Pazar , 20 Ağustos 2017

Giriş » Yorum » Afrika’da Çok Uluslu Şirketlerin Enerji Rekabeti

Afrika’da Çok Uluslu Şirketlerin Enerji Rekabeti

30 Aralık 2014 Kategori: Yorum A+ / A-

Afrika, gündemdeki tüm siyasal ve sosyal çatışmalarının yanında aynı zamanda çok uluslu şirketlerin rekabet sahası haline gelerek de dünya gündemini farklı bir yönden meşgul etmektedir. Zira çok uluslu şirketlerin Afrika’daki petrol arama ve sondaj faaliyetleri son on yılda büyük bir artış göstermiştir ve bu durumun mercek altına alınması zaruret arz etmektedir. Son 10 yıldır petrol fiyatlarının dünya genelinde giderek yükselmesi sonucu, bu topraklardaki sondaj faaliyetleri artış göstermiş ve petrol arama çalışmaları da hız kesmeden Moritanya, Mali, Nijer, Çad ve Sudan’ı içine alacak şekilde giderek genişletilmiştir. Son 10 yıl içerisinde Cezayir, Moritanya ve Mali arasında kalan Tavdeni (Taoudenni) petrol havzasında arama ve sondaj çalışmalarına Cezayir, Fransız, Katar, İtalyan ve Tunus petrol şirketlerinin de dahil olması gözlerden kaçmamaktadır. 2011’de Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi ve beraberinde gelen iç çatışma ortamı ise Libya’ya, Sahil ve Sahra bölgesindeki petrol arama faaliyetlerine doğrudan katılma imkânı vermemiştir. Bu durum günümüzde özellikle Batı ve Sahra Afrika’sındaki Libya’nın etkin yapısını engellemiştir.

Moritanya’nın Fransız Total şirketine Tavdeni havzasında arama izin ruhsatı vermesi yanında, Mali’de Cezayir Sonatrach şirketine aynı imkanın tanınması tesadüfî olmasa gerektir. Ayrıca Ayn Salah ve İllizi’de BP (The British Petroleum Company) ofislerinin yanında İngiltere, Sipex şirketi aracılığıyla Nijer’de petrol sondaj çalışmalarına da yönelmiştir. Libya’nın en büyük petrol şirketlerinden biri olan Holding Petrol (LOHL)’ün Fas, Tunus ve Nijer’deki dağıtım hizmetlerinin 2007 yılında Amerikan Exxon Mobil şirketi tarafından satın alınması, esasında en başta Fransa’yı rahatsız etmiştir. Devralınan bu şirket, aradan henüz bir yıl geçmeden Amerikan şirketlerinin Senegal’deki enerji hizmetlerini satın almıştır. Bu şekilde 2011 yılının sonuna kadar ABD’nin devraldığı LOHL şirketi, Afrika çapında 3000 enerji dağıtım noktasına hükmetmeye başlamıştır. Diğer yandan ABD’nin Nijer Deltası’ndaki petrol şirketlerinin günde 838.000 varil petrol çıkartması, bölgedeki enerji (petrol ve gaz) gelirlerinin hangi seviyelerde olduğunu anlayabilmek açısından yeterli olacaktır. [1]

Sahil ülkelerindeki petrol arama çalışmalarına başlayan Çin, Afrika’daki enerji rekabetine katılmıştır. 2003 yılından itibaren Çin Petrol Şirketi (CNPC), Nijer’deki Tenere bölgesinde petrol arama ve Çad Cumhuriyeti’nde petrol sondaj çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. [2] Ayrıca Moritanya’da 2005 yılından beri petrol arama ve sondaj faaliyetlerine devam etmektedir. Mali’de ise Çin SINOPEC şirketi 2004 yılında, ülkenin kuzeyindeki Tinbüktü ve Gao şehirlerinde bulunan beş ayrı bölgede iki sondaj ruhsatı almayı başarmıştır. [3]

Enerji sahasında, bilhassa Çin’in Afrika yatırımlarıyla bu yarışa dahil olması, büyük güçlerin bölge hükümetlerine yönelttiği tehditkâr baskıları beraberinde getirmiştir. Örneğin Çad Cumhuriyeti, Çin’in yatırımlarını devlet eliyle teşvik ettiği için Dünya Bankası’nın büyük baskısına maruz kalmıştır. [4] 2012 yılı başlarında Çad ile Çin arasındaki ilişkiler ülkedeki petrol rafinerisinin yönetimi konusundaki anlaşmazlık nedeniyle gerilmiş durumdadır. Sürecin bu şekilde seyretmesi için Fransa’nın baskısı ise dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu yönüyle Afrika hükümetlerinin Batılı ülkeler tarafından korkutulması nedeniyle Çin, bölgedeki yatırımlarına devam edebilmek amacıyla bölgedeki çatışma taraftarı olan odakları destekleme yolunu tercih edebilmektedir. Nitekim Çin’in Mali, Sudan ve Kongo’daki hafif makineli silahlar üretme kapasitesine sahip fabrikalara sahip olması da Çin’in bu bölgedeki siyasi tehdit enstrümanlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. [5] Bu yönüyle de Çin, Batı Afrika’daki muhalif silahlı hareketleri destekleyerek, çatışmaların arkasındaki kaynak olma tehdidiyle Avrupalı devletlerin politikalarına karşı kendi caydırıcı politikalarını üretebileceğinin mesajını vermektedir.

Günümüzde özellikle Mali, Çad ve Nijer gibi Afrika ülkelerinden çıkarılan petrolün ihraç edilme sorunu halen varlığını korumaktadır. Zira bu ülkelerin denize doğrudan kıyıları bulunmamaktadır. Bu nedenle Amerikan Exxon Mobil şirketi, Gine Körfezi’ne Çad petrolünün taşıyabilmek için yeni bir petrol boru hattı inşa etmeye başlamıştır. Moritanya’nın Mali sınırındaki en verimli kuyusunda petrol sondajı yapan Fransız Total şirketi ise Atlas Okyanusu’na uzanacak yeni bir petrol hattını hayata geçirmeyi planlamaktadır. [6] Bu yüzden de Çin’in Moritanya’daki faaliyetleri Fransızları aşırı derecede rahatsız etmektedir.

GasPipeline

Dünya doğalgaz rezervlerinin yaklaşık % 10’unun Afrika kıtasında yer alması ve bu enerjinin boru hattıyla Avrupa’ya ihracı planı Avrupalı devletlerinin Afrika enerji politikalarının temelinde bulunmaktadır. Nijer üzerinden Nijerya doğalgazının Cezayir’e nakli ve buradan da Avrupa’ya taşınması için Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı (TSGP – Trans-Saharan Gas Pipeline) projesi fikri ortaya atılmıştır. [7] Bu projeyi hayata geçirebilmek için ise Fransız Total, İtalyan Eni, İspanyol Gas Natural ve Repsol şirketleri gibi diğer Avrupa şirketleri, Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı projesinin gerçekleşmesi için her türlü desteği vereceklerini ilgili ülkelerin hükümetlerine vadetmektedirler. Ancak Rusya, son yıllarda bu boru hattı fikrinin hayata geçirilmesi durumunda Avrupa’nın kendine olan bağımlılığından kurtulacağından endişe ettiği için Nijerya ile doğalgaz sektöründe ortaklık kurma teşebbüslerinde bulunmuştur. Nitekim 2009 Haziranı’nda, Nijerya’nın köklü enerji şirketlerinden Nigaz ile Rus Gazprom şirketi arasında ticari ortaklık anlaşması akdedilmiştir. [8]

Son aylarda düşürülen petrol varil fiyatları üzerinden Rus ekonomisini tehdit ederek sarsan ABD, bu doğalgaz hattı projesinin hayata geçirilmesi için her türlü desteği vermektedir. Özellikle The US Eximbank ve Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) vasıtasıyla Benin ve Togo üzerinden, Nijerya’dan Gana’ya ulaşan doğalgaz boru hattının hayata geçirilmesine büyük önem vermektedir. [9]

Mali, Nijer ve Libya başta olmak üzere Afrika’nın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmaları, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle stratejik önemi haiz bölgelerde yaşayan mahalli halkların veya siyasi nüfuz bloklarının bir iç çekişmesi olarak mı; yoksa Kuzey, Batı ve Sahra Afrika’sındaki çok uluslu büyük ticari şirketler/güçler arasındaki rekabetin bir neticesi olarak mı görmek gerekmektedir? Afrika artık çok uluslu şirketlerin rekabet ve çekişme sahası haline dönüşmüş durumdadır. Bu uluslararası şirketler, yatırımlarıyla kıta Afrika’sındaki aslan payını kapmadan önce, Afrika’nın kendi vatandaşları bu kaynakları kullanmada söz sahibi olabilecek mi? Günümüzde yaklaşık 1 milyar insan dünyadaki enerji kaynaklarının dörtte üçünü tüketirken, Afrika’daki 1 milyardan fazla insanın ise hala elektriğe ulaşamamasının [10] arkasındaki alt yapı sorunları ve siyasal istikrarsızlık acaba ne zaman son bulacak ? 


 

[1] Ruber Eberlein, “On the Road to the State’s Perdition? Authority and Sovereignty in the Niger Delta, Nigeria”, Journal of Modern African Studies, Vol. 44, Nu: 4, December 2006, Cambridge University Press, Cambridge 2006, s. 573-596; John N. Paden (2008), Faith and Politics in Nigeria: Nigeria as A Pivotal State in The Muslim

World, United States Institute of Peace Press, Washington D.C. 2008, s. 12-13.

[2] Benjamin Augé, “Les nouveaux enjeux pétroliers de la zone saharienne”, Hérodote, n° 142, 3e trimestre 2011, s. 183, 187-189.

[3] Vivien Foster, William Butterfield, Chuan Chen and Nataliya Pushak, “Building Bridges: China’s growing role as infrastructure financier for Africa”, The International Bank for Reconstruction and Development -The World Bank, Washington, 2008, s. 46.

[4] Benjamin Augé, “a.g.m.”, s. 161.

[5] Marie Bal ve Laura Valentin, La stratégie de puissance de la Chine en Afrique, ESSEC Mastère Spécialisé Marketing Management Part Time 2007-2008, ESSEC, 2008, s. 2.

[6] Benjamin Augé, “a.g.m.”, s. 194, 197.

[7] Benjamin Augé , “Le Trans Saharan Gas Pipeline : Mirage ou réelle opportunité ?”, Institut français des relations internationale (Ifri), Paris, Mart 2010, s. 4.

[8] Benjamin Augé, “Les nouveaux enjeux pétroliers de la zone saharienne”, Hérodote, n° 142, 3e trimestre 2011, s. 201-202.

[9] Kevin H. Delano, “The Gulf of Guinea and its Strategic Center Point: How Nigeria Will Bridge American and African Cooperation”, Research Report Submitted to the Faculty In Partial Fulfillment of the Graduation Requirements, Air University, Air Command and Staff College, Alabama, Nisan 2009, s. 6.

[10] Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın World Energy Outlook 2014 serisi kapsamında hazırlanan Afrika Özel Raporu’na göre; Sahra-altı Afrika ülkelerindeki ekonomik ve sosyal gelişmenin hızlandırılması için modern enerji yöntemlerine erişimin artırılması gerekmektedir. Günümüzde bu coğrafya 620 milyondan fazla insan elektriksiz yaşamakta ve 730 milyondan fazla insan ise tehlikeli ve etkisiz yemek pişirme tekniklerine güvenmektedir. İlgili link için bkz. http://gazetesu.sabanciuniv.edu/tr/2014-10/afrikada-gelismenin-anahtari-enerji-sektorunde, Erişim tarihi: 29.12.2014.

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Afrika’da Çok Uluslu Şirketlerin Enerji Rekabeti Reviewed by on . Afrika, gündemdeki tüm siyasal ve sosyal çatışmalarının yanında aynı zamanda çok uluslu şirketlerin rekabet sahası haline gelerek de dünya gündemini farklı bir Afrika, gündemdeki tüm siyasal ve sosyal çatışmalarının yanında aynı zamanda çok uluslu şirketlerin rekabet sahası haline gelerek de dünya gündemini farklı bir Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: