Cuma , 24 Kasım 2017

Giriş » Analiz » Filistin Devleti ve Afrika Ülkeleri

Filistin Devleti ve Afrika Ülkeleri

14 Aralık 2014 Kategori: Analiz A+ / A-

Filistin Devletini Tanıyanlar ve Tanımayanlar

Güney Amerika’nın Kolombiya hariç tamamı, Kuzey Amerika’da ABD, Kanada ve Meksika dışında iki kıtayı bağlayan bölgedeki ülkeler ile Karayip adalarının önemli kısmı Filistin’i devlet olarak tanımaktadırlar. Güney Amerika ile Afrika’nın benzeri durum Asya’da da geçerli olup sadece Myanmar, Güney Kore, Japonya ve Tayvan Filistin’i bağımsız bir devlet olarak görmemektedirler. Avustralya ve Yeni Zelanda da Filistin’i tanımayan ve tanımayı düşünmeyenler arasındadır. Avrupa Filistin konusunda hala peşin fikirliliğini sürdürmektedir. Özellikle kıtanın orta ve batı bölgelerinde henüz Filistin meselesi gerekli ilgiyi görmemektedir. Diğer taraftan Akdeniz’de Malta; Doğu Avrupa’da Yunanistan, Makedonya, Kosova, Moldova hariç tüm ülkeler; Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya ve Sovyetlerden kurutulan tüm Baltık cumhuriyetleri de Filistin’in yanında yer almaktadırlar.

Filistin’in bağımsızlığını ilan edişinin üzerinden 25 yıl geçtikten sonra Avrupa ülkelerinin günah çıkarır gibi veya olayı yeni fark etmiş gibi tanıma yarışına girişmeleri, gerçekleri kavramada bir art niyet olarak okunmayacaksa, yıllarca süren siyasi bir inat ve daha da kötüsü hantallıkları olarak değerlendirilebilir. Ortadoğu’nun en hassas bölgesi olan Filistin’in 20. yüzyılda 190 küsur bağımsız devlet arasında bulunmasının, kendilerini yeryüzünün en güçlüleri gören ve geçmişte bir şekilde haksız elde edilmiş yegane söz sahipliğini bırakmayan devletler tarafından istenmediği anlaşılmaktadır.

Büyük Okyanus’ta, Hint Okyanusu’nda, hatta Karayip Adaları’nda, çoğu yapay konumlara sahip ve kendilerine has kimlikleri dahi bir türlü oluşamamış adacıklara devlet hakkı kolayca verilirken; tarihin en fazla mağdur edilen halklarının başında yer alan Filistinlilere bu hakkın verilmemesi dünya düzeninin her defasında yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir. Üstelik bu talebin dillendirildiği her defada cezalandırılmaları ve adeta küçücük mekanlara sıkıştırılıp, topraksız bırakılmaları da dikkate alınması gereken bir diğer gerçektir. Son 60 yıldır bu sorunun tarafı görünen Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak ve neredeyse diğer tüm Arap ülkeleri de meselede gösterdikleri acziyetin kendi meşruiyet sorunları ile ilgili olduğu çıkarımı yapılmaktadır. Oysa bu devletler meşruluklarını büyük ölçüde bu sorundan almakta ve her vesile ile sorunu kendi kamuoylarının nabzını tutmakta cömertçe kullanmaktadırlar. Acaba Filistin Devleti’nin kurulması ve sorunun tükenmesi onlarda yeni bir meşruiyet tartışmalarını başlatacağı endişesi mi yaratmaktadır?

Bilindiği gibi dünyaya düzen verme görevi edinen ABD, 2011 yılında Filistin UNESCO’ya üye ülke olarak kabul edilince bu kuruma yaptığı maddi desteği kesmişti. Ama İsrail’i üzmemek için attığı tüm yok sayıcı adımlara rağmen Filistin, 2012 yılında BM’e gözlemci üye olarak kabul edilmişti. Ancak bu süreçte de Afrika ülkelerinden Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Malavi, Ruanda ve Togo çekimser kalarak bir anlamda İsrail lehine davranmış oldular. 

Filistin’e Afrikalıların İlgisi ve İsrail Atağı

29 Kasım 1988 yılında sürgünde bağımsızlık ilanının Filistin sorununu çözeceği zannı gerçeğe dönüşmedi. Çünkü dünyanın kaderi üzerinde söz sahibi olanlar bu gelişmeyi yeterince dikkate almadı. Hatta kısmen kendi iradelerinin dışında gelişen bir durum olduğu için de ters tepki yarattı. Bu süreçte Filistinlilerin halinden en iyi anlayanlar ve hızlı refleks geliştirenler genelde Afrika ülkeleri oldu. Daha bağımsızlıklarını kazandıkları 1960 yılı ve sonrasında Filistin’e en yakın ilgiyi onlar duydular.

Buna rağmen, konuya tam vakıf olamadıkları ve sadece post-kolonyal bir psikoloji ile Filistin sorununa yaklaştıkları için Afrikalılar da gerçek manada bir siyaset geliştiremediler. Diğer taraftan aynı süreçte Afrikalı devletlerin geleceğini iyi okuyan İsrail, bağımsızlığına kavuşan her Afrika ülkesi ile daha 1958 yılından itibaren ilişkiye girmeye başladı. Kısmen kendi etrafındaki kuşatmayı uzaktaki dostlukları ile kırmak amacını güden bu siyaset, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Golda Meir tarafından bütün yeni bağımsız devletler ziyaret edilerek hazırlandı. Aslında yeni kurulan bu devletler için de İsrail önemli bir açılım olarak görülüyordu. Nitekim bu çalışmalar 30 kadar Afrika devletini İsrail’in değişmez müttefiki yapacaktır. Ancak kendi gelişmelerini ve devletleşme sürecini tamamlayan Afrikalı yöneticiler meseleye yeniden bakma ihtiyacı duyacaklardır. 1970’lerin sonundan itibaren Afrika ülkelerinin İsrail ile ilişkilerinde gittikçe azalma ve ciddi donukluk, hatta durma noktası yaşandığı görülmektedir. Özellikle şimdiki adıyla İslam İşbirliği Teşkilatı olan “İslam Konferansı Teşkilatı”’nın Filistin davasına verdiği öneme binaen ve de Kuzey Afrika ülkelerinin faal şekildeki gayretleri Afrika’da İsrail karşıtlığını canlı tutmaya yetti.

1986 yılında kendisi daha önce Hıristiyan iken Müslüman olan Gabon devlet başkanı Ömer Bongo, Afrika Birliği Teşkilatı’nda yaptığı bir konuşmasında İsrail ile tesis edilen o günkü ilişkiden rahatsız olduğunu etkili bir şekilde dile getirmişti. Kuzey Afrika ülkelerinin İsrail ile ilişkileri kesme yönündeki çalışmaları da meyvelerini vermekteydi. Başta ziraat işletmeleri alanlarında ve üniversite eğitiminde olmak üzere ırk ayrımcılığının ağır baskısının devam ettiği “apartheid” idaresindeki Güney Afrika, o zamanki adıyla Zaire olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Lesoto, Malavi ve Svaziland hariç Afrika ülkelerinin hepsi İsrail ile ilişkilerini kestiler. Son üç ülke o dönemde İsrail ile sıkı ilişkileri olan Güney Afrika’nın uluslararası alanda verdiği siyasi kararların etkisi altındaydı.

1988 yılında Filistin bağımsızlığını ilan edince, Afrika ülkelerinin büyük çoğunluğu, hemen aynı aylar içinde, az bir kısmı ise 1989 yılında Filistin’i tanıdılar. Güney Afrika, Malavi ve Svaziland da 1990 yılında diğer kıta ülkelerine uydu. Lesoto, Batı Afrika ülkelerinden Liberya gibi ülkeler 2011 yılında Filistin’i en son tanıyan kıta ülkeleri safında yer aldılar. Batı Afrika ülkelerinden Fildişi Sahili de 1962’de İsrail’e giden Félix Houphouet Boigny’nin kurduğu yakın ilişkiler yüzünden ancak 2008 yılında Filistin’i tanıyabilmişti. Bugünkü tabloya gelince, sadece İsrail ile çok gizemli ilişkileri olan Kamerun ve 1993 yılında Etiyopya’dan bağımsızlığını alan Eritre, Filistin’i tanımayan Afrika ülkesi olarak kaldılar.

Filistin Devleti Niçin Tanınmadı?

Filistinlilerin acısını göremeyen birkaç Afrika ülkesini engelleyen neydi? İsrail ile ne tür menfaatleri olabilirdi?

Filistin’i hala tanımakta direnen Kamerun devlet başkanı Paul Biya, 1984 yılında askeri darbeye maruz kalınca yakın koruma güvenliğini İsrailli Avram Avi Sirvan isimli bir albaya vermesi bile başka sebep aramayı gereksiz kılmaktadır. İktidardan uzaklaştırdığı Müslüman lider Ahmadou Ahidjo’nun Altı Gün Savaşı akabinde İsrail ile kestiği münasebetleri o, hiç vakit geçirmeden tekrar bu koruması aracılığı ile kurdu. Ama çok güvendiği bu istihbaratçı subay 2010 yılında bir helikopter kazasında öldü. Ancak bu süreç içinde iki tarafın ilişkilerini sabit tutacak pek çok yeni isimlerin ortaya çıktığı ve kurumlaşan bir ilişki yaratıldığı gözden kaçmadı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Mobutu dönemini sonlandıran Laurent Desire Kabila’nın iktidarlarını ayakta tutanın İsrailliler olduğu her vesile ile ifade edilmektedir. Zaten 2001 yılında uğradığı suikast sonucu oğlu Joseph Kabila’nın iktidara taşınmasına da katkı verdiler. Joseph Kabila’nın ayrıca ortağı olduğu önemli işletmeler tamamen İsrailli ortakları ile çalışmaktadırlar.

Togo, İsrail’den aldığı bazı imkanlarla kalkınma hamleleri yapmasını kazanç sayıp, Filistin’i tanımaya yaklaşmamıştır. Malavi’deki maden işletmelerinin genelde Yahudilerin elinde olmasından dolayı devlet başkanı eski İngiliz sömürgesinden olmanın da tesiriyle onların çizgisinde gitmeyi tercih etti. Ruanda’daki katliam en çok İsrail’e yaramıştır. Ülkenin zenginliklerini elinde bulunduran başkanın şirketleri ile İsrailli şirketlerin ortak iş yaptığı bilinmektedir. Nijerya İsrail’den en fazla silah alan ülkelerden olup, son yıllarda yaklaşık bir milyar dolarlık alımda şaibeli işlemler ortaya çıkmış ve devlet başkanı Goodluck Jonathon’ın adı rüşvete karışmıştı. Ülkedeki internet üzerinden iletişim konusunu İsrailli bir firmanın sağlaması da başlı başına değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Güney Afrika ve Filistin

1980’lerin sonundaki uzak duran tavrını apartheid sonrası tamamen geride bırakan Güney Afrika’nın İsrail’e giderek mesafeli davrandığı açıkça gözlenmektedir. 2005 yılında İsrail mallarına karşı boykot, mevcut yaptırımların iptali ve uygulamaların durdurulması (Boycott, Désinvestissement, Sanctions-BDS) şeklinde bir destek kampanyası başlattılar. 2012 yılında Johannesburg Üniversitesi İsrail’deki Ben Gurion Üniversitesi ile daha önce başlattığı akademik bağlarını kopardı. 2009 yılından itibaren halen Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı ve ülkenin önde gelen önemli siyasetçilerinden olan Maite Nkoana-Mashabane’nın henüz bir yıl önceye tesadüf eden 2013 yılı Kasım ayında İsrail hakkında yaptığı açıklamalar bu ülkede yaşayan 80.000 Yahudi’nin dahi huzurunu kaçıracak diye İsrail devletini hayli rahatsız etti.

Tecrübeli bakanın Filistin haritasına bakınca gece uyku uyuyamadığını, Batı Şeria’nın İsrail’in sömürgesine dönüştürüldüğünü, Filistin’in mücadelesinin kendi mücadeleleri olduğunu belirtmesi, fanatik Yahudi siyasetçilerinin dindaşlarının derhal bu ülkeyi terk etmelerini istemelerine sebep oldu. Maite Nkoana-Mashabane, İsrail ile ilişkileri yavaşlatmanın, sınırlandırmanın zamanı geldiğini ve artık Filistinlilerin mücadelesine destek verdiklerini, bundan böyle Güney Afrika’dan bakanların İsrail’e resmi ziyaret yapamayacağını dahi söyledi. İsrail eski Dışişleri bakanlarından ve en fanatiklerinden Avigdor Lieberman yapılan bu açıklamaları ülkesine ve Yahudilere karşı düşmanlık olarak gördüğünü, dindaşlarından çok geç olmadan Güney Afrika’yı terk etmelerini isteyecek kadar korkuya kapıldığı o tarihlerde gözlemlendi.

Her ne kadar Güney Afrika devlet başkanlığı bir açıklama yaparak Yahudilerin ülkelerinde huzur içinde yaşayıp korkmamaları gerektiğini ve bakanlarının İsrail’e gitmelerini yasaklayan bir kararlarının olmadığını açıklasa da araya ciddi soğukluk girdi. Güney Afrika artık Filistin için en geçerli çözümün 4 Haziran 1967 tarihinde belirlenen sınırlar içinde ve Doğu Kudüs başkent olacak şekilde bağımsızlığının ilanı olduğunu resmen beyan etmektedir. Devlet başkanı Jacop Zuma da 26 Kasım 2014 günü Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas’ı ülkesine davet ederek, Filistin’in mücadelesini kendi mücadeleleri olarak gördüğünü ve iki özel temsilcisini özelde bu davanın takibi olmak üzere, tüm Ortadoğu konusunda görevlendirdiğini bildirmiştir. 1967’deki sınırlara uygun ve Doğu Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız Filistin devletinin tanınmasına desteklerini tekrarlayarak niyetlerini bir kez daha belirtmiştir.

Senegal ve Filistin  

Afrika ülkelerinden Filistin davasına en güçlü destek veren ülkelerden Senegal’de her yıl 29 Kasım günü yapılan “Filistin dayanışma günü” etkinliğine ülkenin önde gelen siyasetçileri, dini önderleri, aydınları ve diplomatları katılıyor. Senegal BM bünyesinde 1975 yılında kurulan “Filistin Halkının Devredilemez Haklarını Kullanma Komitesi” başkanlığını kesintisiz sürdürmektedir. Senegalli siyaset ve devlet adamları 135 ülkenin Filistin devletini tanıdığını, Dakar’da iktidara gelen tüm hükümetlerin Filistin’in tanınmasını savunduklarını, Afrika ülkelerinin sömürgeciliğin ve ırk ayrımcılığının ne olduğunu gayet iyi bildikleri için bu davadan yana tavır takındıklarını çekinmeden dile getiriyorlar.

İsrail’i Devlet Olarak Tanımayan Afrika Ülkeleri

Güney Amerika’da Küba hariç tüm ülkeler İsrail’i tanımaktadır. Avrupa’da İsrail’i tanımayan ülke bulunmamaktadır. Asya’da ise Ortadoğu bölgesindeki Arap ülkelerinin tamamı İsrail’i tanımamaktadır. Ayrıca İran, Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Borneo ve Endonezya ile Kuzey Kore de İsrail’i tanımamakta ısrarlılar. Sadece İran’ın tanımaya meyilli olduğu yönünde bilgiler var. Ayrıca Arap ülkelerinin bazılarının tanımasa da giriştikleri doğrudan ilişkiler ile zımnen tanıdıkları varsayılabilir.

Kuzey Afrika ülkelerinden Mısır hariç (1982’den itibaren İsrail’i tanıyor), Libya, Tunus, Cezayir, Sudan, Fas; Sahraaltı Afrika ülkelerinden Mali, Gine, Nijer, Çad, Somali, Cibuti (tanıdığı halde diplomatik ilişkileri yoktur) İsrail’i tanımamaktadırlar. Komor Adaları ve Moritanya (1999’da İsrail’i tanıdı, 2009’da ise ilişkilerini kesti) da tanıyanlar arasında yer aldı.

Genel olarak, harita üzerinde bakınca İsrail’i tanımayan ülkeler Mısır hariç Mağrip ülkelerinin tamamı, Batı Afrika’da Mali, Gine; Merkezi Afrika’da Nijer, Çad; doğuda Sudan, Cibuti ve Somali olduğu görülüyor. Sadece bu ülkelerin son 10 yılda içinden geçtikleri süreçleri düşününce çoğunluğunun İsrail’i tanımayan ülkeler olması tesadüf olamaz. Afrika’da sıfırlanan itibarını 1980’li yıllarda Mısır’ın İsrail ile -uluslararası siyasi malzeme yapılarak- yakınlaşmasıyla, Afrikalıların Körfez Araplarından daha çok Arap olamayacakları fikri yayılarak yeniden irtibat kurmaları sağlandı. Yakın geçmişte 48 yıllık iç savaşını tamamlayan Çad’ın da İsrail’i tanıma yönünde karar alabileceği tahmin edilmektedir.

Filistin’de, Gazze’ye yapılan son İsrail saldırısı Afrika’da ciddi tepkilere sebep oldu. Mali 25 Temmuz’u milli yas günü ilan etti. Güney Afrika Cumhuriyeti de Filistin’e yapılan saldırı karşısında Filistinlilerle beraber olduklarını açıkladı. İsrail’i bir “Yahudi Devleti”’ne dönüştürme planı devam edecek olursa Afrika ülkeleri ile ticaretinin ve diplomatik ilişkilerinin kesilmesi ihtimali oldukça yüksek görülmektedir.


 Bu yazı ORDAF Ortadoğu Araştırmaları Grubu tarafından hazırlanmıştır.

Filistin Devleti ve Afrika Ülkeleri Reviewed by on . Filistin Devletini Tanıyanlar ve Tanımayanlar Güney Amerika’nın Kolombiya hariç tamamı, Kuzey Amerika’da ABD, Kanada ve Meksika dışında iki kıtayı bağlayan bölg Filistin Devletini Tanıyanlar ve Tanımayanlar Güney Amerika’nın Kolombiya hariç tamamı, Kuzey Amerika’da ABD, Kanada ve Meksika dışında iki kıtayı bağlayan bölg Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: