Çarşamba , 20 Eylül 2017

Giriş » Analiz » Körfez’in Değişen Yüzü: Katar

Körfez’in Değişen Yüzü: Katar

22 Kasım 2015 Kategori: Analiz A+ / A-

Esra Çavuşoğlu*

Siyasi Sürgünlerin Sığınağı

Katar’ın kurucusu olarak kabul edilen Şeyh Casim b. Sani (1825-1913) yazdığı bir şiirde Katarı yerinden yurdundan edilmişlerin kabesi olarak nitelendirmişti (Kabe li’l Madiyoum). Gerçekten de modern Katar devleti tarihi misyonuna uygun bir şekilde çok sayıda siyasi yasaklıya sığınak olmuştur. Bunların başında Müslüman Kardeşler lideri Yusuf el-Kardavi ve 1999’dan itibaren zaman zaman Katar’da yaşayan Hamas lideri Halid Meşal gelmekle birlikte, eski Irak Dışişleri bakanı Naci Sabri el-Hadisi, tartışmalı Hindistanlı ressam M.F. Hüseyin, 2004’te Rusya tarafından suikastla öldürülen Çeçen lider Yandarbiyev, Ömer b. Ladin (Usame’nin oğlu), Saddam ailesinin bir çok üyesi, tartışmalı İslamcı vaizlerden Kanadalı Bilal Philips ve Amerikalı Wagy Ghoneim, 2005’ten beri ailesiyle Katar’da yaşamakta olan Moritanya başkanı Maoouya Sid Ahmed Taya, Cezayir İslami Selamet Cephesi lideri Abbas Medeni, Libyalı din adamı ve lider Ali Sallabi, İsrail parlamentosu üyesi Arap milliyetçisi Azmi Bişara gibi oldukça geniş bir siyasi ve dini yelpazeden bir çok profil Katar’a sığınmıştır.[1] Sergilediği bu hoşgörüye dayalı ev sahipliği politikası gibi diğer birçok alandaki politikaları ve özellikleri Katar’ı bölgesindeki diğer devletlerden ayırarak, küçük “rantiyer” bir Körfez ülkesi olmanın ötesinde ayrıcalıklı bir konuma yükseltmiştir.

Katar’ın uluslararası literatürde en fazla yer bulan özelliği pek tabiki onun dış politikada arabuluculuk girişimleri ile sergilediği diplomasi atakları olmuştur. Özellikle son on beş yılda Ortadoğu’daki önemli çatışma merkezlerinde barışı sağlamak üzere inisiyatif alarak arabuluculuk yapmıştır. Bunların başında Yemen (2007), Lübnan (2008), Sudan (2008-2010) gelmektedir. Her ne kadar Yemen’de yapılan barış anlaşması uzun süreli olmayıp bir yıl içinde yine çatışmaya dönüşmüş olsa da, Katar’ın arabuluculuk çalışmaları diğer arabulucularla kıyaslandığında genel olarak başarılı sayılmıştır. Bunun dışında İsrail-Filistin sorununa yönelik çeşitli girişimlerde bulunan Katar, Suriye’de (2014) arabuluculuk yaparak askeri milislerin ve Daiş ve el-Nusra’nın elinde bulunan çok sayıda Lübnanlı rehinenin serbest bırakılmasını sağlamıştır. Katar’ın kendi büyüklüğü ile kıyaslandığında çok daha büyük olan bu diplomasi girişimleri ona uluslararası bir aktör olma vasfı kazandırmış ve özellikle bölgesel çapta nüfuz ve etkinliğini arttırmıştır. Güney Kıbrıs’ın yakın zamanda, Katar’dan Kıbrıs meselesi konusunda arabuluculuk desteği talebinde bulunmuş olması[2] Katar’ın arabuluculuk konusunda kendisini kanıtlamış olduğunu gösteren bir emaredir.

Arap Baharı ve Katar

Katar’ı Körfez’deki diğer devletlerden ayıran bir diğer önemli özelliği de özellikle “Arap Baharı” sürecinde belirginleşen dış politika farkıdır. Sürecin başında gerçekleşen halkların demokrasi talepleri lehindeki gelişmeler; özellikle Tunus’ta Nahda ve Mısır’da Müslüman Kardeşlerin seçilmeleri, Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi sonucu, Körfez monarşileri kendilerini rejim güvenliği krizi içinde bulmuşlardır. KİK (Körfez İşbirliği Konseyi) ülkelerinin lideri Suudi Arabistan, Mısır’da Müslüman Kardeşler hükümetine yapılan askeri darbede önemli bir rol oynamakla kalmamış Körfez genelinde Müslüman Kardeşler aleyhinde baskıcı ve kısıtlayıcı politikaların geliştirilmesi için girişimlerde bulunmuştur. BAE, bunu daha da ileri götürerek Müslüman Kardeşler teşkilatını yayınladığı terörist organizasyonlar listesinde göstererek resmen terörist ilan etmiştir (2014). Bütün bu gelişmeler içinde, Katar diğer KİK ülkelerinden çok farklı bir güvenlik politikasına dayalı bir dış politika takip etmiştir. Katar, Arabistan[3] ve UAE’nin tam aksine Mısır’da darbe karşıtı ve Müslüman Kardeşlerin demokratik haklarını savunan bir politika benimsemiştir. MK lideri el-Kardavi’yi Mısır’a karşı koruma altına almış ve bu hususta KİK ülkeleri tarafından boykot edilmiştir. Tunus’ta da aynı şekilde en-Nahda yanlısı bir politika izleyerek, Nahda lideri Gannuşi’nin destekçisi olmuştur.

Katar dış politikası, Nahda ve Müslüman Kardeşler gibi ılımlı İslami siyasi hareketleri rejim güvenliği için bir tehdit olarak algılamamış ve bu siyasi çizgi doğrultusunda model alınan Türkiye ile yakın ilişkiler kurmuştur. Katar’ın siyasi arenada nüfuz ve etkinliğini güçlendiren en önemli araç hiç şüphesiz ki Al-Jazeera gibi bir medya gücüne sahip olmasıdır. Al Jazeera’nin Arap Baharı sürecinde Ortadoğu halkları üzerinde büyük etkisi olmuş ve Kardavi, Gannuşi, Meşal gibi liderler için önemli bir platform oluşturmuştur. Al-Jazeera faktörü aynı zamanda Katar’ın uluslararası platformda aktif ve bağımsız dış politikasını güçlendiren önemli bir unsurdur.

Aynı coğrafi bölgede, aynı siyasi düzene sahip ve Hidro-karbon kaynaklarına dayalı aynı ekonomik yapılanma içinde olmasına rağmen Katar’ın diğer Körfez ülkelerinden tamamen farklı bir dış politika yürütmesi, Katar’ın güvenlik algısı konsepti içinde yeniden değerlendirilmeli ve mevcut güvenlik çalışmalarına kazandırılmalıdır.

Finans Hareketleri ve Katar

Katar’ın uluslararası bir aktör olduğu bir diğer alan da finanstır. Katar global çapta uluslararası yatırımları ile son yıllarda Kuveyt, Abu Dabi gibi yatırımcı Körfez ülkelerinin önüne geçmiştir. 2005’te kurulmuş olan Katar yatırım ajansı (QIA), “global çapta en üst kalitede ve geniş yelpazeden varlıkların çeşitlendirilmiş portföyünü oluşturma” stratejisi ile Katar fonlarını kullanmakta ve bir taraftan Katar’a teknoloji transferini sağlamak üzere şirketleri Katar şubelerini kurmak üzere teşvik etmektedir.

Katar’ın uluslararası yatırım stratejisi aynı zamanda dış politika girişimlerinin bir stratejisi olarak planlanmakta ve yönetilmektedir. Ağırlıklı olarak Avrupa’da ve büyük firmalar üzerinde yoğunlaşan Katar yatırımı, (mesela 2009’da Porcshe’nin %10 unu satın almıştır) diğer taraftan dış politika stratejileri doğrultusunda Libya, Tunus (Arap baharında), Fas, Sudan, Eritre, Endonezya gibi birçok ülkede alt yapı, su, elektrik, iletişim, sağlık vb. alanlarda çok sayıda yatırım yapmıştır.[4] Bütün bu atak yatırım girişimleri sonucunda Katar kısa sürede, küresel gayri menkul, finans servisleri, sağlık ve inşaat sanayileri alanlarında hızlı, aktif, stratejik ve küresel bir yatırımcı olarak kendini göstermiştir.

İç Politika

Katar’ı diğer Körfez ülkelerinden farklı kılan başka bir özelliği de başarılı iç politikasıdır ki; ekonomik ve bilgiye dayalı kalkınma ile devlet yapılanmasında oluşturulan devlet (yönetici aile) ve toplum ilişkileri olmak üzere iki alandaki başarısı ile özetlenebilir. 90lı yıllardan itibaren dünyanın en büyük üçüncü LNG (likid doğal gaz) rezervlerine sahip olarak dünyanın en büyük LNG ihracatçısı ülke durumuna gelmesi sonucu Katar büyük bir ekonomik büyüme yaşamıştır. Katar özellikle son on yılda bu ekonomik gücünü yukarıda bahsedilen dış politika alanlarında bir avantaja dönüştürmeyi başardığı gibi iç politikada da ekonomik gücünü büyük bir modernleşme projesine dönüştürmüştür.

Bir önceki Katar Emiri Hamad b. Halife el-Sani, sahip olduğu geniş vizyonu ile Katar’ı hızla yeniden inşa ederek hala devam eden büyük bir dönüşüm sürecini başlatmıştır. Globalleşme ile oldukça bütünleşen bu kalkınma ve modernizasyon sürecinde iki önemli stratejinin vurgulanması gerekmektedir. Birincisi, Katar bu modernleşmeyi gerçekleştirirken Katar kültürünü ve onun bir parçası olan İslam kültürünü yansıtma ve öne çıkarma prensibini benimsemiştir. Modernleşme ve globalleşmenin beraberinde getirdiği batılı formları olduğu gibi almamış fakat mimariden sanata her alana yansıyan bu dönüşümü İslam ve Katar kültürü ile yorumlayarak gerçekleştirme eğiliminde olmuştur. Bunun için gerekli alt yapıyı oluşturmak üzere eğitim, bilim, kültür ve sanat alanlarında özellikle Katar Vakfı projeleri kapsamında büyük yatırımlar yapmakta ve en son teknoloji ve sistemlere entegre olmaktadır. Bu özelliği ile ekonomik refah ve modernleşmesini gerçekleştirmiş olan Dubai, Abu Dabi gibi diğer Körfez emirliklerine fark atmaktadır.

İkinci strateji ise, Katar’ın modernleşme doğrultusunda devletin yeniden inşasını sosyal aktörleri de bu sürecin paydaşları olarak işin içine katarak gerçekleştirmesidir. Devlet yani el-Sani ailesi ile toplum arasında sağlam ilişkiler tesis edilmiş, Katar toplumunu oluşturan kabilevi yapıdaki diğer aileler de ranta ve modernleşme sürecindeki karar alma mekanizmalarına ortak edilmişlerdir. Bu sistem sadece Katar elitleri ile sınırlı kalmamış ticaret mensubu orta sınıf yaratılarak bu sisteme dahil edilmiştir. Oldukça küçük bir nüfusa sahip olan Katar toplumunun yönetilmesinin kolay olması elbette ki bu yapılanmayı kolaylaştırmıştır. Katar devleti ve toplumu arasında kurulan derin, iç içe geçmiş ve yaygın güçlü bağlar sayesinde ülke içi istikrar kazanılmış ve bu şekilde el-Sani ailesinin gücünün sağlamlaştırılması ile birlikte devlet ve toplum ilişkileri sağlamlaştırılmıştır. Bu güçlü devlet yapısı, Katar milliyetçiliğinin tesisini hızlandırmış, hatta “Katarlılaştırma” (Qatarization)[5] terimini literatüre sokacak düzeyde bir milli bilinç geliştirilmiştir. Bu sonuç Katar’ın rejim güvenliği konusundaki yaklaşımının diğer Körfez ülkelerinden farklı olmasını etkileyen faktörlerden biri olmuştur.

Katar Selefiliği

Katar Hanbeli okulunun hakim olduğu selefi-vehhabi bir İslami düşünce geleneğinden gelmektedir. Katar’ı yöneten el-Sani ailesi aslen vehhabiliğin kurucusu olan Muhammed el-Vahhab’ın ailesinin mensup olduğu Orta Arabistan’daki Beni Tamim kabilesinden gelmektedir. Bu mezhep birliği Katar ve Suudi Arabistan yakınlığını ve Katar üzerinde S. Arabistan’ın nüfuz ve etkinliğini tesis ettiği bir alanı oluşturmaktadır. Böyle bir bağın önemli bir göstergesi, 2011’de Doha’da açılan Katar Ulusal Camisine Abdulvehhab Camisi adının verilmiş olmasıdır.

Bu önemli ve temel faktöre rağmen, Katar’ın Selefilik yorumunda Suudi Arabistan’ın vehhabilik yorumuna ve Ortadoğu’daki diğer Selefi grupların yorumlarına kıyasla önemli farklılıklar göstermektedir. Katar Selefiliği nispeten çok daha ılıman bir çizgide seyretmiş ve diğer Selefi yorumlarda görülen aşırı katı ve dışlayıcı uygulama ve yaklaşımlara tarihi boyunca sahip olmamıştır. Bu da Katar’ın sosyal ve sosyo-kültürel dinamiklerini etkileyen önemli bir faktör olmuştur. Katar’ın değişime, dönüşüme ve modernleşmeye açık ama aynı zamanda dini referanslarını muhafaza eden toplumsal dinamikleri, Katar’ın bir çok alanda uluslararası bir aktör olmasını sağlayan politikaları üzerinde etkili unsurlardan biridir. Katar bu özelliği ile de diğer Körfez ülkelerinden farklı bir profil oluşturmaktadır.

Katar Politikalarının Kaynakları

Ana hatlarıyla yukarda özetlemeye çalıştığımız Katar’ı diğer Körfez ülkelerinden ayıran özellikleri ile Katar uluslararası literatürde önemli tartışma alanı bulmuş ve Katar üzerine çalışmalarda son yıllarda artış görülmüştür. Bu çalışmalarda, oldukça genç ve küçük bir şehir devleti olan Katar’ın bölgesel ve küresel düzeylerde, dış politikadan enerji ve finansa bir çok alanda bağımsız ve aktif bir uluslararası aktör konumuna gelme kapasitesi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Katar politikalarının diğerlerinden farkının analizinde çok çeşitli faktörler ileri sürmek mümkündür fakat burada derinlik ve etkinlik noktasında en önemli iki faktör üzerinden açıklanacaktır.

Birinci faktör, tarihsel boyuta işaret etmektedir ki Katar’ın tarihine gidildiğinde ikiyüz yıl önce Katar’ın yine bölgedeki civar şeyhliklerden farklı bir politika ve yaklaşım sergilemekte olduğu görülmektedir. 16. yüzyıldan itibaren siyaseten Osmanlı idaresi altında bulunan Katar, 19. yüzyılda, Basra vilayetine bağlı bir kaza olarak bölgede Osmanlı ve İngiliz çekişmesine sahne olan yönetimlerden biri idi. Özellikle Hindistan sömürgesi için oldukça stratejik bir konumda olan Basra Körfezi üzerinde fiili hakimiyetini kurmak amacıyla İngiltere, Osmanlı İmparatorluğuna karşı mücadele etmiştir. İngiltere bölge şeyhliklerini Osmanlı hakimiyetinden çıkarıp siyaseten kendi koruması altına almak ve bölgedeki Almanya gibi diğer rakiplerine kaptırmamak amacıyla her birini (Trucial Şeyhlikleri, Bahreyn, Kuveyt) 1820-1899 yılları arasında bir dizi anlaşma ile kendisine bağlamıştır. Katar lideri Casim b. el-Sani, İngilizlerle Osmanlı devleti arasında denge kurmaya yönelik bir politika güderken, bölgedeki diğer liderlerden farklı olarak hiç bir zaman iradesini İngilizlere teslim etmemiştir.[6] Bunun sonucunda Katar İngiltere ile bölgede en son; Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı’nın bölgeyi terk etmesi üzerine, 1916 yılında anlaşma yapmış ve 1971’e kadar kaldığı İngiliz hamiliğine girmiştir.

Katar’ın oluşumunun tarihsel sürecindeki diğer bir faktör de 1950lerin başında, Müslüman Kardeşler ekibinin Katar’a gelerek eğitim faaliyetlerine başlaması ve eğitimin bu şekilde kurumsallaşmış olmasıdır. Müslüman Kardeşler girişimine kadar Katar’da eğitim çok az gelişmiş olup yerel hocalardan ders alan az sayıda öğrenci bulunmakta idi. Hasan el-Benna ve Kardavi gibi MK liderlerine yakın din adamı ve bilginlerin Katar’da kurdukları eğitim sistemi sonucu eğitim kurumsallaşmış ve MK ideolojisi etkisi altında gelişmiştir. 50’li yılların sonlarında Katar’a da yansıyan Arap Milliyetçiliği ve onun temsilcililerinin girişimleri sonucu MK yöneticileri saf dışı bırakılmış olsa da, Arap Milliyetçiliğini tehdit olarak gören İngiltere’nin müdahalesi sonucu yine MK hâkimiyetindeki eğitim sistemine devam edilmiştir.[7] 1950’lerden itibaren petrol üretimine geçen Katar yeni bürokratik ihtiyaçların ortaya çıkmasıyla ancak bu tarihlerden itibaren devlet olma yolunda kurumsallaşmaya başlamıştır. Bu kurumsallaşma ve devlet yapılanması sürecinde MK okullarında yetişen eğitimli gençlerin görev almış olması kaçınılmaz bir şekilde MK düşünce sisteminin Katar’ın oluşumunda etkili olmasına yol açmıştır. MK dışında 1950 ve 1960’larda çok sayıda Filistin entelektüelinin göçmen olarak Kuveyt’e olduğu gibi Katar’a gitmeleri sonucu eğitim sisteminde aktif görevler almışlardır. Mahmud Abbas (1957-1969) gibi bir çok FKÖ ve Fetih lideri Katar’da çalıştıktan sonra Filistin’e lider olarak dönmüşlerdir.[8]

İkincisi ise liderlik faktörü olup, 2 yıl önce yönetimi oğlu Tamim b. Hamad el-Sani’ye devreden Katar Emiri Şeyh Hamad b. Halife el-Sani’nin liderlik vasıfları ve geniş vizyonunun Katar’ı dönüştüren ve uluslararası bir aktör konumuna yükselten politikalar üzerindeki etkisine işaret edilmektedir. Şeyh Hamad’ın 1995 yılında emir olmasından sonra Katar’ın ekonomik patlama yaşamış olması elbette Katar’ın hedef ve politikalarını uygulaması için büyük bir avantaj olmuştur. Fakat vizyon, strateji ve dengeye dayalı bir siyasi yönetim olmaksızın sadece ekonomik sebeplerle Katar gibi küçük bir ülkenin büyük atılımlar gerçekleştirmesini açıklamak mümkün değildir. Bilakis dünyanın en zengin ülkelerinden biri haline gelmiş bir şehir devletinin ulusal çıkarları için küresel çapta, değerler üzerinden nüfuz alanı oluşturacak politikalar geliştirme gereksinimi içinde olması uzak bir ihtimaldir. Emirin hem iç hem dış politikadaki başarılı denge siyaseti, stratejik yol haritası belirlemesi, uluslararası arabuluculuk girişimlerinde dünya liderleri ile kurduğu diplomatik ilişkilerdeki başarısı ve eşi Şeyha Moza’nın vizyonu ve kamuoyunda geniş karşılık bulan girişimleri ile Katar’a toplam değer kazandırmıştır. Mevcut Emir, Şeyh Hamad’ın oğlu Şeyh Tamim henüz yeni bir vizyona işaret eden bir politika geliştirme eğilimi göstermemiş olmasına rağmen, babasının emirliği döneminde geliştirilen politikaları takip ettiği görülmektedir.

Sonuç

Stratejik derinlik düzleminde, tarihsel faktörler ve liderlik faktörü toplamının, enerji kaynakları ve finans gücü çarpanları ile birleşmesi sonucu küçük ve yeni bir devlet olan Katar, on beş yıl önce bilinmeyen bir devlet iken bugün hakkında bir çok kitabın yazıldığı ve akademik çalışmaların yapıldığı bir ülke haline gelmiştir. Katar, Körfez’de ve Ortadoğu’da başarılı bir denge politikası temelinde barışçı ve uzlaşmacı girişimleri ile kendi bağımsız ve aktif dış politikasını uygulama alanı bulmuş, cömert, yardımsever, arabulucu, girişimci, yatırımcı gibi vasıfları ile bölgede nüfuz edinmiş ve küresel düzeyde bir etki alanı oluşturmayı başarmıştır. Aynı coğrafi, siyasi, ekonomik, etnik ve kültürel alt yapılara sahip olan diğer Körfez monarşilerinden Katar’ın farklılaşmasının sebebi, bu ülkelerin Katar’ın yakaladığı stratejik derinlik düzlemini yakalayamamış olmaları ile açıklanabilir.


* Marmara Üniversitesi, Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü, Doktora Öğrencisi


[1] David Roberts “Qatar and the Muslim Brotherhood: Pragmatism or Preference?” Middle East Policy, volume XXI, No:3, Fall 2014 sayfa 90

[2] David Roberts, “Qatari Madiation”,

[3] Yeni Arabistan Kralı Selman, Arabistan’ın Müslüman Kardeşler politikasında değişim yapması sonucu yeni dönemde Arabistan ve MK ilişkileri normalleşme sürecine girmiş bulunmaktadır.

[4] Kamrava, Qatar Small State, Big Politics, 2013 s. 97

[5] Katarizasyon, Katar sanayi ve iş hayatında Katarlı iş gücünü %50 oranına yükseltme hedefine yönelik bir devlet girişimidir. Bkz. www.qf.org.qa/content/about/jobs/qatarization

[6] Bkz. Zekeriya Kurşun, Katar’da Osmanlılar, Basra Körfezinde Osmanlı İngiliz Çekişmesi, 2004 TTK Ankara

[7] Bkz. David Roberts, 2014

[8] Age, s.87

Kaynaklar

Gray, Matthew, Qatar: Politics and the Challenges of Development, 2013

Kamrava, Mehran, Qatar Small State, Big Politics, Cornell University Press 2013

Kurşun, Zekeriya, Katar’da Osmanlılar, Basra Körfezinde Osmanlı İngiliz Çekişmesi, Türk Tarih         Kurumu, Ankara 2004

Roberts, David B, Qatar Securing the Global Ambitions of a City-State, Hurst Publishers, London 2015

Roberts, David. “Qatar and the Muslim Brotherhood: Pragmatism or Preference?” Middle East Policy, Vol.XXI No.3 Fall 2014

Roberts, David. “Qatari Mediation”

Ulrichsen, Kristian, “Coates, Qatar: Emergence of Regional Power with International Reach”, Jan 2012 

Körfez’in Değişen Yüzü: Katar Reviewed by on . Esra Çavuşoğlu* Siyasi Sürgünlerin Sığınağı Katar'ın kurucusu olarak kabul edilen Şeyh Casim b. Sani (1825-1913) yazdığı bir şiirde Katarı yerinden yurdundan ed Esra Çavuşoğlu* Siyasi Sürgünlerin Sığınağı Katar'ın kurucusu olarak kabul edilen Şeyh Casim b. Sani (1825-1913) yazdığı bir şiirde Katarı yerinden yurdundan ed Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: