Çarşamba , 22 Kasım 2017

Giriş » Analiz » Eş-Şebâb Örgütü’nün Anatomisi

Eş-Şebâb Örgütü’nün Anatomisi

23 Mart 2016 Kategori: Analiz, Manşet A+ / A-

Somali tarihinin son yüzyılında, dönüm noktası olarak sayılabilecek iki temel olgu vardır. Bunlardan birincisi, 1969’da Muhammed Siad Barre’nin [1] (1919-1995) darbeyle Somali’de iktidara gelerek otoriter bir idare anlayışı benimsemesidir. İkincisi ise; Barre rejiminin 1991 yılında yıkılması ve ülkedeki kabilecilik anlayışının bir neticesi olarak merkezî yönetimin bu tarihten itibaren kurulamaması sonucu ülkenin kuzeydeki Somaliland ve yarı-özerk Puntland olarak iki ana parçaya bölünmesidir.

Muhammed Siad Barre’nin, iktidara gelir gelmez yaptığı ilk şey, otokratik bir yönetim kurmak ve sosyalizm modelini benimsemek olmuştur. [2] Stalin dönemini anımsatan uygulamaları benimseyen Barre, idaresi karşısında tehlike olarak gördüğü, içtimaî veya siyasî bütün yönleriyle İslam’ı savunanlara karşı adeta savaş açmıştır. Bu dönemde, katı ve laik reformist bir anlayış çerçevesinde revizyona gitmeye çabalamış ve bu çabaların bir ürünü olarak seküler bir anayasa oluşturmuştur. Müslüman halk ile Barre hükümeti arasındaki tam kopuş, yeni anayasa hükümlerinin reddedilmesine bir cevap olarak Barre’nin kimi zaman idama varan sert müdahalesiyle yaşanmıştır. Somalili yazar Elmi’ye göre; bu olayda işkence gören ve öldürülen kişilerin Somali toplumunun hafızasında açmış olduğu yaralar, günümüzde var olan sorunların da arka planını oluşturmaktadır. [3]

Eş-Şebab’ın Kuruluş Aşaması

Eş-Şebab, Sufî İslam anlayışının geniş bir alan bulduğu ve neredeyse halkın tamamı tarafından kabul edildiği Somali’de, Barre hükümetine karşı, 1983’te Vehhabî temelli bir hareket olan İslam Birliği Örgütü’nün (el-İttihâdü’l-İslamî) küllerinden doğmuştur. Bu örgüt, kurmayı hedeflediği devletin sınırlarını Somali’den Kuzeydoğu Kenya, Etiyopya’nın Ogaden Bölgesi ve Cibuti’ye kadar uzatmayı planlamıştır. Yönetimin değiştirilerek, şer‘î yönetimin esas alınmasını savunan örgüt, bu fikri alt yapının bir getirisi olarak Ortadoğu’daki Selefî-Vehhabî hareketlerden de her türlü desteği almıştır. [4] 2004 yılında İslam Birliği Örgütü’nün ABD [5] ve Etiyopya kuvvetlerince yok edilmesi üzerine, ülkede bir arayış içerisinde olan ve radikal olarak nitelendirilen gruplar, 2006 yılında yeni bir oluşum içerisine girmişler ve ülkedeki kaotik ortamı bir nebze olsun yatıştırmak amacıyla İslam Mahkemeleri Birliği Örgütü’nü (el-İttihâdü’l-Mehâkimü’l-İslâmiyye) kurmuşlardır. 2006 yılında İslam Mahkemeleri Birliği Örgütü’nün askeri kanadı olarak Somali tarihindeki yerini alan eş-Şebâb örgütünün yapısal özellikleri, Somali’nin sosyal, ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal yapısıyla iç içelik arz etmektedir.

İslam Mahkemeleri Birliği Örgütü, uluslararası bağlantıları aracılığıyla yurtdışından taraftarlarının da desteğini almıştır. Ele geçirdiği bölgede şer‘î yönetimi uygulayan ve esas olarak siyasi hedefler taşıyan örgütün askeri kanadını ise Mücahid Gençlik Örgütü (Hareketü’ş-Şebâbi’l- Mücahidîn) oluşturmaktadır. 2006 yılı sonlarında Başkent Mogadişu için hayati öneme sahip olan Baydevâ (بيدوا‎) şehrini ele geçirmek isteyen İslam Mahkemeleri Birliği Örgütü, Etiyopya’nın sert müdahalesiyle karşılaşmış ve ABD destekli Etiyopya ordusunun karadan ve havadan yaptığı müdahaleler karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştır. Eylül 2012’de Somali Federal Geçiş Hükümeti’nin Devlet Başkanı olan Şeyh Şerif Ahmed’in liderliğini yaptığı İslam Mahkemeleri Birliği Örgütü’nün, bu hezimet karşısında dağılmaya yüz tutması ve bu durumun da Somali’deki iç karışıklıkları iyice tırmandırması üzerine Mücahid Gençler Hareketi, kısa adıyla eş-Şebâb, bağımsız yeni bir direniş örgütü olarak faaliyetlerine başlamıştır.

Örgütün Yapısı ve Faaliyetleri

Örgüt, üç katmanlı bir piramit şeklinde yapılanmıştır. Buna göre; Kiyâde olarak adlandırılan en tepedeki kısımda örgütün önder kadrosu; ikinci katmanda muhacirler, yani yabancı savaşçılar ve yabancı pasaport sahibi Somalililer; en alt katmanda ise yerli Somali savaşçılarından oluşan Ensar grubu yer almaktadır. [6]

Ülkenin kabile toplumu olması ve kabilevî bağlarının hâlâ çok güçlü olması, hükümetin ülkeyi yönetmesini zorlaştırmakla birlikte eş-Şebâb gibi terör örgütlerinin üye toplamasına ve propaganda yapmasına da olanak sağlamaktadır. Halkın % 85’i Somali etnik grubuna; % 15’i Bantu ve diğer kabilelere mensuptur. [7] Bu bağlamda “Somali Sorunu” olarak ifade edilen ülkenin istikrarsızlığının başlıca nedenlerini şu şekilde sayabiliriz [8]:

  1. Kaynak ve güç mücadelesi,
  2. Sömürge sonrası meşruiyet sorunu ve askeri rejimin baskıları,
  3. Siyasallaşan kabile kimliği,
  4. Silahların bulunabilirliği,
  5. İşsiz çok sayıda insanın varlığı gibi etkenler.

Örgüt mensupları genellikle yaşları 18 ila 40 arasında değişen bireylerden oluşmaktadır. Örgütün erken dönemlerinde yerel üniversitelerden ve teknik okullardan katılımlar olmakla birlikte; örgüt mensuplarının çoğunluğunu eğitimi terk etmiş kişiler ve işsizler oluşturmaktadır. Örgüt üyelerinin temel özellikleri, geçmişte yabancı işgalinden, cihâd propagandasından ve Somali milliyetçiliğinden etkilenmiş kişiler olmalarıdır. Tarihsel ve toplumsal hafıza, kişileri “Somali için mücadele etme” kavramı altında toplayabilmektedir. Örgüt üyeleri, kamplarda askerî ve ideolojik eğitim almaktadırlar. [9] Örgütün ülke dışındaki ilk büyük saldırısı ise 2010’da Uganda’da gerçekleşmiştir.

Eş-Şebâb, kuruluşundan itibaren tüm uluslararası terör örgütleriyle bağlantı halinde olmuştur. Örgütün bilhassa Sufî anlayışa sahip Somali’de Vehhabî bir örgüt olarak kurulması ve sahip olduğu “cihâd” ideolojisi, Ortadoğu’dan ve diğer bölgelerden birçok muhalifin örgüte katılımını sağlamıştır. Bunun dışında bu örgüt yapılanması, insan gücü ihtiyacını kabilelerden ve diasporadaki Somalililerden karşılamaktadır. Kabilelerden şantaj, baskı yoluyla insan gücü sağlanmakla birlikte, bazı kabilelerle ortak yapılan kaçakçılık ve uyuşturucu ticareti gibi etkenler de katılımı arttırmaktadır. Örgütün ikili ilişkilerde bulunması, güçlü bir istihbarat ve finans ağına sahip olması bölgedeki etkinliğini ve siyasi nüfuzunu arttırmaktadır. [10] Ayrıca Etiyopya’nın Doğu Afrika ve Afrika Boynuzu’ndaki etkinliğini zayıflatmak istemekle birlikte Eritre ve Mombasa’daki turizm gelirlerinden mahrum olmak istemeyen Kenya, eş-Şebâb örgütünü iç güvenliği için açık bir tehdit unsuru olarak görmektedir.

Örgüt, idarî anlamda çok başlı bir yapı göstermektedir. Örgüt üzerinde etkili olan tek bir liderden bahsetmek mümkün gözükmemektedir. Bilakis ülke üzerinde kendi yönettiği bölgeler ve şehirler bulunan eş-Şebâb Örgütü’nde her bölgeyi ayrı kişiler yönetmektedir. Bu, örgütün adem-i merkeziyetçi yapısını göstermekteyse de, örgüt halka karşı oldukça otoriter bir idare tarzı uygulamaktadır.

eş-Şebâb Örgütü’nün en tanınmış lideri olarak bilinen Şeyh Ebû Zübeyir, baştan beri ideolojik olarak bağlı bulunduğu el-Kaide Terör Örgütü lideri ez-Zevâhirî’ye bağlılığını dile getirerek 10 Şubat 2012’de el-Kaide ile resmen birleşmiştir. Ülkesinde Selefî olan diğer örgütlerinden, küresel çapta amaçlar taşımasıyla ayrılan eş-Şebâb, bu birleşmeyle uluslararası terörist faaliyetlerde bulunabilme imkânlarını artırmıştır. Eş-Şebâb, kendisine hedef olarak ilk dönemlerde yabancı işgal güçlerini seçtiyse de, işgalci güçlerin Somali’den çekilmesi ve 2004’te kurulan Federal Geçiş Hükümeti’nin son dönemlerde etkisini artırması üzerine devlet yöneticilerini, bürokratları ve parlamento üyelerini kendisine hedef seçmiştir. Birleşmiş Milletler’in, Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün ve diğer yardım kuruluşlarının bölgede yürüttüğü insanî yardım faaliyetleri de örgütün tehdit algılamasına sebep olduğu için, bu kuruluşlar da zaman zaman eş-Şebâb’ın saldırılarına maruz kalmaktadırlar. Eş-Şebâb, bu sayede ülkeye yapılan uluslararası yardımların ülkeye girişini engelleyerek halkı kendisine muhtaç hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Ülkede olmayan barışı koruma amacıyla konuşlanmış bulunan AMISOM unsurları da eş-Şebâb’ın hedefi haline gelmekte ve AMISOM askerleri ile eş-Şebâb arasında sıklıkla çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmalar, eş-Şebâb’ın en önemli finans kaynaklarından biri olarak görülen Mogadişu’daki Bakara pazarında tüccarlara uyguladığı vergilendirmeyi ortadan kaldırmak istemesinden kaynaklanmaktadır. [11]

Örgüt üyeleri ile Somali Federal Geçiş Hükümeti’ne bağlı askerler ve polisler arasında, şehirler ve bölgeler üzerinde hâkimiyet sağlamaya yönelik çatışmalar da sık sık görülmektedir. [12] Bu bağlamda Somali hükümetini devirmeyi amaçlayan örgüt, özellikle başkent Mogadişu’da terör saldırılarını giderek arttırmış durumdadır. Somali ordusu ve Afrika Birliği askerleriyle kırsaldaki çatışmalar ise halen sürmektedir. Buna ek olarak 2010 yılında Uganda’nın başkenti Kampala’da gerçekleştirdiği ve 74 kişinin öldüğü intihar saldırıları yanında 23 Eylül 2013’te Kenya’nın başkenti Nairobi’de bulunan Westgate Alışveriş Merkezinde 72 kişinin ölümü ile sonuçlanan üç günlük abluka ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) diplomatlarının bulunduğu konvoya düzenlediği saldırı eş-Şebâb’ın amaçları ve operasyonel kapasitesi açısından önemli mesajlar vermektedir. Özelde Türkiye açısından ise 28 Temmuz 2013 tarihinde Türkiye’nin Somali Büyükelçiliğine yapılan ve eş-Şebâb tarafından gerçekleştirilen terör saldırısı, Türkiye olarak Somali konusuna daha özel bir ihtimamla yaklaşılmasını zorunlu hale getirmiştir. [13]

Küresel Rekabet Vekil Örgütleri Güçlendiriyor

Tüm terör örgütleri gibi eş-Şebâb’ın da bölgedeki yabancı varlığının meşruiyet kaynağı olmasından ötürü, şimdiden sonunun geleceğinin söylenmesi oldukça zordur. el-Kaide ile birleşmesi de, örgütün kritik zamanlarda stratejik müdahalelerde bulunacağını ve bu türden dış müdahalelere kapı aralayacağını göstermektedir. Somali’nin jeopolitik önemi de dikkate alındığında, bu bölgede güçlü bir devletin mevcudiyetinin bölgesel ve küresel güçleri rahatsız etme ihtimali oldukça yüksektir. Bu nedenle de eş-Şebâb’ın taşeron olarak terör faaliyetlerinde bulunmak üzere Somali siyasî hayatında hâlihazırda etkinliğini sürdüreceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Zira son dönemde bilhassa Kismayo liman şehri, örgütün kontrolünden çıktıktan sonra maddi sıkıntı çekmeye başlayan eş-Şebâb’ın metot açısından değişikliğe giderek, yeniden toparlanmak için Somali açıklarında korsanlık eylemleri yürüten ve fidye toplayan gruplarla işbirliği yapmaya başlaması da bu durumu teyit etmektedir.

eş-Şebâb terör örgütü, diğer illegal yapılanmalarla yapısal bakımdan hem farklılıklar hem de benzerlikler göstermektedir. Örgütün mensuplarının yaş ortalamaları, örgütlerin genel manada mücadele ve eylem yöntemleri, beslendiği kökler, halkın bu örgütlere bakışı, bölge halklarının eğitim durumu, bulundukları ülkelerin etnik durumları ve geçmişleri benzerlikler göstermekteyken; örgütlerin mücadeledeki hedefleri, eylem sahaları, düşman algıları, mücadele ettikleri ve hedef aldıkları kişiler ve kurumlar ile faaliyet gösterdikleri ülkelerin ekonomik, toplumsal ve dinî yapıları farklılık arz etmektedir.

Afrika’da ortaya çıkan tedhiş/terör yapılanmalarının, bölgede hakimiyet kurmak ve siyasi-ekonomik çıkar sağlamak isteyen ikinci ve üçüncü devletler için stratejik bir araç haline geldikleri açıktır. Gerek Fransa, gerekse ABD ve Çin olmak üzere uluslararası sistemin güçlü aktörlerinin kıtaya olan artan ilgisi ayrıca rekabet ortamını da beraberinde getirmiştir. Bu süreçte uyuma sürecindeki illegal yapıların, bu rekabet tarafından tetiklendiği ya da harekete geçirildikleri ve bu sayede büyük bir ivme kazanarak yerlerini sağlamlaştırdıkları dikkatlerden kaçmamalıdır.

Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de resmen dağılması ve Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonuçlanarak tek kutuplu bir uluslararası sistemin oluşması, Afrika’nın jeopolitik değerinde göreceli olarak bir kayba neden olsa da; bu süreçten bilhassa Somali de payına düşeni almıştır. Zira Somali’nin civar ülkelerdeki enerji kaynaklarına yakın olması, ABD’nin bu ülkeye olan ilgisinin azalmamasına; aksine giderek artmasına imkân sağlamıştır. Bu durumun bölgede güçlü bir devletin mevcudiyetinin bölgesel ve küresel güçleri rahatsız etme ihtimali oldukça yüksektir. Bu yüzden tüm terör örgütleri gibi eş-Şebâb da bölgedeki yabancı varlığının meşruiyet kaynağı olmasından ötürü, şimdiden sonunun geleceğinin söylenmesi oldukça zordur.

Arap Baharı sonrası Afrika’da yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan farklı grupların, isyanı başlatan çekirdek kadrolarının farklı etnik grupları içerisinde barındırması ve bunların gelişmiş silahlarla ve daha fazla maddi imkânla ortaya çıkmaları dikkat çekmektedir. Bu grupların dile getirdikleri nihai hedeflerinin farklılık arz etmesi, yerel halkların talepleri ile bölgede ortaya çıkan yapay tedhiş hareketlerinin aynı görülmemesi için başka bir sebeptir. Afrika’daki el-Kaide benzeri yapıların, kıta genelinde fikirlerini nasıl yaydıkları, taraftarlarının kimler olduğu ve hangi ülkelerden destek aldıkları ile ilgili sorulara net bir cevap verilememesi de bu tezimizi güçlendirmektedir. Mesela bu oluşumlar içinde Avrupalı mühtedi imajı veren insanların varlığı bilinmektedir. Perdenin arkasında kimler vardır, bu terör örgütlerinin faaliyetlerinin zirve yapmasından sonra nasıl bir ortam oluşmaktadır gibi sorularına verilebilecek cevaplar pek de iç açıcı değildir.

Tüm bunlara rağmen bu tedhiş/terör örgütlerin silahlı güce sahip olmaları, ellerindeki gücü sivil halk arasında korku salmak için kullanmaları ve amaçları için şiddete başvurmaktan çekinmemeleri de dikkate alındığında bu örgütlerin faaliyetlerinin terör eylemi olarak nitelenmesi haksız değildir. Her ne kadar kimi çevreler tarafından çeşitli istihbarat kuruluşlarının yönlendirdiği vekil örgütler olarak nitelendirilseler de bu örgütlerin varlığı ve gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri sonucunda bölgedeki halk üzerinde korku atmosferinin oluştuğu da yadsınamaz bir gerçektir.


[1] Askerî darbe sonucu iktidarı ele geçirmiş ve 1969-1991 yılları arasında Somali Demokratik Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olmuştur. İktidarı sırasında Jaalle Siyaad yani Yoldaş Siad olarak kendisini tanıtmıştır.

[2] J. Gettleman, “The Most Dangerous Place in the World”, Foreign Policy, 16 February 2009, s. 2-3.

[3] A. A. Elmi, Somali: Kimlik, İslami Hareketler ve Barış, Açılım Kitap, İstanbul 2012, s. 56.

[4] Daveed Gartenstein – Ross, “The Strategic Challenge of Somalia’s Al-Shabaab Dimensions of Jihad”, Middle East Quarterly, Fall 2009, http://www.meforum.org/2486/somalia-al-shabaab-strategic-challenge?gclid=CLT-qeawsKMCFYxi2godo0-W3w, Erişim tarihi: 26.05.2013.

[5] Amerikan Başkanı George H.W. Bush döneminde 1992 yılında binlerce asker bölgeye sevk edilince, bu durum bölge halkını rahatsız etmiş ve 1993’te Somalili milisler, ellerindeki bazukalarla sokaklara dökülmüş ve iki Amerikan “Kara Şahin” (Black Hawk) helikopterini düşürerek öldürdükleri Amerikan askerlerinin cesetlerini sokaklarda sürüklemişlerdi. İşte bu olaydan ilham alınarak çekilen “Kara Şahin (Black Hawk)” filmi, ABD’nin bu bölgedeki faaliyetlerinin kamu vicdanında meşru gösterilmek amacıyla kurgulanmış filmlerden sadece biridir. Bkz. T. J. Harder,” Book Review: Black Hawk Down”, (Yazar Mark Bowden), Military Law Review, December 2000.

[6] Kamil Yılmaz, “Ülke Savunmasından Küresel Dini İstismar Eden Terörizme: “El-Şebab” Örneği ve Türkiye Açısından Yansımaları, Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Dergisi, 5 (1), 2014, s. 37.

[7] http://www.mfa.gov.tr/somali-kunyesi.tr.mfa, T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi, Erişim Tarihi: 26.05.2013.

[8] Kapsamlı bilgi için bkz. A. A. Elmi, Somali: Kimlik, İslami Hareketler ve Barış, Açılım Kitap, İstanbul 2012.

[9] Daveed Gartenstein-Ross, “The Strategic Challenge of Somalia’s Al-Shabaab Dimensions of Jihad”, Middle East Quarterly, Fall 2009, http://www.meforum.org/2486/somalia-al-shabaab-strategic-challenge?gclid=CLT-qeawsKMCFYxi2godo0-W3w, Erişim tarihi: 26.05.2013.

[10] Valter Vilkko, “Al-Shabaab: From External Support to Internal Extraction”, Uppsala Universitat, 8 Mart 2011, http://ancien.operationspaix.net/IMG/pdf/UU_AlShabab_FromExternalSupporttoInternalExtraction_31-03-2011_.pdf, Erişim tarihi: 26.05.2013.

[11] Örgütün finansal kaynakları için bkz. Geoffrey Kambere, “Financing Al Shabaab: The Vital Port of Kismayo”, Combatting Terrorism Exchange (CTX), 2 (3), 2012, https://globalecco.org/financing-al-shabaab-the-vital-port-of-kismayo, Erişim tarihi: 28.11.2015.

[12] Valter Vilkko, “Al-Shabaab: From External Support to Internal Extraction”, Uppsala Universitat, 8 Mart 2011, http://ancien.operationspaix.net/IMG/pdf/UU_AlShabab_FromExternalSupporttoInternalExtraction_31-03-2011_.pdf, Erişim tarihi: 26.05.2013.

[13] Yılmaz, “a.g.m.”, s. 28.

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Eş-Şebâb Örgütü’nün Anatomisi Reviewed by on . Somali tarihinin son yüzyılında, dönüm noktası olarak sayılabilecek iki temel olgu vardır. Bunlardan birincisi, 1969’da Muhammed Siad Barre’nin [1] (1919-1995) Somali tarihinin son yüzyılında, dönüm noktası olarak sayılabilecek iki temel olgu vardır. Bunlardan birincisi, 1969’da Muhammed Siad Barre’nin [1] (1919-1995) Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: