Çarşamba , 20 Eylül 2017

Giriş » Yorum » Bir Mısırlının Gönlünde Çanakkale

Bir Mısırlının Gönlünde Çanakkale

21 Mart 2015 Kategori: Yorum A+ / A-

Çanakkale Zaferini anma töreninde Çanakkale’de olmak isterdim. Maalesef olamadım. Bedenen olamadım ama ruhen oradaydım. Her şehidimizin ruhuna fatiha okudum. Tıpkı benim gibi, Kahire’den uzak, taşrada yaşayan ve Çanakkale’yi göremeyen ama Çanakkale Savaşı’nın destanlaşan sonucundan etkilenerek, gönül diliyle hislerini yazmaktan başka çare bulamayan bir Mısırlı şairin kalbindeki Çanakkale’yi sizin ile paylaşacağım.

18 Mart 1915 – 9 Ocak 1916 tarihleri arasında cereyan eden Çanakkale Savaşı, Müslüman askerinin inanç, azim, cesaret ve vatan sevgisinin ölümsüz bir destanıdır şüphesiz. Çanakkale hakkında dünyada kim bilir nice destanlar yazılmıştır. Ama bunların en önemlisi ve en muhteşemi Türkçede Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiiri; Arapça’da ise Ahmet Muharrem’in (1877-1945) “Turasü’l- Müslimin fi’l-Harbil – Alemiye el Ula” yani “Birinci Dünya Savaşı’nda Müslümanların Kültür Mirası” adlı destanıdır.

Çanakkale deniz savaşları sırasında Âkif Berlin’de görevliydi, Mısırlı Ahmet Muharrem ise bu sırada Mısır’ın merkezi olan Kahire’den uzak Buhayra ilinde bulunan Demenhur merkezinde yaşamaktaydı. Ancak iki şair de savaşı çok yakından ve ıstırapla takip ettiler. Nitekim Çanakkale hakkında yazdıkları destanlarını, adeta cephede askerlerle beraber savaşmış gibi heyecan dolu bir ruhla kaleme aldılar.

Çok garip bir tesadüf değil mi? Çanakkale Savaşı sırasında şairlerin birisi Berlin’de diğeri Mısır’ın bir ilinde bulunmaktadır. İkisi de Çanakkale savaşına katılma veya o cepheyi görme fırsatı bulamamıştır. Ancak yazdıkları şiirler ikisinin de olayı ne derece yakından takip ettiklerini göstermektedir. Çağdaş olan iki şair, muhtemelen hiç karşılaşmamışlardır ama her ikisine de “İslamî Şair” unvanı verilmiştir.

Ahmet Muharrem ve Mehmet Akif, Çanakkale savaşı hakkında yazdıkları şiirlerinde birbirine benzeyen düşünceler ve kavramlar ve hatta “hilal, medeniyet, vahşet ve haç” gibi kelimeleri ortak kullanmışlardır. Buna rağmen iki şairin yaklaşımlarında bir çok farklar da bulunmaktadır. Akif, özel olarak Çanakkale savaşının birkaç manzarasını bütün detaylarıyla çizip duyguya ve övgüye büyük bir önem vermektedir. Ahmet Muharrem ise Birinci Dünya Savaşını anlatırken Çanakkale zaferini ele almıştır. Aslında İki şiir birbirini tamamlamaktadır. Akif, savaş içinden görüntüler anlatırken, Ahmet Muharrem ise savaş dışındaki genel manzarayı gösterip, Türkleri övüp, Şerif Hüseyin’in isyanını kınamakta ve Mısırlıların İngilizleri değil, Türkleri desteklediğini ifade etmektedir.

Ahmet Muharrem destanını, Birleşik donanmanın Gelibolu’da yenilmesi ve gemilerinin Boğazda batırılmasının haberlerini duyduktan sonra yazmıştır. Şair ve bütün İslam dünyası, zafer haberlerinden memnun kalmışlardır. Ahmet Muharrem’in bu sevinci kasidenin ilk dizelerinde şöyle yer almaktadır:

طرب الحطيم وكبر الحرمان واعتز دين الله بعد هوان
قامت سيوف الفاتحين بنصره والنصر بين مهندٍ وسنان

Hatîm (Kabe) sevinmiş, Haremeyn de tekbir getirmiş, Allah’ın dini, zilletten sonra aziz kılınmıştır.

Fatihlerin kılıçları, Allah’ın dinini desteklemiş, zira zafer kılıç ve mızrak arasındadır

Görüldüğü gibi Ahmet Muharrem, Çanakkale zaferi sevincini destanında, Müslümanların gönüllerine yakın olan Kabe ve Haremeyn’in sevinerek tekbirler getirdiklerini ve bu zaferle Allah’ın dininin zilletten sonra aziz kılındığını söylerken Akif de “Kabe” imgesini kullanıp Müslüman şehitlerine şöyle sesleniyordu:

Bu, taşındır” diyerek Kâbe‘yi diksem başına; …

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

İki şair, Osmanlı ordusunu ve askerlerini Bedir savaşındaki Müslüman ordusuna farklı bir şekilde benzetmektedirler. Ahmet Muharrem bu ordu hakkında şöyle diyor:

جيشٌ يسير به النبي وحوله جند الملائك بينه العمران
يهتز عمروٌ في اللواء وخالدٌ ويمور حيدرة ٌ بكل عنان

Hz. Peygamber bu orduyla yürüyor ve çevresinde meleklerden askerler ve aralarında Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer bulunmaktadır.

Bu ordunun sancağında Hz. Amr ve Hz. Halid sallanıyor ve Hz. Haydar (Ali) askerleri teşvik ediyor .

Akif ise şöyle diyordu:

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi…

Akif, Osmanlı askerlerini ve ordusunu, Bedir savaşındaki Müslüman askerlere ve ordusuna benzetmektedir. Ahmet Muharrem ise şiirinde, Bedir savaşına katılan ve katılmayan, savaşlarda büyük zaferler elde eden diğer komutanlar ve sahabelerin Çanakkale’de Müslüman Osmanlı ordusunda yer aldığını söylemektedir. Ahmet Muharrem’in şiirine göre, bu Müslüman Türk ordusunun başında Hz. Peygamber ve çevresinde meleklerden askerler ve onun içinde Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ve bu ordunun bayrağında Mısır Fatihi Hz. Amr bin As ve hiç bir savaşta yenilmeyen Hz. Halid bin Velid bulunmaktadır. Hz. Ali ise bu ordunun askerlerini coşturup teşvik etmektedir .

Akif ve Muharrem, Çanakkale hakkında yazdıkları şiirlerinde birbirine benzeyen birden çok kavram ve unsur kullanmışlar. Bunlardan “Hz. Peygamber, Kabe, Bedir savaşı, Müslüman askerin yenilmezliğinin kaynağı, Müslüman askerlerin arslanlara benzemesi, düşmanları kurt ve karınca, tilki ve sırtlan sürülerine benzetme, düşmanın hayasızlığı, Müslümanların simgesi olan hilal, haç, Batı Medeniyetin yüzsüzlüğü ve hayasızlığı” örnek gösterilebilir.

Muharrem destanı sonunda Türkleri bu sözlerle övmüştür:

الترك جند الله لولا بأسهم ما بقي في الدنيا مقيم آذان

Türkler, Allahın askerleridir. Türklerin gücü olamazsa dünyada ezan okuyacak kimse kalmayacaktı.

Ahmet Muharrem’in şiirinde olayların ayrıntılı anlatımı, o süreçte Arapların, Türklere ilgisini ve bilincini gösterir. Bugün ile mukayese ettiğimizde bu bilincin, – globalleşme ve iletişim imkanlarına rağmen- o gün daha çok olduğunu görürüz. O zamanlar, Arap Türkü ve Türk de Arap’ı daha iyi tanımaktaydı. O zaman Türk, Arap’a “hain” demezdi. Arap ise, Türk’e “işgalci” demezdi. O zamanlar Türkler adına Mehmet Âkif Ersoy, şöyle diyordu :

Türk Arapsız yaşamaz. Kim ki “yaşar” der delidir!

Arabın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.

Veriniz başbaşa, zira sonu hüsran-ı mübin

Ne Hılâfet kalıyor ortada, billahi ne din! . 

Sonunda Çanakkale geçildi mi? Çanakkale geçilemez. Çanakkale zamanı geçti mi? Zamanı da geçmez. Yüz sene geçti ve Çanakkale geçilmezliğini korudu, koruyacak. Ancak yukarıdaki duygular korunabildi mi?, yeniden iki millet için bu güzellikte şiirler yazılabilecek mi? bilinmez.

Çanakkale Savaşında, Mısır ve Türkiye’nin İstiklal savaşlarında şehit düşen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Hazım Said

Doç. Dr., Ezher Üniversitesi Diller ve Tercüme Fakültesi'nde öğretim üyesidir. Bir süre Türkiye'de akademik çalışmalar yapan Said, Türkiye-Mısır müşterek kültür tarihi üzerinde uzmanlaşmıştır. Hazım Said aynı zamanda Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Kahire temsilcisidir.

Latest posts by Hazım Said (see all)

Bir Mısırlının Gönlünde Çanakkale Reviewed by on . Çanakkale Zaferini anma töreninde Çanakkale’de olmak isterdim. Maalesef olamadım. Bedenen olamadım ama ruhen oradaydım. Her şehidimizin ruhuna fatiha okudum. Tı Çanakkale Zaferini anma töreninde Çanakkale’de olmak isterdim. Maalesef olamadım. Bedenen olamadım ama ruhen oradaydım. Her şehidimizin ruhuna fatiha okudum. Tı Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: