Cuma , 18 Ağustos 2017

Giriş » Seminerler » Bedîi Nuri Bey’in Hayatı, Görüşleri ve Şahsiyeti ( 1872-1913)

Bedîi Nuri Bey’in Hayatı, Görüşleri ve Şahsiyeti ( 1872-1913)

29 Kasım 2013 Kategori: Seminerler A+ / A-

2013-2014 ORDAF İhtisas Seminerlerinin ikincisi Hüseyin Manav tarafından gerçekleştirilmiştir. Seminer konusu Hüseyin Manav tarafından Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans çalışması olarak hazırlanmış ve başarıyla savunulmuştur. Seminerin videosu ve özeti burada ilginize sunulmuştur.

Hüseyin Manav

Bedîi Nuri Bey’in Doğumu, Eğitimi ve Ailesi: Bedîi Nuri Bey 1872 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Ailesi Hicaz’dan Halep’e yerleşmiştir. Babası Muhammed Hilali Efendi annesi Fatma Hanım’dır. Muhammed Hilali Efendi iyi bir eğitime sahiptir, Halep, Adana, Konya’da kadılık yapmış, 1892 yılında Trablusgarp İstinaf Mahkemesi Reisliği de yapmıştır meslek hayatı boyunca gerek gidip gördüğü gerek İslami, fıkhi meseleler hakkında pek çok eser bırakmıştır.

Bedîi Nuri Bey’in ailesi ve kardeşleri hakkında bilgi çok azdır. Ailenin en büyük çocuğu olan Beşir Mecdî’nin Humus ve Bingazi’de 1890 yılına kadar mudde-i umûmî olarak görev yaptığı bilinmektedir.[2] Muhammed Hilali’in küçük oğlu Satı Bey’in (Satı el- Husrî) ise eğitim tarihimizdeki yeri ve önemi oldukça büyüktür.[3] Bedîi Nuri Bey’in kız kardeşi Neriman Hızır, erişebildiğimiz bilgiler ışığında bir diğer kız kardeşi ise Bedia Sanör’dür.

Bedîi Nuri Bey 1899 yılında, 27 yaşında Hatice Şahende Hanım ile evlenmiştir. Hatice Şahende Hanım hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Bedîi Nuri Bey’in yapmış olduğu bu evlilikten üç çocuğu olmuştur. Bunlar, oğlu Fahreddin Ali Efendi, Kızları Bedia Fahire ve Fatma Ulviye Hanımlardır.[4] Bedîi Nuri Bey’in Ailesi’nin Bostancı’da 25 numaralı köşkte ikamet etmiş oldukları bilinmektedir.[5]

Bedîi Nuri Bey’in Çalışma Hayatı ve Maruz Kaldığı Siyasi Suikast: Bedîi Nuri Bey on yedi yıl, iki ay yedi günlük çalışma hayatına 24 yaşında (H.1312/M. 1896) 300 kuruş maaşla ilk görevi olan Ziraat Bankası Muhasebe Kaleminde Mukayyid Refikliği (Kayıt Memuru yardımcılığı) göreviyle başlamıştır.[6] 27 Cemaziyelevvel 1314 (1896)’de Halep Mekteb-i İdadisi’nde 150 kuruş maaşla Muavin-i Salislik görevine, 300 kuruş maaşla Kavanin, 350 kuruş maaşla Tarih ve 150 kuruş maaşla İlm-i Servet muallimliklerine, toplam 950 kuruşla tayin olmuştur.[7] 28 Receb 1314 (1897) tarihinden itibaren bahsedilen mektep muallimliği görevine ilaveten bir de Halep Maiyet memurluğu uhdesine verilmiş ve maaşı böylece 1300 kuruşa çıkartılmıştır.[8]1315 (1898) yılında biraz da üzerindeki yükü azaltmak adına muallimi olduğu derslerden yalnız Kavanin dersi muallimliği görevi ona verilmiş diğer dersler ise başka muallimlere verilmiştir.[9] 1 Zilkade 1316 (1899) tarihine gelindiğinde Erzurum Vilayeti Diyadin Kazası Kaymakamlığına 1125 kuruş ile tayin edilmiş[10], fakat Bedîi Nuri Bey bu görev yerine gitmeden istifa etmiştir.[11] Bu yüzden açıkta beklemek zorunda kalmış ve yaklaşık altı ay sonra Selanik’e bağlı Razlık Kazası Kaymakamlığı görevine 1125 kuruş[12] maaş ile atanmıştır.[13]

Bedîi Nuri Bey Avrupa’daki görevinden başka mahalle gitmek istiyordu. Bunun sebebi belgelere yansımamış olmakla birlikte merak ve öğrenme saiki ile genç yaşta Osmanlı Devleti’nin diğer bölgelerini tanımak arzusunda idi. Nitekim isteği kabul edildi ve aynı maaşla 11 Cemaziyelâhir 1319 (1901) tarihinde Sivas Vilayeti Havza Kazası Kaymakamlığına tayin edilmiştir.[14] Buradaki çalışma hayatı da uzun sürmemiş ve belki de o zamanlar her memurun arzulayabileceği bir şekilde 18 Şevval 1319 (1902) ’de ve 2000 kuruş maaşla Şehremaneti Meclis Azalığına atanmıştır.[15] Üçüncü sınıf bir memuriyetten böyle bir göreve gelmesi, hem kendisini kısa zamanda ispat etmiş olmasını göstermekte ve hem de en azından babasının dostlarının himayesinde olduğu izlenimini vermektedir. . H.21 Ramazan 1325 / M. 28 Ekim 1907 tarihinde ise Beşinci Daire-i Belediye (Eyüp) Müdürlüğüne tayin olunmuştur.[16] H. 26 Safer 1326/ M. 29 Mart 1908 tarihinde yine aynı görevdeyken maaşı 2500 kuruşa çıkartılmaya layık görülmüştür.[17] H. 22 Muharrem 1326/ M. 25 Şubat 1908[18] H. 13 Cemaziyelahir 1326/ M. 11 Temmuz 1908’de de Bedîi Nuri Bey aynı maaşla daha önce de görev yapmış olduğu Şehremaneti Meclis Azalığı görevine tayin edilmiştir.[19] Bedîi Nuri Bey’e H. 11 Receb 1326/ M. 8 Ağustos 1908’de 1750 kuruş, kadro harici maaşı tayin edilmiştir.[20] Bedîi Nuri Bey kadro haricine çıkartıldıktan yaklaşık bir yıl sonra 2700 kuruş maaşla H. 26 Cemaziyelahir 1327 M. 15 Temmuz 1909’da Ankara Vilayeti Mektupçuluğuna tayin edilmiştir.[21] H. 23 Şaban 1327/ M. 9 Eylül 1909’ da 3000 kuruş maaşla Edirne Vilayeti Mektupçuluğuna,[22] H. 24 Şaban 1328/ M. 29 Ağustos 1910’ da 2500 kuruş maaşla İstanbul Vilayet Tahrirat Müdüriyetine tayin edilmiştir.[23] H. 27 Muharrem 1331/M. 6 Ocak 1913’te Fatih Daire-i Belediyesi Müdüriyetine 4000 kuruş maaşla tayin edilmiştir.[24] Müntefik (Basra’ya bağlı) Sancağı Mutasarrıflığına askeriyeden çıkma bir memur yerine daha ziyade memurîn-i mülkiyeden ve ahval-i mahalliyeye vâkıf bir zatın görevlendirilmesi uygun görülmüştür. Fatih Daire-i Belediyesi Müdürü Bedîi Nuri Bey her türlü evsaf ve meziyete sahip olması hasebiyle bu göreve uygun görülmüştür.[25] Bedîi Nuri Bey böylelikle H. 6 Rebiülâhir 1331/ M. 15 Mart 1913’ te 6000 kuruş maaşla Müntefik Sancağı Mutasarrıflığına tayin edilmiştir.[26] Bedîi Nuri Bey tayin olduğu mutasarrıflık görevinden yalnızca bir buçuk ay sonra siyasi bir suikasta maruz kalmıştır. Bu suikastın nasıl gerçekleştiğini ve sebeplerini Basra İstinaf Müdde-i Umumisinin H. 28 Receb 1331/ M.03 Temmuz 1913 tarihli şifreli telgrafında yer alan bilgiler ve Bedîi Nuri Bey’in ifadelerinden anlayabiliyoruz.

Seyyid Talib Bey tarafından cerh ettirildiğini, esbab-ı isnadadını meydana çıkarmakta olup Basra Valisine ve Dâhiliye Nezaretine malumat vermesinden ileri geldiğini, fakat Dahiliye Nezareti’ne verdiği malumat daha mufassal olup Basra Postahanesi’nden sirkat ettirilmesi mülahazasıyla ol babdaki müsveddeleri çalınmasın diye muhafaza etmeyerek Seyyid Talib Bey’den aldığı hediyeler mukabilinde ihtiyar-ı sûkut eylediğini ve kendisi valinin konağında misafir olup çabalarını şahsen bildiğini ve bundan ziyade ifade vermekle ve ifadesini imza ve mühürlemekle iktidarı olmadığından evlad-i ıyalini millettin namusuna tevdi’ ettiğini beyandan ibarettir.[27]

Bedîi Nuri Bey acil tedavisinden iki saat sonra asker hastanesine nakliyle orada hastane tabip ve memurini tarafından kaydedilen diğer ifadesi de şöyledir:

Köprü civarında kayığa binmek üzere köprübaşına gelmekte iken Ferit Bey ile ben önde, Basra ve Müntefik Jandarma Kumandanları da arkada bulunmaktaydı. Arkamızdan ateş eden müteaddit birkaç eşhas tarafından silah ateşine maruz kaldık. Silah atanların kimler olduklarını teşhis edemedik, zira karanlıktı. Vurulduğumu his ettikten sonra yürüyerek şeri’a[aşâr nehri olmalı] kenarına kadar yürüyebildim. Orada, şeri’a da düştüm. O sırada Erkan-ı Harp Nursi Bey yanıma geldi. Bilahare Atıf Bey de gelerek beni kayığa attılar. Sonra baygın olarak hastaneye getirdiklerini hissettim. Başka bir şey bilmiyorum. Bir de ilk mermi Ferit Bey’e ikinci mermi bana isabet etti. Atanları görmüyorduk.[28]

Nakipzâde Seyyid Talib Bey’in[29] her ne kadar suçu sabit görülüp, idam cezasına çarptırılmış olsa da, Talib Bey’e bu ceza uygulanamamıştır. Daha önce de bahsettiğimiz üzere Talib Bey bölgenin ileri gelenlerinden ve nüfuzlu ailelerindendir. Bölgede etkin ve sözü geçer bir yapıya sahiptir. Nitekim bu hususlar ve esasen Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu sıkıntılı dönem, Talib Bey’in cezalandırılmasının önüne geçmiştir. İttihat Terakki Hükümeti her ne kadar Talib Bey’e güvenmiyor olsa da bölgede ondan daha yetkin ve sözü geçer kimse bulunmamaktadır. Bununla beraber Talib Bey’de hükümetle arasının açık olmasından memnun değildi. Bu durumu düzeltme gayretinde olması ve nüfuzunu arttırma hevesinden ötürü, bölgede yaşanan sıkıntılı dönemde, bölgede sorun olan İbn-i Suud ve Abdülaziz b. Abdurrahman ile görüşmeler yapmıştır.[30] Bu bağlamda Talib Bey Necid meselesinde resmen görevlendirilmiştir.[31] Bu görevi neticesinde Necid Mutasarrıflılığının vilâyete dönüştürülüp, sorunun ortadan kaldırılmasında büyük rol oynamıştır.[32] Bütün bunlara rağmen, devlete karşı suçu sabit olan bir kimseye verilen cezanın uygulanamaması ise bu dönemde devletin içinde bulunduğu durumu açıkça göstermektedir.

Bedîi Nuri Bey’in Eserleri: Bedîi Nuri Bey’in iki kitabı bulunmaktadır. Bunlardan yayınlanan ve bizim erişebildiğimiz eseri Hakk-ı İntihab’tır. Diğer eseri ise İlm-i Hikmet-i İçtimaiye’dir.[33]

Hakk-ı İntihab: Yazarı: Bedîi Nuri, Yayın Yılı: H. 1330/ M. 1912, Basım Evi: Muhtar Halid Kütüphanesi, Matbaa-i Hayriye ve Şürekâsı, Basım Yeri: İstanbul.

Fiziksel Özellikleri: 208 sy, 21 st, 19cm,12cm, Konu Başlığı: Kısm-ı Tarihi ve İçtimai, Dili: Osmanlıca matbu.

Eser, yazarın daha önce yayınlanmamış olan makalelerinden müteşekkildir. Bu eserde sekiz makalesi yer almaktadır. Bunlar: Cemiyet ve Hükümet, Hükümet ve Vezaif-i Hükümet, Tekâmül-i Siyasi, Vezaif-i Hükümetin Tarz-ı Tekâmülü, Hakk-ı İntihab Nasıl Zuhur Etti?, Hakk-ı İntihabın Memalik-i Muhtelifede Tarz-ı Tekâmülü, Memalik-i Osmaniye’ de Hukuk-ı İntihabiye, İntihab-ı Mebusan Kanunu’dur.

Bedîi Nuri Bey’in çalışkan ve üretken bir aydın kimliğinin olduğu hiç şüphesiz ardında bıraktığı yazıları ve bu yazılardaki düşünce dünyasından anlaşılabilmektedir. Yapmış olduğumuz çalışmada, ulaşmış olduğumuz yazılarının ilki ile sonuncusu arasında dört yıl dokuz ay yirmi sekiz gün vardır. Yani bu müddet zarfındaki çalışmalarına vâkıf olduğumuz Bedîi Nuri Bey, bu süre zarfında yüz otuza yakın yazı yazmış ve on ayrı, dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Bu yayın organlarının her birinin ortaya çıkışı ve yayın amacı başka başka olmasına rağmen Bedîi Nuri’nin entelektüel yapısı ve çeşitli konulara dair merakla araştırma hevesi neticesinde sosyoloji, edebiyat, hukuk, tarih ve daha pek çok sahaya dair yazıları, tüm bu kaynaklarda yayınlanmaya değer bulunmuştur. Aşağıda tablolaştırdığımız Bedîi Nuri’nin yazılarının genel çerçevesi ve tasnifidir.[34]

       Yazar Gazete ve Mecmualar Konu Tasnifi ve Yazı                   Adedi İlk Yazısı       –     Son Yazısı
  

 

 

 

Bedîi Nuri

 -Donanma Mecmuası

-Servet-i Fünun

-Şehbal Mecmuası

-Şura-yı Ümmet

-Ulûm-ı İktisadiye ve İçtimaiye Mecmuası

-İlm-i Hukuk ve Kavanin Memuası

-Resimli Kitap

-Neyyir-i Hakikat

-Mülkiye Mecmuası

-Envar-ı Ulûm

 

  

-Sosyoloji (57)

-Edebiyat (8)

-Tarih (8)

-Hukuk (12)

-Gazete Yazısı (2)

-Psikoloji (4)

-Yönetim ve Siyaset (28)

-Anropoloji (10)

  

 

 

 

16. 09. 1908 – 14. 07. 1913

Toplam: 10 Kaynak 8 Konu 129 Yazı 4 yıl 9 Ay 28 Gün

 

Sonuç: Bedîi Nuri Bey’in zihin dünyasında sosyal ve toplumsal Darvinist bir yapı mevcut olup bunu tekâmül kavramı ile izah etmeye çalışmıştır. Agust Comte Pozitivizimi ve Le Play okulu’nun etkileri de görülmekle beraber Bedîi Nuri bir Osmanlı- Türk Pozitivizmine sahiptir, ne tam olarak Batı’nın değerleri ve mantalitesine kapılmış, ne de Doğu’nun büyüsüne, tüm bunları sentezlemek suretiyle kendi düşünce dünyasını oluşturmuştur. Zihninde toplumsal Organizmacılık anlayışının da yer aldığı bilinmekle beraber , savunduğu değerler arasında meşrutiyet ve demokrasi mevcuttur. Salt bu kavramları değil bunların altında olması gereken zihni tekâmülü de izah edip savunmuştur. Sadık ve vazifeperver bir devlet memuru olan Bedîi Nuri Bey sonuç olarak devletine, milletine kısa yaşamı boyunca hizmet etmiş örnek bir Osmanlı aydınıdır. Onun etnik kimliğine rağmen, aldığı eğitim ve ulaştığı anlayış bakımından da Osmanlı kimliğini temsil ettiğine hiç şüphe yoktur.

 

[1] Fotoğraf, *Merhum Bedîi Nuri Bey ( Şehbal Mecmuası, S. 78. s. 110.)

[2] William Cleveland, The Making of An Arab Nationalist Ottomanism and Arabism In The Life Thought of Satı’ Al- Husri, New Jersey, 1971 s. 14.

[3] Fatma Çil,” Satı Bey’in Hayatı, Eserleri ve Türk Eğitimine Katkıları”,Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul, 2004.

[4] Mülki Tasnif, Aynı Vesika.

[5] Mülki Tasnif No: 7733.

[6] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Sosyal Güvenlik Kurumu Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı Arşiv Birimi Mülki Tasnif Dosya No: 7733 ( Bundan sonra Mülki Tasnif No: 7733.)

[7] BOA, Aynı Vesikalar.

[8] BOA, Aynı Vesikalar.

[9] BOA, MF. MKT, 359/6, 20 Muharrem 1315/20. 06. 1897.

[10] BOA, DH.MKT, 2152/40, 10 Şaban 1316/ 24. 12. 1898.

[11] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733. Nitekim o dönem Diyarbakır, Erzurum ve Van Vilayetleri kazaları kaymakamlıklarına pek rağbet gösterilmemekteydi. Bu bölgelere tayin yapılabilmesi için sadarete bazı öneriler bile sunulmuştur detaylı bilgi için b.k.z: BOA, DH. MKT, 2233/65, 07 Ramazan 1317/ 14. 08. 1899.

[12] BOA, DH. MKT, 2281/35, 03 Şaban 1317/ 06.12. 1899.

[13]BOA, BEO, 1395/104586, 29 Cemaziyelahir 1317/ 04. 11. 1899. BOA, İ.DH, 1369/18, 25 Cemaziyelahir 1317/ 31. 10. 1899. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[14] BOA, DH. MKT, 2521/123, 27 Rebiülahir 1319/ 13. 08. 1901. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219. Mülki Tasnif No: 7733.

[15] BOA, İ.ŞE, 15/14, 18 Şevval 1319/ 28. 01. 1902. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219. Mülki Tasnif No: 7733.

[16] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[17] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[18] BOA,Y.A.RES, 153/75, 22 Muharrem 1326/ 25. 02. 1908.

[19] BOA, BEO, 3356/251647, 14 Cemaziyelahir 1326 / 13. 07. 1908. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[20] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[21] BOA, BEO, 3599/269879, 27 Cemaziyelahir 1327/ 16. 07. 1909. BOA, DH. MKT, 2877/53, 28 Cemaziyelahir 1327/ 17. 07. 1909. BOA, İ.DH, 1476/10, 26 Cemaziyelahir 1327/ 15. 07. 1909. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[22] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[23] BOA, BEO 3798/284807, 24 Şaban 1328/ 29. 08. 1910. BOA, İ.DH, 1483/26, 23 Şaban 1328/ 28. 08. 1910. BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[24] BOA, Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[25]BOA, İ.DH 1498/36, 06 Rebiülahir 1331/ 15. 03. 1913.

[26] BOA, BEO 4154/311492, 07 Rebiülahir 1331/ 16. 03. 1913. Sicil-i Ahvâl, 76/219, Mülki Tasnif No: 7733.

[27] BOA, Aynı Vesika. 28 Receb 1331/ 03. 07. 1913.

[28] BOA, Aynı Vesika. 28 Receb 1331/ 03. 07. 1913.

[29] Nakîbzâde Talib Bey, Basra Nakibü’l eşrafından Seyyid Recep Efendi’nin oğludur. Talib Bey H. 1288/ M. 1887 yılında Basra’da doğmuştur. Özel hocalardan sarf, nahiv, mantık, Bedîi beyan, irfan gibi dersleri almıştır. Arapça, Türkçe, İngilizce yazıp konuşabilmekte ve Farsça ile Hintçeye de aşinadır. Basra’nın ileri gelen ailelerinden biri olan Talib Bey’e Osmanlı Devleti tarafından defaatle madalya, derece ve rütbe verilmiş, kendisi taltif edilmiştir. H. 24 Cemaziyelevvel 1317/ M. 30. 09. 1899 yılında Rumeli Beylerbeyliği payesi alan Talib Bey, H. 08 Rebi’ülevvel 1320/ M. 14. 06. 1902’de Necid Mutasarrıflığında görevlendirilmiştir. H. 20 Rebi’ülevvel 1323/M. 25. 05. 1905’de Şura-i Devlet Mülkiye Azalığında görevlendirilmiştir.( BOA, Sicil-i Ahvâl 113/455. 29 Zilhicce 1288/ 07. 03. 1872.) 1908’den sonra Mebusluk görevi de yapan Talib Bey ilerleyen yıllarda muhalif Arapların başını çekmiştir. “ Zira Talib El- Nakib Basra’da tamamen özgür bir biçimde davranmaya alışmıştı. Onun bu tavırlarına karşı da mahalli idareciler ve oradaki askeri erkân da ses çıkarmıyorlardı.” ( Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Vahhabi Hareketi ve Suud Devleti’nin Ortaya Çıkışı, TTK, 1998, Ankara, s. 206.) “1911 yılında meclisteki otuz beş Arap mebusu, Basra Mebusu Seyyid Talib El- Nakîb aracılığıyla Şerif Hüseyin’e bir mektup göndererek, isyan ettiği takdirde kendisini destekleyeceklerini ve halife olarak biat edeceklerini bildirdiler.”(Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk- Arap İlişkileri, İstanbul, 1992, s. 58.)

[30] Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Vahhabi Hareketi ve Suud Devleti’nin Ortaya Çıkışı, TTK, 1998, Ankara, s. 206.

[31] Zekeriya Kurşun, a.g. e., s. 216.

[32] Daha fazla bilgi için bkz: Zekeriya Kurşun, a. g. e.

[33]Bu kitabın varlığını Bedîi Nuri Bey’in makalesinde bu kitaptan bahsetmesinden anlıyoruz. Bedîi Nuri Bey kitaptan şöyle bahsetmektedir:

“Derdest-i İntişar olan İlm-i Hikmet-i İçtimaiye kitabımızdan…” (Bedîi Nuri, “Mesail-i İçtimaiye ve İktisadiye, Cemiyetlerin Suret-i Tevhidi Hakkında Nazariye”, Şura-i Ümmet, S. 206, s.2. 21 Kanun-ı Sani 1325/ M. 04. 02. 1910.) Nitekim bu kitabın yalnız Bedîi Nuri Bey’e ait olabileceği anlaşıldığı gibi bir heyet olarak ortaklaşa yazılmış bir kitap da olabileceği anlamı çıkmaktadır. Bunun yanı sıra bu eserin yayınlanmamış olma ihtimali de bulunmaktadır. Araştırmalarımıza rağmen bu kitaba ulaşılamamıştır.

[34] Tezimizde Bedîi Nuri Bey’in ulaşabildiğimiz tüm yazılarını yayın tarihine, konuya ve yayın yerine göre tasnif ettik, detaylarına tezimizden ulaşabilirsiniz.

 

 

Bedîi Nuri Bey’in Hayatı, Görüşleri ve Şahsiyeti ( 1872-1913) Reviewed by on . [su_note note_color="#c2c2bf"]2013-2014 ORDAF İhtisas Seminerlerinin ikincisi Hüseyin Manav tarafından gerçekleştirilmiştir. Seminer konusu Hüseyin Manav tarafı [su_note note_color="#c2c2bf"]2013-2014 ORDAF İhtisas Seminerlerinin ikincisi Hüseyin Manav tarafından gerçekleştirilmiştir. Seminer konusu Hüseyin Manav tarafı Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: