Cuma , 18 Ağustos 2017

Giriş » Yorum » Bangsamorolar (Moro Müslümanları) için Tarih Tekerrür Edecek mi?

Bangsamorolar (Moro Müslümanları) için Tarih Tekerrür Edecek mi?

5 Şubat 2013 Kategori: Yorum A+ / A-

Güneydoğu Asya’da Malay takımadaları bölgesinde yer alan ve bölgesinin en fazla nüfus artışı gösteren ülkesi Filipinler’de, nüfusun yaklaşık % 70’i Luzon ve Mindanao adalarında yaşamaktadır. Asya’da en kalabalık Hıristiyan nüfusun yaşadığı ülke durumunda bulunan Filipinler’de halkın % 87’si Hıristiyan olmakla beraber bunların % 82’i Katolik, % 5’i Ortodoks ve % 10’u Müslümandır. Geriye kalanını ise Budistler, bazı yerel dini akımların üyeleri ve putperestler teşkil etmektedir. Kendilerini Bangsamoro olarak tanımlayan Müslüman Filipinliler, genellikle Mindanao, Basilan, Sulu, Lanao del Sur ve Tawi-Tawi adalarında yaşamaktadırlar.

1514’te Portekizli De Brito’dan sonra, İspanya adına deniz yoluyla açılan Portekizli kâşif Ferdinand Macellan ve tayfaları, takımadalara 1521’de varan ilk Avrupalılardı. İspanyolların bölgeye gelmeleri İslâmiyet’in yayılmasını ve iyice yerleşmesini önledi. Macellan’ın arkasından 1542’de bölgeye gelen Ruy Lopez de Villalobos, adalara dönemin veliaht prensi ve geleceğin İspanya kralı II. Felipe’in onuruna “Felipe’in ülkesi” anlamına gelen Filipinler adını verdi. Özellikle bölgeye 1565’te ulaşan İspanyolların 1571’de Raca Süleyman’la giriştiği savaşta Müslümanları Kuzey ve Orta Filipin adaları olan Leyte, Panay, Mindoro, Luzon ve Manila’dan çıkararak bölgede katı bir sömürgeleştirme, Hıristiyanlaştırma ve İspanyollaştırma faaliyeti başlattı ve İslâmiyet’in buralarda yayılmasını engellemek için elinden geleni ardına koymadı. İslamiyet’in Bruney ve güney Filipinlerden kuzeye, Luzon ve Visayas adalarına doğru yayılmasının sekteye uğraması da bu yenilgi sonrasıdır. Bu tarihten itibaren İslamiyet’in Mindanao adalarına hapsedildiği anlaşılmaktadır. Aynı temel politika, 1903 ve 1939 yılları arasında yaklaşık 1,4 milyon Hıristiyan göçmenin bölgeye yerleştirilmesiyle de sürdürüldü.

Ülkenin Hıristiyanlaşmasında en önemli paya sahip olan katı misyonerlik faaliyetleri, İspanya hükümeti tarafından desteklendi. Manila başpiskoposluk ilan edilerek, takımadalar çeşitli piskoposluk ve papazlık teşkilatlarına taksim edildi. Bu yüzyılın sonuna doğru, kırsal kesimlerdeki bazı yerler hariç, İspanyol yönetimi altındaki bütün adalar katı misyonerlik faaliyetleri neticesinde hıristiyanlaştırılmış bulunuyordu.

Moro İslamî Direniş Hareketleri ve Tarihi Arka Plan

İspanyolların güneydeki sultanlıkları yönetimleri altına alma ve Hıristiyanlaştırma çabaları, bölge Müslümanlarının mukavemet göstermeleri karşısında sonuçsuz kaldı. Ancak bu direnişi kırmak için 1587’de dönemin valisi Francisco de Sande, Moroların bel kemiği olan Sulu ve Mindanao’ya askerî harekât başlattı. Bölge giriş-çıkışlarını kontrolü altına alarak, bu şehirlere herhangi bir davetçinin gelmesine izin vermedi ve mevcut camilerin yıkılmasını emretti. Müslüman halk, bu haksızlığa şiddetle direndi ve gerilla tipi saldırılarla cevap verdi. Böylece yaklaşık üç asırdan fazla süren “Moro Savaşları” başladı. Filipinler’deki İslâmî direniş hareketi, hem dinî temelli hem de kolonileşme karşıtı bir şekil aldı.

Moro savaşlarının tarihine bakarsak, özellikle Mindanao’daki direnişin temelleri marjinalliğe, fakirliğe ve anti-demokratik rejimlere karşı bir başkaldırıya dayanıyordu. Yapılan savaşlar bölgesel barışa yarar sağlamadığı gibi bölgede radikalizmin artmasına da sebebiyet verdi. Kısa bir süre İngiliz idaresinde kalan (1762-1764) Filipinler’de birinci aşamada, 1521’den 1898’e kadar 377 yıl süren İspanyol hâkimiyeti sırasında toprak sahiplerine ve sömürgecilere karşı birçok ayaklanma olduysa da bölgesel nitelikte kalan bu başkaldırılar, çok defa kanlı bir şekilde bastırıldı. Bölge halkı, zulüm ve şiddetle kendi dinlerine çevrilmek istendiyse de, sömürgeciler bu emellerine ulaşamadılar. Pasifik denizinde etkili olmaya başlayan İngiltere ve Fransa’ya karşı, İspanya diğer Avrupalı güçlerin bölgedeki etkinliğinin artmasını istemediği için bazı datuların korsanlık yaptığını bahane ederek, 1851’de Sultan Muhammed Fadl’a imzalattıkları antlaşma ile ülkeyi manda idaresi altına aldı. İkinci aşamada Amerikan sömürge politikalarına karşı 1898’den 1946’ya kadar 47 sene mücadele ettiler. Üçüncü aşamada ise Filipin Hükümeti aleyhine özellikle 1970’den günümüze kadar çoğu zaman silahlı direnişlerini sürdürdüler.

Moro Müslümanlarının II. Abdülhamid’e Ulaşan İmdat Çığlığı

II. Abdülhamid döneminde Filipinli Müslümanlarla olan münasebetlerimizde önemli gelişmeler yaşandı. Bölgeyi müstemlekesi haline getirmek isteyen Amerika, İngiltere, Almanya ve o dönemde bu topraklarda hüküm süren ve hâkimiyetini kaybetmek istemeyen İspanya arasında büyük çekişmeler yaşandı. 1885-97 yılları arasında İspanya gücünü kaybetmemek için Filipinler’e asker ve lojistik destek sevkiyatı yaptı.

İspanya’nın aldığı tedbirlerden bir diğeri, Osmanlı tebaasının bölgeye göçlerini önlemek şeklinde cereyan eden iskan politikasıydı. 1888-91 yılları arasında İspanya Hükümeti, bunların Küba ve Filipin adalarına göç etmelerini yasaklayan bir takım tedbirler aldığından; buralara gidecek olanların pasaportlarına Osmanlı Devleti tarafından vize verilemedi. Böylece İspanya’nın bölgedeki Müslümanları azınlık haline getirmesinin zemini oluşturuldu.

1897’de İngiltere, bölgede sözü geçen bir unsur olabilme adına Amerika’ya ittifak talebinde bulundu. Bu teklife olumlu cevap gelmesi, 1898’de İspanyolların Uzakdoğu’dan ayrılmalarına yol açan İspanyol-Amerikan savaşını doğurdu. İspanya’nın güçten düşmesi için yönetime başkaldıran muhaliflere Amerikalılar tarafından silah desteği sağlandı. Bu destekler sonucu asiler, İspanya ordusuna karşı ezici bir zafer kazandılar ve Manila üzerine yürümek isteseler de Amerika bu teşebbüsü engelledi.

Amerika’nın desteğiyle ülkeye dönen sürgündeki milliyetçi lider Emilio Aguinaldo’nun bu savaş sürecine büyük etkisi olmuştu. Manila hariç bütün Luzon adasını ele geçirerek Malolos’ta Filipinler’in bağımsızlığını ilan etse de İspanya-Amerika savaşından sonra İspanya, Paris Antlaşması ile (10 Aralık 1898) bu ülke üzerindeki hâkimiyet hakkını Amerika Birleşik Devletleri’ne devretmek zorunda kaldı ve böylece Filipinler tarihinde yeni bir dönem başladı. Filipin topraklarında hâkimiyeti ele geçirmesiyle birlikte Amerika da Osmanlı tebaasının bölgeye gelmemesi hususunda bir takım politikalar uygulandı. Osmanlı tebaası Müslüman unsurların Filipin topraklarına girişlerinin yasaklanmasına zemin hazırlanmak istendiği belliydi. Ayrıca Amerika bununla da kalmayarak Filipinli Müslümanların, diğer dindaşlarıyla olan dini, iktisadi ve kültürel münasebetlerine de kısıtlamalar getirdi. Bu emellerine ulaşmak için özellikle bazı datuları da kullandı.

Osmanlı Devleti ile Filipinli Müslümanlar arasındaki münasebetler özellikle dinî meselelerde yoğunlaştı. Morolar adına John Park Finley, adalarında yaşayan yaklaşık altı yüz bin kişinin dinî ihtiyaçları için ehil zatlardan bir kaç kişi talep etti. Halkın din konusunda cahil olduklarını, dinle uzaktan yakından alakası olmayan uygulamaların bölgelerinde yaygınlaştığını ve bu yüzden toplumun dinî yönden bozulmaya yüz tuttuğunu haber verdi. Bâbıâli tarafından bu talep ciddiye alındı ve istedikleri ehil zatlar/muallimler gönderildi ve padişahın iradesi, Taluksangay şehrinde inşa olunan camiye asıldı. Önce Muhammed Vecîh Efendi, ardından Osmanlı hâkimiyetindeki farklı coğrafyalardan âlimler de halkın dini yönden cahilliğini gidermek için Filipinler’e gönderildi. Kısacası, Osmanlı Devleti elindeki kısıtlı imkanlara rağmen, elinden gelenin en iyisiyle mukabele de bulundu.

Kanlı Bir Harekât: Bud Dajo (1906)

Moro Müslümanlarının yoğun olarak yaşadığı Mindanao ve Sulu, Amerika askerî yönetimi altında iken 1899’da Hıristiyan Filipinlilere bağlanmayı reddetti ve hükümetin kendilerini yüksek vergilerle baskı altına alarak dinlerini yok edeceğini ve Hıristiyanlaştıracaklarını düşünerek Amerika’ya karşı silahlandı. Bu durum, kendi vatanlarında azınlık durumuna getirilmek istenen Moroların, sömürgeci devletlerin kolonileştirme faaliyetlerine karşı haklı müdafaasının bir sonucuydu. Durumun kötüye gittiğini fark eden Amerikalı idareciler, 1903’te Morolara güvence vermek zorunda kaldı. 1903’te Morolar var olan Amerikan hükümetine, dini özgürlüklerini vermeleri şartıyla uyacaklarına dair Zamboanga meclisinde bir rapor sundular. Fakat buna rağmen Amerikan ordusu barışı ve huzuru sağlamak, kaçakçılık, korsanlık ve köle ticaretini önlemek adı altında bu bölgelerde bir dizi operasyon yaptı. Bunların en şiddetlisi, 1906’da binlerce Müslümanın ölümüyle sonuçlanan “bud dajo” harekâtıydı. Ayrıca Mr. Strauss’a göre yönetim, 1908’de Moroların datularını ve sultanlarını tehdit ettiler. Şayet vatanlarına dönmezseler ve ayaklanma devam ederse yirmi bin kişilik bir ordunun daha üzerlerine sevk edileceğini söylediler. İşin ciddiyetini fark eden Osmanlı Devleti, bu duruma müdahil olarak, Filipinli Müslümanları büyük bir savaşın [katliamın] eşiğinden kurtardı.

1914’te bölgenin idaresi, yerli halka yardım ve hizmet etme gayesiyle geldiklerini iddia eden sivillere devredildi. Müslümanlara kendi dinlerine, gelenek ve kültürlerine uygun bir şekilde serbestçe yaşayabileceklerine dair teminat verildi. Müslümanlar da zamanla silahlı mücadeleyi bırakarak Amerikan idaresini kabullenmeye başladılar. Burada bilhassa belirtmek gerekir ki; Morolar silahlı mücadeleye ancak Amerika ve İspanya katl ve itlâfa girişince başladılar. Filipinli Müslümanların o dönemde tâbi oldukları devlete olan algıları arşiv vesikalarında kayıt altına alınmıştı: “Sahîh Müslüman olan, mensûb olduğu hükümete sâdık olmalı.”

Bangsamoro Özerk Bölgesi Barış Ortamını Sağlayacak mı?

Amerikan idaresi altındaki Morolar, sömürgecilerin kendilerini hâkimiyet altına alma girişimlerine karşı mücadeleye devam etmek zorunda kaldı. Amerika Hükümeti Filipinler’e tam bağımsızlık vermeyi vaat ettiğinde, Moro liderleri bölgenin Filipinler Cumhuriyeti’nin bir parçası kabul edilmesi ile ilgili olarak ısrarlı itirazlarda bulundular. ABD Başkanına sunulan 9 Haziran 1921 tarihli dilekçede, Sulu takımadaları halkı, bağımsız olacak bir Filipin devleti içerisinde yer almaktansa, ABD’nin yönetiminde kalmayı tercih ettiklerini dile getirdiler. Moro liderleri, 1 Şubat 1924’te Zamboanga’da toplanarak ilan ettikleri “Haklar ve Hedefler Bildirisi”nde Amerika’nın bağımsızlık vereceği beklentisiyle “Mindanao, Sulu ve Palawan adalarının ABD’nin mandası altında statüsü düzenlenmemiş bir bölge olarak bırakılması”nı da önerdiler.

Müslümanların güçlü kalesi Sulu, Amerika’ya tabi olduktan sonra, Bangsa-Filipino’dan (Hıristiyan Filipinliler) kendilerini ayrı göstermek ve Müslüman kimliklerini korumak için kendilerine Bangsamoro (Moro Müslümanları) adını verdiler ve bunu siyasî anlamda kullanmaya başladılar. Daha sonra 1935’te Filipinler’e Common-Wealth des Philippines (The Philippine Commonwealth) adı altında özerk bir idare verildi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra, Filipinler Cumhuriyeti adıyla 4 Temmuz 1946’da bağımsızlık ilan edildiğinde Morolar, kendilerini yeni bir siyasi sistemin içerisinde buldular. Müslüman halkın büyük çoğunluğu yeni idari sistemin bir parçası olmayı reddederken, geleneksel liderlerden bir kısmı da ülkedeki farklı siyasi partilere girerek ülke yönetiminde etkili olmaya çalıştı. Hükümet 1957’de Millî Entegrasyon Komisyonu kurarak güneydeki Müslüman halkı topluma adapte etmeye çalıştı. Ancak savaş sırasında kesintiye uğramış olan Hıristiyan nüfus göç dalgası ve yanlış iskân politikaları hükümet tarafından desteklenince, bölgedeki Müslüman nüfusu azınlık durumuna düştü. Öte yandan yüksek oranda işsizlik, okur-yazar oranındaki ciddi düşüşler, idarî mekanizmalardan özellikle ordu ve güvenlik teşkilatında Müslümanlara karşı kasıtlı ayrımcılıkların yapılması ve Müslümanların yaşadığı bölgelerin hükümetçe ihmal edilmesi halk arasında hoşnutsuzluğa ve ciddi bir gerilime sebep oldu.

İlerleyen dönemde toprakları Filipinler Cumhuriyeti’nin bir parçası yapılınca, Morolar bağımsızlık hakları için mücadele etmeye tekrardan karar verdi. Bağımsızlık hakkının Filipinler ulusal devlet sistemi çerçevesinde elde edilemeyeceği açıklık kazanınca, mücadeleye silahlı direnişle devam ederek bağımsızlığın Mindanao ve Sulu’da kazanılması gayesiyle Moro Ulusal Özgürlük Cephesi (Moro National Liberation Front/MNLF) kuruldu. Ancak daha sonra MNLF, Moro’nun Filipinler egemenliği altında özerk olarak kalmasını kabul edince, MNLF içinden ayrılan bir grup, bağımsızlık için direnişe devam etmek amacıyla Selâmet Hâşim liderliğinde Moro İslâmî Özgürlük Cephesi’ni (Moro Islâmic Liberation Front/MİLF) oluşturdu.

1972 yılında devlet başkanı Marcos sıkıyönetim ilan edince MNLF, Filipinler Cumhuriyeti’ne karşı silahlı bir direniş başlattı. Dört yıl aradan sonra Libya’nın arabuluculuğu ile barış anlaşması imzalansa da Filipinler hükümeti adeta zamana oynadı, soruna gerçek bir çözüm bulunmadı. Nijayetinde hükümet, Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MUKC) ile anlaşarak “Moro Müslümanları Otonom Bölgesi” oluşturdu ama bu tecrübe de olumsuz sonuçlandı. Tabii ki bu süreçte çok canlar yandı. Filipinler’in güneyinde 40 yıldır mücadele veren Müslümanlar ile merkezi hükümet arasında çatışmalarda bugüne kadar yaklaşık 120 bin kişi hayatını kaybetti, 2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şimdi bir kez daha Filipinler Hükümeti ile Mindanao Müslümanları arasında barış antlaşması imzalandı. Ama bu sefer hükümetin muhatabı Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MİKC) oldu. Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi’nde kurulacak yeni siyasi yapıya “Bangsamoro” adı verilmesini karara bağlayan çerçeve antlaşması, Manila’daki Malacanang Devlet Başkanlığı Sarayı’nda Filipinler Devlet Başkanı III. Benigno Aquino ile Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin (MİKC) lideri el-Hac Murad İbrahim’in huzurunda imzalandı. Antlaşma töreninde MİKC’in yaklaşık 200 temsilcisi, Malezya Başbakanı Necib Rezak, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ve bazı diplomatlar katıldı. Anlaşmanın, Başkan Aquino’nun görev süresinin tamamlanacağı 2016’ya kadar hayata geçmesi beklenmekte. Fakat bu anlaşma henüz nihai niteliğe sahip değil. Murad İbrahim’in deyimiyle ‘barışın işletilebilmesi için daha yapılacak çok şey var’. Herşeye rağmen yine de umut dolu bir adım. Bakalım “zaman her şeyin ilacıdır” derler. Umulur ki, Bangsamoroların geçmişteki acı barış tecrübeleri yerini sevindirici haberlere bırakır; aksi halde ülkenin savaşta veya kargaşa ortamında bulunduğunu göstermesi bakımından Filipinler bayrağındaki mavi (barış ortamı) ile kırmızının (savaş ortamı) yeniden yer değiştirmesi mukadderdir.

 

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Bangsamorolar (Moro Müslümanları) için Tarih Tekerrür Edecek mi? Reviewed by on . Güneydoğu Asya'da Malay takımadaları bölgesinde yer alan ve bölgesinin en fazla nüfus artışı gösteren ülkesi Filipinler’de, nüfusun yaklaşık % 70’i Luzon ve Min Güneydoğu Asya'da Malay takımadaları bölgesinde yer alan ve bölgesinin en fazla nüfus artışı gösteren ülkesi Filipinler’de, nüfusun yaklaşık % 70’i Luzon ve Min Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: