara Mizah

13 Temmuz 2013 Kategori: Yorum A+ / A-

Mısır’daki darbenin nedeni anlayabilmek için 25 ocak devriminden önceki durumu anlamamız gerekir.Başlangıçta itiraf etmeliyiz ki Mübarek’in kurduğu rejim çok güçlü idi. Devlet kurumları, devlete değil Mübarek’e bağlıydı. Devletin bütün kilit noktalarında Mübarek’in emri ile yerleştirilenler vardı. Ortaya çıkan sorunlar veya problemlerin onun sadece bir emriyle halledilebilmesi bunun kanıtıydı. Aynı şekilde bir emriyle bir sürü yolsuzluk davaları ve benzeri problemleri hiç olmamış gibi kapanmaktaydı. Mesela; Kızıldeniz de “Salim Expres” adlı geminin batması ilgili dava, büyük tren kazası ve tren yangınları ile ilgili davalar, Mısır’ın doğu sınırlarında öldürülen askerler meselesi  onun müdahalesi ile hiç olmamış gibi gündemden çıkarılmıştı.

Devletin bütün imkanları halka değil, rejime hizmet ediyordu. Bu suni kurumlar Mübarek’in rejimini 30 sene boyunca ayakta tutmuştur. Devlet kurumlarında iş bulmak ancak rejimin partisini yani Demokrat Vatan Partisini desteklemekten geçmekteydi. Demokrat Vatan Partisinden Meclise seçilen üyelere adeta bedavaya araziler verilmekteydi. Özel tahsisatların yanı sıra adamları da yüksek maaşlarla Elektrik, Petrol ve İletişim Bakanlıklarıyla Polis ve Askeri Akademilere yerleştirilmekteydi. Bu Bakanlıklarda çalışan görevlilerin çoğu bu tarz atamalar ile gelmişlerdi. Bundan dolayı bu rejimin çocukları devletin her noktasına hakım olmuşlardı. Mısır’da hassas yerlere atanma ancak rejime kul olmaktan geçiyordu. Hatta atamalarda denenerek sonra rejimin güvenini kazananlar da daima gerçek uzmanlardan üstün tutulmaktaydı. Bu atamaların  bazıları Mısır fıkralarına bile  taş çıkartacak komikliktedir. Şahsi gözlemlerimden bir kaçını örnek olarak zikredebilirim. Ziraat Fakültesinden mezun birisi partiye yakınlığından Petrol Bakanlığına; Edebiyat Fakültesin Tarih bölümünden mezun olanlar pekala Devlet bankasına muhasip olarak atanabilmekteydiler. Oysa Ticaret Fakültesinde yüksek puanla mezun olan amam torpili olmayıp 5 ile10 sene işsiz kalarak hayattan nefret eden pırıl pırıl gençler boşta gezmekteydi. Bunlar bakanlıklarda çaycılığa hatta veya ameleliğe bile razıydılar. Bu yüzden 25 ocak devrimini bir açlık devrimi değildi, -ki Mısır’da açlıktan kimse ölmez- zulme karşı bir başkaldırı idi.

Bu devrimin bilinci uzun yılların birikimi ve yavaş yavaş oluşmuştu. Tabii zulüm karşısında sesini çıkaramayan Mısır halkı derdini geliştirdiği siyasi mizah ile anlatabiliyordu. Tabii olarak bu ince mizah devrim bilinicinin oluşmasında önemli rol oynamaktaydı. Mesela ömrü oldukça rejimin başında kalan ama bunu sahte seçimler ile başaran Mübarek için anlatılan bu fıkra anlamlı olsa gerektir.

“Son cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yakınlarından birisi Mübarek’e sorar:

-Başkanım halk ile vedalaşmayacak mısınız?

Mübarek :

-Halk nereye gidiyor ki? diye cevap verir.

Mübarek, görev süresi bittiğinde karşısına aday çıkamazdı. Ama hakkını yemeyelim kendisi için “evet” ya da “kabul” seçenekli ve %99 oranlarıyla sonuçlanan referandumlar önerirdi. Bu referandumları da anlatan pek çok seçim fıkraları üretilmiştir. Seçim sayım işlemleri de başka fıkralara konu olmaktaydı. Kalabalık bir nüfusa sahip olan Mısır halkı seçim sandıklarına zorunlu ilgi gösteriyordu. Sonuç belli olsa da seçim sayımı da merak konusuydu. Bütün pusulalar tek tek kontrol ediliyor muydu? Bu konudaki fıkranın sonu şöyle bitiyordu:

-Bak oğlum bu konudaki talimat net ve açıktır. Pusula havaya atılır, yere inerse rejime havada kalırsa muhalefete sayılır.

Aslında muhalefeti de Mübarek’in kendisi atıyordu. Bu yüzden devrimden sonra eski muhalefet Mübarek’i rejimin açık taraftarlarından daha fazla savundu ve hala savunmaya devam ediyor.

Burada küçük bir anımı da aktarayım. 2010 yılındaki son milletvekili seçiminden bir süre önce uzun süre kaldığım Türkiye’den Mısır’a dönmüştüm. Kendi şehrime döndüğümde her tarafta döndüğümde ışıklar, süslemeler gördüm . Etraftan kutlama yapanların silah sesleri geliyordu. Meraklane oluyor  nedir bu şenlik ?” diye sorduğumda; “filan Bey seçimde kazandı” demişlerdi. Şaşırmıştım zira seçime daha iki hafta vardı ve bu nasıl bir kazanmaktı? Arkadaşım hemen uyardı: “Hocam unuttunuz mu Demokrat Vatan Partisi kimi aday gösterse o kazanır zaten, seçimin ne önemi var?” Ülkemden uzak kalmanın şaşkınlığı ile bu sefer adayı sorgulamaya başladım. Adam siyasetçi değil, tavuk üreticisiydi. O güne kadar da siyaset ile hiç ilgilenmemişti. Partini çok daha iyi yetişmiş elemanı varken onu niye aday göstermişlerdi. Hemen tatmin edici cevap yetişti: “Adam aday tespitlerinin yapıldığı gün partiye 10 milyon bağış yapmıştı.”

İşte seçim ve demokratik yapı böyle yürütülmekteydi. Menfaat gurupları demokratik yoldan (!) seçilebilmekte ve seçimden önce bile sonuçları ilan edebilmekteydiler. Bu alışkanlıkları geliştiren kesimin küçük bir kesim olmadığı ve otuz yıl boyunca bu saadet zincirine milyonların ilave edildiğini unutmamak gerekir. Son temiz ve nezih seçimlerden sonra onlar, ah çekerek “nerede eski seçimler, seçimden önce sonuçları bile biliyorduk” diyeceklerdi. Tabii ki bu alışkanlıkları da seçimden çıkana rıza göstermemeye kadar uzandı. Demokrasinin “sandıktan ibaret olmadığı” söylemine sığındılar, kendi aralarında yeni bir saadet şebekesi kurarak 30 Haziran’ı ve nihayet 3 Temmuz askeri darbesini sağladılar. Bugün yaşananlar  şüphesiz bu uzun yılların olumsuz birikimlerinin sonucudur. Kadrodan yoksun, tercrübesiz ve sadece halkın kendilerine itimat etmesine güvenen İhvan’ın bu gün ulaştığı nokta daha ilk geldiği günden belli idi. Bir yıl dayanabilmiş olmalarını tarih onların başarı hanesine kaydedecektir.

25 Ocak devriminden sonra yapılan ilk referandumda halktan 30 milyona yakın kişi sandığa gitmiştir. Halbuki hala halkın demokrasiye hazır olmadığı iddiaları ortada dolaşmaktadır. Aslında bu kadar mağduriyete ve zayıflatılmaya rağmen halk demokrasiye hazırdı, ama Mısır siyasetçileri ya da menfaat gurupları hazır değillerdi. Üç sene içinde sekiz kere sandığa giden milletin elinde bir şey kalmamış. Kurulan meclisler bir mahkeme kararıyla feshedilmiş, onayladıkları anayasa iptal edilmiş, seçtikleri Cumhurbaşkanı azledilmiştir. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bunu kınayan bazı kesimler ihanetle suçlanmıştır. Böyle bir tavrın gelecekte milleti nasıl etkileyeceği belli değildir. Bu millet yeniden sandığa baş vuracak mı sorusuna zaman cevap verecektir.

Belki Mısır toplumunu anlamak için geçmişte üretilen şu fıkraları da hatırlamak yerinde olur. Bunların sadece bir mizah olmadığı mutlaka sosyolojik değerlendirmelerinin ve toplum psikolojisinin üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğinin de unutulmaması gerekir. Böylece bu çözümlemelerden doğacak sonuçlar Mısır toplumunu yeniden normalleştirebilir.

İçişleri Bakanlığının hazinesine  hırsız girmiştır. Cumhurbaşkanı bakana sorar:

-Hırsızlar ne yapmışlar. önemli bir şey çalmışlar mı?

Bakan üzülerek, “Efendim büyük bir musibet, hırsızlar gelecek seçimin sonuçları çalmışlar” cevabını verir.

Millet Meclisi üyelerinin çoğu, halkın oyuyla değil kendi parasıyla bu mevkie geldiğine inandıkları için, kazandıktan sonra ilki konuşmaları şöyle özetlenirdi: “Aziz seçmenler, sizler ile beş sen sonra görüşmek ümidiyle Allaha emanet olunuz.”

Onun için Mısır’da şu deyim yaygındır: “Seçim sırasında adayın, nişan sırasında damadın sözüne inanma.”

Aslında ilga edilen eski Anayasaya göre millet meclisinin üyelerinin yüzde elli biri çiftçi ve işçilerden olması gerekiyordu. Bunlar rejimin çok işine yarıyordu. Hiç birikimi olmayan bu milletvekilleri sayesinde bir saatte meclisten istenilen kanun çıkarılıyordu. Zira onlar her şeye evet diyorlardı. Hatta, bir keresinde mecliste ki bir gensoru sırasında hükümet aleyhinde oylama yapılırken çoğu hiçbir şey anlamadan evet manasında ellerini havaya kaldırmışlardı. Başbakan onlara doğru bakıp ellerinizi indirin manasındaki işareti ile hükümeti kurtarmışlardı.
Tabii ki bu gerçek hikayeler, fıkralara konu olmuştur:

Bir milletvekili mecliste oturmuş çevreyi seyrediyordu. Yanında ki üye onunla sohbet etmek için bir “Marlboro” sigara uzatarak sohbete girişmişti.

-Sayın vekilim demokrasi hakkındaki görüşünüz nedir ?

Milletvekili Sigaradan derin nefes çektikten sonra sigaraya bakarak vallahı bu demokrasi Kleopatra’dan daha güzeldir ha cevabını vermiştir. (Kleopatra Mısır’da en çok tüketilen sigaradır)

Bütün bu sahte seçimler yüzünden normal seçmen diyalogları da garipleşmişti fıkralarda.  İki vatandaş aralarında konuşmaktadırlar.

-Biliyor musunuz Amerika da çok garip bir seçim sistemi vardır.

-Nasıl yanı ?

-Hangi adaya oy verirsen, oyun aynı adaya gidiyor yahu. Ne garip değil mi?

Hazım Said

Doç. Dr., Ezher Üniversitesi Diller ve Tercüme Fakültesi'nde öğretim üyesidir. Bir süre Türkiye'de akademik çalışmalar yapan Said, Türkiye-Mısır müşterek kültür tarihi üzerinde uzmanlaşmıştır. Hazım Said aynı zamanda Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Kahire temsilcisidir.

Latest posts by Hazım Said (see all)

Mısır Siyasetinde Kara Mizah Reviewed by on . Mısır’daki darbenin nedeni anlayabilmek için 25 ocak devriminden önceki durumu anlamamız gerekir.Başlangıçta itiraf etmeliyiz ki Mübarek’in kurduğu rejim çok gü Mısır’daki darbenin nedeni anlayabilmek için 25 ocak devriminden önceki durumu anlamamız gerekir.Başlangıçta itiraf etmeliyiz ki Mübarek’in kurduğu rejim çok gü Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: