Cuma , 18 Ağustos 2017

Giriş » Belge-Tarih » Lawrence’in 27 Maddesi

Lawrence’in 27 Maddesi

3 Aralık 2014 Kategori: Belge-Tarih A+ / A-

T. E. Lawrence Kimdir?

Lawrence 16 Ağustos 1888’de İngiltere’de doğmuştur. 1907’de Oxford’daki Îsâ Okulu’nun tarih bursunu kazanmıştır. Lawrence Suriye ve civarındaki Haçlı askeri mimarisi konusunda bir tez yapmaya karar verdikten sonra yola çıkmış ve 7 Temmuz 1909’da Beyrut’a varmıştır. Beyrut’tan başlayarak birçok Arap şehrini dolaşan Lawrence bu seyahatleri sırasında Arapçasını da geliştirmiştir. Lawrence daha sonra 1911 yılında tekrar Beyrut’a dönüp Amerikan Misyoner Okulu’nda bir süre Arapçasını ilerletmiştir. 1914 yılı başında Lawrence tekrar bir inceleme gezisine katılmıştır. Bu geziyi İngiliz ordusundan bir yüzbaşı yönetiyordu ve bu esasında bir istihbarat çalışmasıydı. Bu gezi çerçevesinde Lawrence özellikle Osmanlı demiryolları ile ilgili bilgiler toplamış ve İngiliz istihbaratına da bu konuda bir rapor hazırlamıştır. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Lawrence Kahire’deki Askerî Haberalma Örgütü’nde görevlendirilmiştir. Bundan sonra Lawrence sahadaki istihbarat çalışmalarına başlamıştır. Mayıs 1916 Şerif Hüseyin isyanında Lawrence, hem isyanın koordinasyonunu hem de isyanın İngilizler lehine sonuçlanmasını sağlamak için görevlendirilmiştir. Fiilen operasyonlara katılmış, Bedevi isyancıları organize ederek Hicaz Demiryolu’na sabotajlar düzenlemiştir. Lawrence’ın en meşhur eserlerinden biri Bilgeliğin Yedi Sütunu isimli hatırat kitabıdır. Lawrence 1935 yılında şüpheli bir motor kazasında ölmüştür.

Lawrence Kahire Arap Bürosu’nda görev yaparken meslektaşlarını eğitmek ve onlara Bedeviler arasında nasıl davranılacağını öğretmek için 27 maddelik bir talimatname hazırlamış ve bunu o sıralarda İngiliz istihbaratının bir iç yayın organı olan The Arab Bulletin’de yayınlamıştır. Tercümesini aşağıda sunduğumuz bu 27 madde iyi tetkik edildiğinde Lawrence’in (daha sonra Arabistanlı Lawrence) özellikle Bedevi Arapları ne denli iyi bir şekilde tanıdığını ortaya koymaktadır. Bugün bile o coğrafyada faaliyet gösterecek yabancılara ışık tutan bu metnin akademik değerlendirilmesi de ilgililer tarafından yapılmalıdır. 

27 Madde [1]

T. E. Lawrence

Tercüme: Ali Murat Kurşun

Aşağıdaki notlar daha anlaşılır olmak ve kelime tasarrufu yapmak adına emir kipiyle ifade edilmiştir. Ancak, bu notlar Hicaz’da çalıştığım sürede tedrici olarak vardığım kişisel çıkarımlarımdır ve şimdi Arap ordularında casus olacak kişiler için kağıda dökülmüştür. Bunlar sadece bedevilere uygulanmak üzere yazılmıştır; şehir halkı ya da Suriyeliler için tamamen farklı muamele gerekmektedir. Tabii ki bunlar başka insanların ihtiyaçlarına uygun değildir ya da herhangi özel bir durumda değiştirilmeden uygulanabilir değildir. Hicaz Araplarını idare etmek bir bilim değil, istisnaları ve kesin olmayan kurallarıyla bir sanattır. Mamafih orada çok büyük bir şansımız var; Şerif bize güvenmektedir ve Almanların Türkiye’de kazanmaya çalıştıkları konumu bize (hükümetine karşı) vermiştir. Eğer anlayışlı olursak, derhal onun iyi niyetini elimizde tutar ve işimizi yürütürüz, ancak başarmak için sahip olduğumuz tüm ilgi ve yeteneği bu işin içine katmalıyız.

  1. İlk haftalarda sakin davranın. Kötü bir başlangıcın telafi edilmesi zordur, ve Araplar hükümlerini bizim görmezden geldiğimiz dış görünüş üzerine şekillendirirler. Bir kabilede, ancak onların yakın çevrelerine girdiğinizde, kendiniz veya onların arzusuna uygun davranabilirsiniz.
  2. İlişkin olan Eşraf [2] ve karşılaştığınız Bedevi hakkında öğrenebildiğiniz her şeyi öğrenin. Ailelerini, soylarını ve kabilelerini, dostlarını ve düşmanlarını, su kuyularını, tepelerini ve yollarını öğrenin. Bunları dinleyerek ve dolaylı soruşturma ile yapın. Sorular sormayın. Onların Arapça lehçelerini konuşun, kendinizinkini değil. İmalarını anlayacak noktaya gelene kadar, derin muhabbetlere girmekten kaçının yoksa pot kırarsınız. İlk zamanlarda biraz katı olun.
  3. İş meselelerini sadece hizmet ettiğiniz ordunun, kolun ya da birliğin kumandanı ile görüşün. Asla kimseye emir vermeyin, madunlarıyla uğraşmak (etkili olmak uğruna) ne kadar cezbedici olsa da talimat ve önerilerinizi birlik kumandanı için saklayın. Sizin konumunuz danışmanlıktır, ve öneriniz sadece kumandana yöneliktir. Bırakın o sizin görev anlayışınızın bu olduğunu ve kendisinin sizin müşterek planlarınızın tek idarecisi olduğunu görsün.
  4. Liderinizin güvenini kazanın ve bunu koruyun. Onun prestijini başkaları yapmadan önce siz yapabiliyorken kendi hesabınıza güçlendirin. Asla onun öne sürebileceği tasarılar reddetmeyin ve iptal etmeyin; ancak bunların ilk olarak şahsen size önerildiğinden emin olun. Her zaman onları kabul edin ve methettikten sonra ondan gelen öneriler sizin kendi fikirlerinizle uyuşuncaya kadar onları insafsızca tadil edin. Bu noktaya eriştiğinizde, onu bu fikirlere sadık tutun, onun fikirlerini sıkı denetim altında bulundurun ve fikirlerinizi mümkün olduğunca kesin olarak ancak içten içe ileri sürün, böylece başka kimse değil kendisi (ve ancak o da çok açık olmayacak şekilde) sizin baskınızın farkında olur.
  5. Liderinizle mümkün olduğunca sürekli ve sıkıntı vermeden temas halinde kalın. Onunla birlikte yaşayın ki, böylece yemek zamanlarında ve çevresiyle birlikteyken doğal olarak onun çadırında bulunabilirsiniz. Öneri vermek için yapılan resmi ziyaretler, serbest bir konuşmadaki sürekli fikir yağmuru kadar iyi değildir. Yabancı şeyhler biat etmek ya da hizmet sunmak için geldiklerinde, çadırı terk edin. Şerif’in güveninin yabancılara olduğu onların ilk izlenimi, olursa, bu Arapların gayesine büyük zarar verecektir.  
  6. Keşif harekatında astlar ile çok yakın ilişkilerden kaçının. Onlarla mütemadi ilişki, sizin öneriniz ile Arap birlik kumandanının onlara verdiği talimatlara riayet edilmemesini engellemenizi imkansız kılar. Böyle yaparak, onun konumunun zayıflığını açığa vurup hep birlikte kendinizi yok edersiniz.
  7. Kuvvetinizin alt şeflerine çok rahat ve hafif muamele edin. Bu yolla kendini onların üstünde tutarsınız. Lidere, eğer bir Şerif ise, saygıyla davranın. O sizin üslubunuzla size cevap verecek ve böylece siz ve o eşit seviyeye gelecek ve diğerlerinin üstünde olacaksınız. Öncelik Araplar arasında ciddi bir meseledir ve siz bu önceliğe ulaşmak zorundasınız.
  8. İdeal konumunuz, mevcut olduğunuz halde varlığınızın fark edilmediği zamandır. Çok fazla yakın, görünür ya da hevesli olmayın. Herhangi bir kabile şeyhi ile heyetin birlik komutanı olsa bile çok uzun ve sık bir şekilde gözükmekten kaçının. İşinizi yapmak için kıskançlıkların üstünde olmalısınız, eğer bir kabile ya da grup ile ve onların kaçınılmaz ihtilafları ile ilişkilendirilirseniz prestij kaybedersiniz. Şerifler tüm kan davalarının ve yerel rekabetlerin üzerindedir ve yalnızca onlar Araplar arasındaki birlik esasını oluştururlar. Dolayısıyla adınızın bir Şerif ile eşleştirilmesine izin verin, onun kabilelere olan tutumunu paylaşın. Eylem zamanı geldiğinde kendinizi açıkça onun emirleri altında konumlandırın. Bunun üzerinde Bedeviler de aynı şeyi yapacaktır.
  9. Şeriflerin Arapların doğal aristokrasisi olduğuna dair gelişen anlayışı büyütün ve geliştirin. Kabileler arası kıskançlıklar herhangi bir şeyh için idare konumunu ele geçirmeyi imkansız kılar ve göçebe Araplardaki tek birlik umudu Eşraf’ın evrensel olarak yönetici sınıf olduklarının kabul edilmesidir. Şerifler aynı zamanda davranışta ve yaşamda yarı şehirli, yarı göçebedir ve kumanda etme içgüdüsüne sahiptirler. Yalnızca yetenek ve para böyle bir tanınmayı elde etmeye yeterli olmayabilir; ancak Arapların soya ve peygambere olan hürmeti Eşref’in nihai başarısı için umut vermektedir.
  10. Bağlı olduğunuz Şerife halk içinde ve özelde ‘Sidi/Seyyidi’ [3] diye muhatap alın. Diğer insanlara sıradan isimleriyle, unvanlarını söylemeden hitap edin. Samimi muhabbette bir şeyhe ‘Ebu Annad’ [4], ‘Ahi Ali’ ya da isme göre buna benzer şeylerle seslenin.
  11. Yabancı ve Hristiyan olmak Arabistan’da popüler bir kimlik değildir. Size olan davranış ne kadar dostane ve gayri resmi olsa da, konumunuzun sağlam olmadığını her zaman hatırlayın. Şerifi önünüzde bir bayrak gibi dalgalandırın ve kendi zihninizi ve kişiliğinizi saklayın. Eğer başarırsanız, yüzlerce millik ülkeye ve kendi emirleriniz altında binlerce insana sahip olacaksınız ve bu dışarıya görüneni feda etmeye değerdir.
  12. Espri anlayışınıza sıkı sıkıya sarılın. Buna her gün ihtiyaç duyacaksınız. Kuru bir ironi en kullanışlı olanıdır, ve kişisel bir hazırcevaplık ve çok göze çarpmayan bir karakter şefler arasında sizin etkinizi her zaman ikiye katlayacaktır. Gülümseme şekline bürünmüş serzeniş etkinizi daha da ileriye götürecek ve en şiddetli konuşmadan daha uzun süreli olacaktır. Taklit ve parodinin gücü değerlidir, ancak bunu tedbirli bir şekilde kullanın, çünkü zeka kıvraklığı gülmeceden daha çok yüceltilmiştir. Şeriflerin arasında değilken bir Şerif’e gülünmesine sebebiyet vermeyin.
  13. Bir Arap’a asla el sürmeyin; kendinizi küçük düşürürsünüz. Açık bir şekilde gösterilen saygıda artış, size bir kazanç gibi gözükebilir, ancak yaptığınız şey esasında kendiniz ve onların iç dünyaları arasına bir duvar örmektir. Her şey yanlış yapılıyorken sessiz kalmak zordur, ancak kendinizi ne kadar tutarsanız o kadar büyük avantaja sahip olursunuz. Böylece de kendinizi çıldırtmamış olursunuz.
  14. Yönlendirilmesi her ne kadar çok zor olsa da, eğer onlara katlanma sabrına sahipseniz Bedevileri yönetmek kolaydır. Müdahaleleriniz ne kadar az görünür ise etkileri o kadar artar. Onlar sizin önerinizi ve isteğinizi takip etmeyi isterler ancak sizin ya da herhangi birinin bu durumun farkında olmasını istemezler. Tüm sıkıntılardan sonra onların iyi niyetinin gerçek kaynağını ancak en altta bulacaksınız.
  15. Elleriniz ile çok fazla şey yapmaya çalışmayın. Arapların mümkün olduğu kadar yapmaları sizin mükemmel bir şekilde yapmanızdan daha iyidir. Bu onların savaşı, ve siz onlara yardım etmek için varsınız, onlar adına kazanmak için değil. Esasında, Arabistan’ın çok tuhaf koşulları altında yaptığınız uygulama belki düşündüğünüz kadar çok iyi değildir.
  16. Eğer yapabilirseniz, çok müsrif olmadan kendinize hediyeler yaptırın. İyi zamanlanmış bir hediye şüpheli bir şeyhin dostluğunu kazanmak için çoğu zaman en etkili yoldur. Eli açık bir geri dönüş yapmadan asla bir hediye kabul etmeyin, ancak eğer veren kişiden özel bir hizmet talep ediyorsanız, bu geri dönüşü erteleyebilirsiniz (nihai sonucunun bilinmesine izin vererek). Sizden bir şeyler istemelerine izin vermeyin, çünkü doymazlıkları sizi sadece sağılacak bir inek olarak görmelerine sebebiyet verir.
  17. Bir kabile ile olduğunuzda bir Arap başlığı giyin. Bedeviler şapkaya karşı kötü niyetli bir önyargıya sahiptirler ve bizim bunu giyme ısrarımızın (muhtemelen İngilizlerin dikte etme inadı nedeniyle) bazı gayriahlaki ve gayri dini prensiplere dayandığına inanırlar. Kalın bir başlık güneşe karşı iyi bir koruma sağlar ve eğer bir şapka giyiyorsanız en iyi Arap arkadaşlarınız herkesin içinde sizi utandıracaktır.
  18. Kimlik gizlemek tavsiye edilmez. Bazı özel mekanlar haricinde, sizin bir İngiliz görevlisi ve bir Hristiyan olduğunuzun açıkça bilinmesine izin verin. Aynı zamanda kabileler ile iken Arap kıyafetleri giyebilirseniz üniforma içindeyken imkansız olacak derecede güvenlerini ve samimiyetlerini kazanacaksınız. Ancak bu tehlikeli ve zordur. Onlar gibi giyindiğinizde size özel izinler vermezler. Bir yabancının görgü kurallarına uymama serbestisi Arap kıyafetleri içerisinde iseniz size tanınmaz. Bir rolü hiç durmadan, dinlenmeden ve kaygılı bir şekilde aylarca oynayan yabancı tiyatrodaki bir aktör gibi olacaksınız. Arapların sizin yabancılığınızı unuttuğu ve sizi kendilerinden biri sayarak önünüzde doğal olarak konuştukları zaman ulaşılan tam başarı belki ancak karakter olarak elde edilebilir: fakat yarım başarıyı (çoğumuzun başarmak için uğraşacağı, ki, öbürü çok şeye mal olur) İngiliz kıyafetleri ile kazanmak daha kolaydır ve siz de onların kastettiği rahatlık içerisinde fiziksel ve zihinsel olarak daha uzun dayanabilirsiniz. Böylece Türkler, yakalandığınızda, sizi idam etmezler.
  19. Eğer Arap kıyafetleri giyiyorsanız, en iyisini giyin. Kıyafetler kabileler arasında önemlidir, ve siz de en uygun olanları giyip onları içerisinde rahat gözükmelisiniz. Eğer izin verirlerse bir Şerif gibi giyinin.
  20. Eğer tamamen Arap kıyafetleri giyiyorsanız, bunu tam olarak yapın. İngiliz dostlarınızı ve geleneklerinizi sahilde bırakın, ve tamamen Arap adetlerine başvurun. Onlarla bu seviyede başlayarak, Avrupalıların kendi oyunlarında Arapları yenmeleri mümkündür, çünkü biz eylemlerimizde daha güçlü gerekçelere sahibiz ve yüreğimizi onlardan daha fazla ortaya koyarız. Eğer onları aşarsanız, tam başarıya doğru büyük bir adım atmış olursunuz, ancak yabancı ve yarım anlaşılan bir dilde yaşamak ve düşünmek zorluğu, yabani yiyecekler, tuhaf kıyafetler ve daha acayip yollar, mahremiyetin ve sükunetin tamamen kaybı ile birlikte aylar boyunca başkalarını dikkatli bir şekilde taklit etmeyi bırakmanın imkansızlığı Bedevilerle, iklimle, ve Türklerle uğraşmadaki sıradan zorluklara ek bir stres eklemektedir ki, bu yol ciddi bir şekilde düşünülmeden seçilmemelidir.
  21. Dini tartışmalar sıklıkla olacaktır. Kendi tarafınızla ilgili söylemek istediklerinizi söyleyin ve onlarınkini eleştirmeyin, eğer meselenin onların dışında olduğunu bilmiyorsanız, bunun öyle olduğunu ispat ederek ağır bir şekilde eleştirebilirsiniz. Bedevilerde İslam her yeri kuşatan bir unsurdur ancak çok az dindarlık, çok az heves vardır ve kendilerinin dışındakilere saygı yoktur. Davranışlarına bakarak dikkatsiz olduklarını düşünmeyin. Eğer muhalefet ile kışkırtılmaz ise inançlarının doğruluğuna olan kanaatleri ve bunun günlük hayatın her eyleminde, düşüncesinde ve ilkesinde olan payı bilinçsiz bir şekilde çok yoğundur ve samimidir. Onlara göre din, uyku ya da yiyecek gibi tabiatın bir parçasıdır.
  22. Sizin savaş olarak bildiğinizden yararlanmaya çalışmayın. Hicaz sıradan taktikleri bozar. Bedevi savaş ilkelerini baştan sona ve mümkün olduğunca hızlı şekilde öğrenin, çünkü onları öğrenene kadar önerileriniz Şerif için yararlı olmayacaktır. Sayısız nesillerce devam eden kabile baskınları, savaş konusunda bizim ebediyen bileceklerimizden daha fazlasını onlara öğretmiştir. Alışık oldukları koşullarda çok iyi savaşırlar, ancak değişik olaylar paniğe sebebiyet verir. Birliğinizi küçük tutun. Onların baskın birlikleri genellikle yüz ve iki yüz adam arasındadır ve bir kalabalık toplarsanız sadece kafaları karışır. Aynı zamanda onların şeyhleri, takdire değer derecede birlik kumandanları olsalar da tabur ya da alay eşdeğerindekileri idare etmeyi öğrenmeye hazırlanmışlardır. Eğer Bedeviler çok güçlü şekilde sahip oldukları avcılık içgüdüsüne başvurmazlar ise ve başarı aşikar değilse, alışılmadık şeyler yapmaya kalkmayın. Eğer hedef iyi ise (ganimet) onlar canavar gibi hücum edeceklerdir, onlar muhteşem izcilerdir ve onların hareket kabiliyeti size bu yerel savaşı kazandıracak avantajı verir. Onlar ülke bilgilerini uygun bir şekilde kullanırlar (kabile adamlarını bilmedikleri yerlere götürmeyin), ve daha iyi adamları teşkil eden ceylan avcıları görünen hedeflerde çok iyi nişancıdırlar. Bir kabilenin şeyhi diğer kabilenin adamlarına emir veremez; bir Şerif ise karışık bir kabile kuvvetini idare etmek için gerekmektedir. Eğer beklenen bir yağma varsa, ve sayılar eşit ise siz kazanacaksınız. Bedevileri siperlere hücum ettirerek (yaralanmaya dayanamazlar) ya da bir konumu savunmayı deneterek harcamayın çünkü onlar kaytarmadan hareketsiz duramazlar. Hareketleriniz ne kadar alışılmışın dışında ve Arap gibiyse, Türkleri o kadar soğuk bulacaksınız, çünkü Araplar inisiyatif sahibi değildirler ve bunu sizden beklerler. Güvenliğe razı bir tutum sergilemeyin.
  23. Bedevilerin size hareket ya da hareketsizlik için verdikleri açık sebep doğru olabilir, ancak her zaman sizin sezebileceğiniz daha iyi sebepler olacaktır. Rotanız için nedenlerinizi şekillendirmeden önce bu gizli sebepleri bulmalısınız (bunlar reddedilecektir, ancak yine de işe yarayacaktır). İma, mantıklı açıklamalardan daha etkilidir: onlar özlü ifadeleri sevmezler. Zihinleri tıpkı bizimkiler gibi çalışır ancak farklı önceliklere dayanır. Araplarda mantıksız, anlaşılmayacak ya da gizemli hiçbir şey yoktur. Onlarla olan tecrübeniz ve onların önyargıları ile ilgili bilgileriniz size onların davranışlarını ve neredeyse her durumda hareket biçimlerini öngörme olanağını tanır.
  24. Bedevileri ve Suriyelileri ya da eğitimli adamları ve kabile adamlarını karıştırmayın. Birbirlerinden nefret ettiklerinden dolayı hiçbirisinden verim alamazsınız. Hiçbir zaman karışık bir operasyonun başarılı olduğunu görmedim ancak birçok başarısızlığa şahit oldum. Özellikle Türk ordusunun eski memurları her ne kadar düşüncelerinde, kanlarında ve dillerinde Arap olsalar da Bedevilerden umutsuzdurlar. Onlar taktiklerde dar kafalıdırlar, düzenli olmayan savaşlara kendilerini uyarlamada yeteneksizdirler, Arap muaşeretinde görgüsüzdürler, bir kabile adamına birkaç dakikadan daha fazla kibar olamayacak kadar kendilerini beğenmiştirler, sabırsızdırlar ve genellikle yolda ve harekatta askerleri olmadan çaresiz durumdadırlar. Emirlerinizi (eğer herhangi bir emir verecek kadar akılsız iseniz) herhangi bir Müslüman Suriye memurundan daha ziyade –muhtemelen- Bedeviler uygulamaya hazır olacaklardır. Arap şehirli insanları ve Arap kabile insanları birbirlerine karşı ilişkileri kötüdür ve bu kötü ilişkiler, kötü yabancılardan çok daha sakıncalıdır.
  25. Sıradan Arap örneğine rağmen, kadınlar hakkında çok serbest konuşmalardan kaçının. Bu da din kadar zor bir konudur ve onların standartları bizimkilerden çok farklıdır. Öyle ki İngilizcedeki zararsız bir ifade onlara çok pervasızca gelebilir, tıpkı doğrudan çevrildiğinde onların ifadelerinin de bize öyle gelebileceği gibi.
  26. Kendinize dikkat ettiğiniz gibi hizmetçilerinize de dikkat ediniz. Eğer sofistike birini istiyorsanız muhtemelen bir Mısırlı ya da Sudanlı almak zorunda kalacaksınız ve eğer çok şanslı değilseniz o sizin yolculukta güç bela ulaştığınız kazançları mahvedecektir. Araplar size pirinç pişirip kahve yapacaktır ve eğer botları temizlemek ya da yıkamak gibi erkekçe olmayan işleri yapmak gerekirse bunları size bırakacaklardır. Bunlar gerçekten, ancak siz Arap kıyafetleri içerisindeyseniz mümkündür. Hicaz’da yetişmiş bir köle en iyi hizmetçidir fakat onları sahiplenen İngilizlere karşı kurallar vardır ve onlar size ödünç verilmek zorundadır. Araziye doğru çıktığınızda, her halükarda yanınıza bir ya da iki Ukaylî [5] alın. Onlar Arabistan’daki en etkili rehberdirler ve develerden anlarlar.
  27. Arapları idare etme gizeminin başlangıcı ve sonu onları daima tetkik etmektir. Her zaman gardınızı alın; hiçbir zaman gereksiz bir şey söylemeyin: kendinizi ve yanınızdakileri her zaman gözleyin: geçen her şeyi duyun, yüzeyin altında olan bitenleri araştırın, karakterlerini okuyun, onların lezzetlerini ve zayıflıklarını keşfedin, ve bulduğunuz her şeyi kendinize saklayın. Kendinizi Arap camiası içerisinde gömün, elinizdeki işten başka bir çıkara ya da fikre sahip olmayın ki, beyniniz böylece sadece tek bir şey ile dolmuş olur ve haftalarca süren zorlu çalışmanın etkisini yok edecek hataları engellemedeki rolünüzü yeterince derin bir şekilde anlamış olursunuz. Başarınız bu yola bahşettiğiniz zihinsel çabanın oranına bağlı olacaktır.

[1] T. E. Lawrence, “Twenty-Seven Articles”, The Arab Bulletin, 20 August 1917 (http://wwi.lib.byu.edu/index.php/The_27_Articles_of_T.E._Lawrence)

[2] Eşraf, Şerif kelimesinin çoğuludur. Hz. Peygamberin torunu Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere verilen bir unvan olmakla birlikte, aynı zamanda bu soydan gelem Mekke emirlerine de verilen isimdir. Bu metinde geçen Eşraf veya Şerif, muhtemelen Şerif Hüseyin’in oğulları, Abdullah, Faysal, Zeyd ve Ali ve onların yakınlarıdır. (Çevirenin Notu)

[3] Efendim. (Ç.N.)

[4] Araplar birbirlerine isimleri ile değil, genelde ilk oğullarının ismini kullanarak seslenirler. Ebu Annad’da (Annad’ın Babası) olduğu gibi “…’nın babası” samimiyet belirtisidir. Evli olmayan veya bilinmeyen kişiler de “… kardeşim” şeklinde muhatap alınır. (Ç.N.)

[5] Hicaz’da iz sürme ve binicilikleri ile tanınmış bir kabile. (Ç.N.)

Lawrence’in 27 Maddesi Reviewed by on . T. E. Lawrence Kimdir? Lawrence 16 Ağustos 1888’de İngiltere’de doğmuştur. 1907’de Oxford’daki Îsâ Okulu’nun tarih bursunu kazanmıştır. Lawrence Suriye ve civar T. E. Lawrence Kimdir? Lawrence 16 Ağustos 1888’de İngiltere’de doğmuştur. 1907’de Oxford’daki Îsâ Okulu’nun tarih bursunu kazanmıştır. Lawrence Suriye ve civar Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: