Cuma , 24 Kasım 2017

Giriş » Yorum » Boko Haram ve Nijerya’da Şiddet Ortamı

Boko Haram ve Nijerya’da Şiddet Ortamı

22 Ocak 2015 Kategori: Yorum A+ / A-

Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de resmen dağılması ve Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonuçlanarak tek kutuplu bir uluslararası sistemin oluşması, Afrika’nın jeopolitik değerinde göreceli olarak bir kayba neden olmuştur. Bu süreçten Nijerya payına düşeni alsa da, özellikle enerji kaynaklarına sahip olması ve jeopolitik konumu yanında Nijer Deltası’nın önemi haiz konumu, ABD ve İngiltere’nin bu ülkeye olan ilgisinin azalmamasına; aksine giderek artmasına zemin hazırlamıştır. 2000’li yıllara gelince, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD hegemonyasının sarsıntı geçirmesi, ABD’yi yeni arayışlara itmiş ve bunun neticesinde Çin, Hindistan ve Rusya gibi potansiyel rakiplerin etkinlik kazanmaya çalıştığı Afrika kıtası, tek kutuplu sistemin devamlılığını sağlamak için büyük bir önem kazanmıştır.

Boko Haram’ın Teşkilatlanması

Boko Haram, 2001’de Muhammed Yusuf tarafından Kuzey Nijerya merkezli olarak kurulmuştur. Arapça’dan [جماعة اهل السنة للدعوة والجهاد] Türkçe’ye ismi Ehl-i Sünnet Davet ve Cihad Cemaati olarak çevrilen bu grup, yerli Hevsasa dilinde karşılığı olan Boko Haram terimi ile daha çok anılmaktadır. Grup, ismini İngiliz sömürgesi altında Nijerya toplumuna dayatılan batı eğitim sistemine karşı olmaktan almıştır. Daha ziyade geleneksel dini eğitimi savunan bu grup “batı tarzı eğitim haramdır” anlamına gelen Boko Haram [Bōːkòː İngilizce Alphabet ve book] terimini kullanmıştır.

Boko Haram, batı karşıtı bir siyasî tutumun temsilcisidir. Zira Nijerya, Birleşik Krallık’ın uzun yıllar sömürgesi olmuş ve ülkenin kurumları sömürgeci gücün istekleri ve yönlendirmesi doğrultusunda kurulmuştur. Örgüt ülkenin içinde bulunduğu anarşi ortamının, İslâm’ın ve Müslüman toplumun aşağılanmış olmasının altında yatan sebep olarak Batı’yı ve Batı’nın değerlerini göstermektedir. Bu nedenle toplumun ve devletin kurtuluşunun, ancak Batı tipi eğitim sisteminin kaldırılarak yerine dinin hükümlerine dayalı bir eğitim anlayışının uygulanmasına bağlı olduğunu ve bu esaslara göre devlet düzeninin tesis edilmesinin zorunlu olduğunu savunmaktadır. Boko Haram, modernleşmenin ve Batılılaşmanın dinin yapısını bozduğu düşüncesi üzerine bina edilmiş, “ümmet”, “Darü’l-İslâm” ve “Darü’l-Harb” gibi kavramlara büyük bir önem atfetmiştir. Ayrıca Muhammed Yusuf, kendi döneminde de diğer mezheplerden ayrı olarak, Yusufiyye isimli bir dini mezhep kurmuş ve takipçilerini bu yönde eğitmiştir.[1]

Boko Haram hareketinin savunucuları, ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Maiduguri şehrinde İbn Teymiyye adında bir cami inşa ettirerek faaliyetlerini hızla sürdürmeye devam ettirmiştir.[2] Muhafazakâr ve direnişçi bir hareket olarak ortaya çıkan bu grup, zamanla radikal bir çizgiye yönelmiştir. Boko Haram zaman içerisinde Nijerya’da meydana gelen birçok şiddet olaylarının sorumluluğunu üstlenmiştir. Birçok olayla adının anılmasına rağmen Boko Haram’ın bugüne kadar uluslararası bağlantıları hakkında doğru ve yeterli bir bilgi üretilememiştir. Özellikle içyapısı içerisinde farklı din mensuplarını barındırmasıyla dikkatleri daha da üzerine çekmiş durumdadır.        

Boko Haram’ın Nijerya’daki Şiddet Eylemleri ve Merkezî Hükümet Politikaları

Uluslararası güvenlik uzmanları Nijerya’da ortaya çıkan Boko Haram’ı endişeyle izlemektedirler. Bu savaşçı grup Kuzey Nijerya’yı istikrarsızlaştırdı ve komşuda, Kuzey Mali’de güç kazanan marjinal gruplar da dahil olmak üzere diğer muhalif grupların da dikkatini çekti. Boko Haram oldukça yayılmış bir yapıdadır. Boko Haram eylemlerinde siyasi ve cinai unsurlara da sahiptir. Özellikle ilk ciddî eylemini 2009 yılında, bir örgüt mensubunun cenazesinden sonra, kendilerini durdurmak isteyen trafik polisini yakarak yapan örgüt, bu eylemle birlikte harekete geçmiştir ve eylemleri günümüzde de halen devam etmektedir.

Nijerya Güvenlik Takibi [Nigeria Security Tracker/NST] sorgusu sırasında öldürülen Muhammed Yusuf ile başlayan karizmatik liderlik, İbrahim b. Salih ve son olarak da Ebubekir Shekau tarafından devam ettirilmekle birlikte, bu kişi hakkında yaşı, nerede doğduğu, ya da İngilizce konuşup konuşmadığı da dahil olmak üzere çok az şey bilinmektedir. Bu hareket herhangi bir resmi manifesto yayınlamamıştır. Bununla birlikte Boko Haram’ın çeşitli kolları, Kuzey Nijerya’da dini hukuku empoze etmeye ve katı bir biçimde zorlamaya hatta bunu Hristiyanların çoğunlukta yaşadığı bölgeler de dahil olmak üzere ülke boyunca uygulamaya yönelik ortak bir gündeme sahiptirler. Bu grup; fakirleri sömürmekle suçladıkları, Hristiyanlar tarafından idare edilen, başkent Abuja’daki laik hükümete keskin bir şekilde düşmandır. Metotları; hedefli katliamlardan, araç bombalamalarından kaynaklanan kitle ölümlerine kadar değişen biçimde katı ve ölümcüldür.[3]

Boko Haram, Nijerya’yı içine alan yaygın şiddetin sadece bir boyutudur. Hükümet askerleri Boko Haram’a karşı olan savaşlarında sıklıkla masum sivilleri de katlederek gelişigüzel hareket etmiştir. Polis ise yargısız adam öldürmelerden dolayı ülke boyunca kötü imaja sahiptir. Etnik ya da işgalci gruplar arasındaki sert çatışmalar, zaman zaman Hristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki daha derin ayrışmaların ve çatışmaların işareti olarak ortaya çıkmaktadır. Nijerya’nın kırsal kesimlerinde kronik hale dönüşen toplumsal şiddet olayları, Boko Haram’a atfedilen ölüm rakamlarına rakip konumdadır. Bu süreçte kendi bölgelerinin ürettiği petrol refahının bölüşümü hususunda Nijer Deltası’nda yeni bir savaşçı nesil, Nijerya Devleti’ne karşı savaş tehdidi oluşturmuştur. Örneğin, Delta mevkiinde Nijerya’nın uluslararası üne sahip Finans bakanı Ngozi Okonjo-Iweala’nın annesinin hükümetin finansal politikalarına bir sözde saldırı olarak kaçırılması dikkatleri üzerine çeken en önemli olaylardan biridir. Tutsaklıktan beş gün sonra, güvenlik güçleri onun serbest bırakılmasını sağladı ve onun kaçırılmasında suç ortağı oldukları iddia edilen 63 kişiyi tutukladı. Önceleri büyük ölçüde Delta ile sınırlı olan adam kaçırma şimdi tüm ülke boyunca görülmektedir.

Bu şiddeti daha iyi anlamak amacıyla, Dış İlişkiler Konseyi (The Council on Foreign Relations) Nijerya’daki siyasi şiddeti Nijerya medyasını ve uluslararası medyayı metodik bir biçimde araştırmaya dayalı bir araştırma projesi olan Nijerya Güvenlik Takibi (NST)’ni kurdu. NST özellikle Boko Haram’a ilişkilendirilen şiddet olaylarına ve diğer militan aktivitelere, toplumsal ya da etnik-dini çatışmalara, devlet güvenliği tarafından yapılan yargısız infazlara ve adam kaçırmalara ya da açık bir şekilde siyasal boyutu olan diğer şiddetli hadiselere odaklanmaktadır.

NST’ye göre, Ekim 2012 Nijerya’nın Haziran 2011’den itibaren on altı aylık periyodun en ölümlü ayıdır. Bu ay boyunca, kuzey eyaleti olan Yobe’de Boko Haram tarafından yapılan ve üç gün boyunca devam eden saldırılarda eski bir hükümet görevlisi de dahil olmak üzere en az otuz kişi öldü. Çad ve Kamerun’a sınır olan Bornu eyaletinde iki askeri yaralayan ve en az otuz sivili öldüren bombalama sonrasında ordu büyük bir hiddetle etrafa saldırdı. Bu sırada, ülkenin göbeği olan Benue’de toplumsal çatışma en az otuz kişinin ölümü, evlerin ve çiftliklerin yok olması ile sonuçlandı. Kuzey’de Kaduna’da bir kilisedeki intihar saldırısı, sekiz kişiyi öldürdü ve en az iki kişiyi öldüren misilleme saldırılarını başlattı. Toplamda, Ekim 2012’de en az altı yüz kişi öldürüldü.

Boko Haram diğer taraftan operasyon bölgelerini de genişletti. 2011’de Boko Haram şiddeti, çoğunlukla Nijerya’nın kuzeydoğusu ile sınırlı idi; ancak 2012 sonu itibariyle, NST tüm kuzey Nijerya boyunca meydana gelen hadiseleri belgeledi. Bu sene Boko Haram ile ilişkilendirilen saldırılar, halihazırda İslâm hukukunu kabul eden on iki eyaletin tümü ve Abuja Federal Başkent Bölgesi de dahil olmak üzere ülkenin otuz altı eyaletinin on dördünde meydana geldi. Boko Haram devam etmekte olan toplumsal şiddetten lime lime edilmiş bir hale gelen merkez Plateau eyaletindeki saldırıların da sorumluluğunu üstlendi.

Şu ana kadar Boko Haram, uluslararası eylemlerin batılı hedeflerinden ziyade Nijeryalı hedeflerine odaklanmış gözükmektedir. Ancak bu durum değişkenlik gösterebilmektedir. Ebubekir Shekau, görsel medyada Amerika Birleşik Devletleri’nden ve İngiltere’den düşmanca bahsetmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin, Boko Haram’ın Kuzey Mali’deki marjinal gruplarla işbirliği yaptığına dair şüpheleri artmaktadır. Nijerya basını, dört Çin vatandaşının, üç Hintli’nin, ve Bornu’da bir Ganalı’nın ölümünü, aynı zamanda Kebbi eyaletinde gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonu sonucu ölen iki Avrupalı’nın kaçırılmasını Boko Haram’a bağlamaktadır. Kurbanlar neredeyse yalnızca Nijeryalı olmaya devam etmekle birlikte, Boko Haram ülke içindeki odaklarını genişletmektedir. 2011’de kurbanların büyük bir yüzdesi Abuja’daki hükümet ile yakın bir şekilde ilişkide olan Müslümanlardı. Ancak, 2011 yılı başından beri öldürülenler arasındaki Hristiyanların yüzdesi giderek artmaktadır. NST’ye göre ülke boyunca en az otuz yedi saldırı kiliselere ve yirmi bir saldırı camilerde yapılmıştır. Son olarak ise bu illegal tedhiş hareketi, Kamerun’un kuzeyinde de etkisini arttırdı ve 2014’e gireli sayılı günlerin olduğu şu günlerde Nijerya’nın sınır komşusu Mabass kasabasını basarak 100’den fazla kişiyi rehine olarak kaçırdı, fakat kaçış planlarını yavaşlattığı gerekçesiyle bir gün sonra 24’ünü serbest bıraktı. Bu durum da bu illegal yapının evrilerek hem Müslümanları hem de Hıristiyanları hedef tahtası haline getirdiği tezini güçlendirmektedir. Akıllara ise bu yapının farklı uzantılarının batının emellerine hizmet eden bir maşa mı olduğu sorusunu akıllara getirmektedir.

Boko Haram’ın metotları da zaman içinde değişkenlik göstererek gelişmeye devam etmektedir. NST, on tanesi kiliseleri ve camileri hedef alan; en az yirmi sekiz intihar bombalamasını belgelemiştir. Abuja’da meydana gelen iki yüksek profilli saldırıya kadar (2011 Haziranında NST’nin ve 2011 Ağustos Birleşmiş Milletler[4] merkezlerinin bombalanması), intiharın kültürel olarak lanetlendiği Batı Afrika’da intihar bombacılarının eylemlerde kullanımı bilinen bir şey değildi. Bu tarihlerden sonra intihar bombalamaları, giderek hız kazanmış ve şuana kadar arkasında yüzden fazla ölü insan bırakmıştır.

Aynı zamanda insan hakları sivil toplum kuruluşları Nijerya güvenlik güçlerini Boko Haram’a cevap olarak yargısız infazlar yapmakla suçlamaktadırlar ki bu infazlar açıkça bu tür illegal teşebbüslere destek olarak dönmektedir. Nitekim Nijerya basınına yapılan bir yakın okuma, ülke boyunca Nijerya güvenlik güçlerinin hırsızlıklara, adam kaçırmalara ya da terörizme sert bir biçimde ve sıklıkla rastgele atışlarla cevap verdiğini göstermektedir. Başkan Goodluck Jonathan’ın 2011’de göreve başlamasından itibaren devlet güvenlik güçlerini de içeren, muhaliflerle yaşanan silahlı çatışmalarda ölen hükümet birlikleri de dahilen olaylarda en az 1100 kişi öldü. Jonathan idaresinden çok daha eskiye uzanan polis şiddetiyle ilgili hiçbir yeni şey bulunmamaktadır. Örneğin, Polis Reformu Ağı (Network on Police Reform – PDF) tarafından yayınlanan son rapora göre; son dört yılda 7198 kişi güvenlik güçleri tarafından yargısız infaza kurban gitti.[5] Hükümet güvenlik aygıtları tarafından işlenen suçların kurbanlarının sayısı Ekim 2012’de yayınlanan bir İnsan Hakları İzleme raporuna (Spiraling Violence – PDF) göre; Boko Haram tarafından işlenen suçların kurbanlarının sayısına yaklaşmaktadır.

Ülke boyunca, siyasal ya da etnik şiddet yapanlar için dokunulmazlık adeta hüküm sürmektedir. Yargı güçsüz ve mali olarak yeterince desteklenmemiş durumdadır. Adalet devamlı olarak gecikmektedir. Polis teşkilatı yozlaşmış durumdadır. Yozlaşmış memurlara, güvenlik güçlerine, Boko Haram üyelerine karşı az miktarda adli takibat, hüküm giydirme ve cezalandırmalar olmuştur. Nijerya, Uluslararası Şeffaflık’ın yolsuzluk algısı indeksinde son sıraya yakın bir konumda yer almaktadır.

Boko Haram radikal söylemlerle giderek toplum tabanındaki zarar pergelini genişletse de, Kuzey Nijerya’nın istikrarsızlığının temel nedenleri yabancılaşma, fakirlik ve kötü yönetimdir. Nitekim Boko Haram ile ilişkilendirilen şiddetin çoğu Nijerya’nın en fakir eyaletlerinde meydana gelmektedir. Şimdiye kadar federal hükümet, grubun liderlerinin bir bölümünü ve onların piyadelerinin çoğunu öldürmesine rağmen Boko Haram’ı bastırmakta başarısız olmuştur. Federal hükümet aynı zamanda radikalizme destek besleyen toplumsal tatminsizliğin kökenlerini işaret etmeyi de başaramamıştır.

Nijerya çok sayıdaki iç çatışmasını ele alması için siyasal ekonomisinde devasa değişiklikler yapmaya ihtiyaç duyacaktır. Uzun dönemde, ülkenin anayasasında ana hatlarıyla belirtilen ancak gerçek anlamda hiçbir zaman uygulanmayan, hükümet otoritesinin adem-i merkeziyetçi bir yapıya kayması ve seçimlerin de şeffaflık ve objektiflik içerisinde gerçekleştirilmesi doğru yönde bir adım olacaktır. Kısa dönemde hükümet, güvenlik sisteminde özellikle poliste daha iyi ücret, daha iyi eğitim ve yasal tatbikattan dokunulmazlığı kaldırmayı da içeren reformlar yapmalıdır. Ancak bu sayede Nijeryalı sivillerin üzerindeki baskı ve şiddet ortadan kaldırabilecektir.


 

[1] N. D. Danjibo, “Islamic Fundamentalism and Sectarian Violence: The “Maitatsine” and “Boko Haram” Crises in Northern Nigeria”, Ifra-Nigeria, 6 Ocak 2012, https://ifra -nigeria.org/IMG/pdf/N-_D-_DANJIBO_ _Islamic_Fundamentalism_and_Sectarian_Violence_The_Maitatsine_and_Boko_Haram_Crises_in_Northern_Nigeria.pdf, Erişim tarihi: 18.05.2013. Ancak makalede “Boko” kelimesinin, Hausa dilinde “batı” manasına geldiği ifade edilmektedir.

[2] Andrew Walker, “What is Boko Haram?”, United States Institute of Peace Special Report, Mayıs 2012, http://www.usip.org/publications/what-boko-haram, Erişim tarihi: 25.05.2013.

[3] John Campbell– Asch Harwood, “Boko Haram and Nigeria’s Pervasive Violence”, Council on Foreign Relations, http://www.cfr.org/nigeria/boko-haram-nigerias-pervasive-violence/p29706, Erişim tarihi: 21.05.2013.

[4] Andrew Walker, “What is Boko Haram?”, United States Institute of Peace Special Report, Mayıs 2012, http://www.usip.org/publications/what-boko-haram, Erişim tarihi: 18.05.2013.

[5] Deyalı bilgi için bkz. Etannibi E. O. Alemika – Innocent C. Chukwuma (Eds.), Crime and Policing in Nigeria, http://www.noprin.org/CRIME%20AND%20POLICING%20IN%20NIGERIA.pdf, Erişim tarihi: 03.06.2013.

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Boko Haram ve Nijerya’da Şiddet Ortamı Reviewed by on . Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de resmen dağılması ve Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonuçlanarak tek kutuplu bir uluslararası sistemin oluşması, Afrika’nın je Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de resmen dağılması ve Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonuçlanarak tek kutuplu bir uluslararası sistemin oluşması, Afrika’nın je Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: