Cuma , 18 Ağustos 2017

Giriş » Yorum » Afrika’da Bağımsızlık Hareketleri ve Tuaregler

Afrika’da Bağımsızlık Hareketleri ve Tuaregler

8 Temmuz 2014 Kategori: Yorum A+ / A-

Libya’da Muammer Kaddafi’nin kendi Berberi ve Arap halklarından ziyade paralı asker konumundaki Malili 3000 Tuareg askerine güvenmesi sebebiyle, kendilerine güven duyan, zengin ve her imkânı sağlayan bir hami bulan Tuareg liderlerinden özellikle İbrahim Ag Bahanga ve Muhammed Ag Necm adeta Kaddafi’nin kolları arasında en kuvvetli desteğe sahiptiler. Aslında yaşanan bu süreçte Mali merkezi hükümetlerinin, kendi topraklarındaki Tuaregler ile Cezayir gibi komşu ülkelerin de katkısıyla kısmî barış dönemleri yaşanmış olsa da; 50 yıldır kavgalı olması önemli bir etkendi. Bu süreç yaşanırken, Kaddafi’nin devrilmesiyle birlikte Libya’daki yaşanan rejim değişikliği sonucunda bu ülkede bulunan paralı asker konumundaki Tuaregler ülkelerine dönmek zorunda kaldılar.

Mağrip el-Kaide’sinin çok rahat hareket ettiği Büyük Sahra bölgesinin özellikle Mali sınırlarında kalan kısmı, Tuareglerin bölgeye dönüşüyle beraber hızlı bir şekilde hareketlendi. Ekim 2011’i sonrası yani Kaddafi’nin devrilmesiyle birlikte, NATO’nun da desteğiyle Cezayir üzerinden ülkeleri Mali’ye geri dönen Muhammed Ag Necm ve beraberindeki Tuareg liderleri, merkezi hükümeti zora sokacak hamlelerini yaptılar ve son elli yılda yapamadıklarını üç ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirdiler. Bilhassa Kisal ve Menaka şehirlerindeki durum, silahlı çatışmalar yüzünden hiç de iç açıcı değildi. Sırf bu yüzden bölgede yaşanan kargaşada yüzbinlerce insan kasabalarını terk ederek Mali’nin orta yerlerine, komşu ülkelerden Nijer, Burkina Faso, Cezayir ve Moritanya’ya sığınmak zorunda kaldılar.

Tuareg asıllı Malililer, ülkelerinde 1970-74 ve 1984-85 yılları arasında yaşanan kuraklıklar[1] ve siyasi birtakım nedenlerle Libya devrik lideri Kaddafi’nin iktidarı döneminde, Libya’ya göçmüştü. Bunlardan bir kısmı Kaddafi yönetimi altında ücretli asker olarak Libya’da bulunmaktaydı. Mali’deki Tuareglerin bir kısmı ise Suudi Arabistan’a göç ederek buradaki bazı Selefî düşüncelerden etkilenmişti. Libya’da Kaddafi rejiminin yıkılmasıyla bu paralı askerler birliklerinden getirebildikleri silahlar ve mühimmatlarla Mali’nin kuzey bölgelerine indiler. Yanlarında getirdikleri silahların da verdiği destekle uzun yıllardır bölgelerinin ihmal edilmesine son vermek adına bağımsızlık için silahlı mücadele başlattılar.

Mali’nin kuzey bölgelerini ifade eden Azawad’da, “devlet” olmadığı için bu bölgede yaşayan toplumlar, başta güvenlik olmak üzere birçok hizmeti halen kabileler vasıtasıyla almaktadır. Bu durumun en temel nedeni, merkezi yönetimin kuzeydeki halkın dışlanmışlık hissinden kaynaklanan sorunları çözme noktasında istekli olmamasıdır. Bu durum, yıllar içinde kaçınılmaz olarak aşiretlerin birbirlerine kenetlenmesini, iç hiyerarşisini kurarak “adem-i merkeziyetçi bir yapı” halinde kendisini federatif bir yapı içerisinde sistematize etmesini sağlamıştır. Tuareglerin geçmiş yıllarda da isyan ettiği hatırlanırsa Libya’dan gelen silahların son Tuareg isyanının arkasındaki süreci tetikleyen ana âmillerden biri olduğu görüşü baskın olmakla birlikte, bu mücadele sürecini tetikleyen âmillerin en önemlilerinden birisi de, bölge yerel halklarının merkezî idareler tarafından yalnızlığa terk edilmiş olmasıdır. Tuareglerin bu son isyanını Libya’dan gelen silahların varlığının halka verdiği güç; halkta oluşan güven ve cesaretle açıklamaktansa yarım yüzyıldır bölgenin kasıtlı olarak ihmal edilmesi ile açıklamak daha doğrudur. Fransa’nın yarım yüzyıldır Tuaregleri Mali hükümetlerine karşı kışkırtan ve Mali hükümetlerinin de Tuaregleri tehdit olarak görmesini sağlayan politikaları, bugün yaşananların okunmasını daha kolay kılmaktadır.

Fransızların, 8 Mayıs 1945 tarihinde Sétif ve Guelma’da yaptıkları saldırılar sonucu yaklaşık elli bin Cezayirlinin ölümüne neden olmaları, Büyük Sahra’daki Tevâriklerin yaşam sahalarının işgali sürecini de hızlandırdı. 1954 Kasımı’nda Cezayir’de Messali Hac’ın önderliğinde başlayan Ulusal Kurtuluş Hareketi, başta Tevârikler olmak üzere Sahra’daki göçer kabileler üzerindeki etkisini ancak dört yıl sonra gösterdi. 

İlk Tuareg İsyanları

Fransa’nın Büyük Sahra’nın Cezayir-Mali sınırında 1960 yılında patlattığı atom bombasının etkisi, bu göçer kabilelerin yaşam sahasını ve çöldeki ekolojik dengeyi alt üst etti. Başta Mali ve Nijer Tevârikleri olmak üzere Sahra toplumlarının olumsuz etkilenmesinin en büyük müsebbibi Sahra bölgesini hâkimiyet altına almak isteyen General Charles de Gaulle idi. Zira “Sahra Cumhuriyeti” veya “Tevârik Cumhuriyeti” adı altında bir Fransız himayesi tesis etmek istiyordu. Bu amacına ulaşmak isteyen Fransa, 14 Temmuz 1958 tarihinde Mali ve Nijer Tevârikleri ile Arapları temsilen Paris’e gelen Büyük Sahra Heyeti ile bir toplantı gerçekleştirdi. Görüşmeler esnasında Fransa, Tevâriklerin ve birçok farklı toplumun yaşadığı Büyük Sahra bölgesi ile Kuzey Afrika ülkeleri arasındaki bağı koparmak istediğini açıkça hissettirdi. Bu sayede Büyük Sahra politikalarını istediği şekilde kolaylıkla hayata geçirebilecekti. Ancak Tevârik ve Araplardan oluşan bu heyet ile yapılan görüşmeler neticesinde, Fransa Sahra toplumlarına Fransız himayesinin mutlak manada kabul ettiremeyeceği anladı.

1960 yılında Mali’nin bağımsızlığını elde etmesi sonrasında, sosyalist eğilimlere sahip Modibo Keita’nın Doğu bloğuna yanaşarak Sovyetler Birliği ile ittifak kurması sonrasında, kuzeydeki göçer kabileleri görmezden gelen bir yönetim sistemi kurması Azavad’daki kabileleri rahatsız etti. Ayrıca bu bölgedeki toplumların mal varlıklarına el konulmuş ve merkeze yakın bölgelerde zorunlu göçe tabi tutmuştu. Bu politikalar, Mali Tuaregleri’nin ilk kez 1963 yılında Kidal Ayaklanması ile merkezi hükümete karşı direniş başlatmasına neden olmuştur. Bunun üzerine bizzat Cumhurbaşkanı Keita’nın komutasında Tuareglerin yaşadığı bölgelere askeri operasyon düzenlenerek, Fransızların önemli nükleer üslerinin birinin bulunduğu Tamanraset’teki In Eker (Ayn Emgal) bölgesine kadar gidildi. 1968 yılında Keita’nın yerine darbeyle gelen Moussa Traoré’nin de sömürgeci mirastan kalan zihniyetle hareket etmesi, tüm beklentileri boşa çıkardı. 1990’lardan itibaren Afganistan’daki savaşın nihayete ermesi, Cezayir İç Savaşı, Libya’ya uygulanan uluslararası ambargo sonucu oluşan yeni dengeler, Kuzey Mali kriziyle bölgede başlayan terörizm ve kaçakçılık türlerinin yaygınlaşmasına neden olmuş ve bu durum Kuzey Mali’de yeni dengeler oluşmasına neden olmuştur. 2014 yılındaki son silahlı mücadelelere kadar 6’sı büyük olmak üzere, bu isyanlar defalarca tekrarlanmıştır.

1963’ten beri haklı mücadelesini sürdüren Tuaregler, 6 Ocak 1991 tarihinde Mali’nin kuzeyindeki askeri güçlerin azaltılması, silah altındaki isyancıların Mali ordusunda istihdam edilmesi ve kuzeyde adem-i merkeziyetçi bir yönetim kurulması yanında, devlet yatırımlarının % 47,3’ünün merkezi kuzey bölgelerine tahsis edilmesi üzerine merkezi hükümetle mutabakata vardı.[2] 11 Nisan 1992’de Kuzey’in ekonomik ve sosyal kalkınmadaki payı, adem-i merkeziyetçi yapı çerçevesinde resmen kabul edildi. Bu süreç sonrası 1994 yılında Azavad bölgesindeki Tuareglerin siyasi direncine karşı tampon görevi görmesi amacıyla siyahî Songaylar merkezî hükümet tarafından desteklenerek “Mouvement Patriotique Ganda Koy” hareketi kuruldu. Nihayetinde Tuareglerin bağımsız devlet kurma amacıyla başlattıkları silahlı mücadele etkisini, Alfa Oumar Konare’nin 1990’lı yılların başında iktidara gelmesiyle birlikte gösterdiği büyük gayretler sonrasında kısa sürede kaybetti.

2006 yılında, yapılan önceki anlaşmaları hükmen geçersiz gören Hasan Fagaga, aynı yılın 23 Mayısı’nda Mali askeri üslerine saldırarak plansız hareket ederek iç güvenliği tehdit eden bir ortamın oluşmasına zemin hazırlaması, Kidal ve Ménaka’daki şehirleri çatışma ortamına soktu ve bu durum batılı güçlerin Mali’ye müdahalesine zemin hazırladı. İbrahim Bahanga liderliğinde ortaya çıkan yeni grup, Cezayir Anlaşması’nın kararlarının merkezi hükümet tarafından uygulanmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu beyan ederek “Değişim için Kuzey Tuaregleri Birliği [L’Alliance des Touaregs du Nord du Mali pour le Changement]” adıyla yeni bir örgüt kurarak mevcut yönetime isyan bayrağı açtı. Nihayetinde Mali’nin kuzeyinde merkezi hükümet, 800 bin km2’lik alanı özellikle de Mağrip el-Kaidesi ile ciddi mücadele veren Cezayir ile olan uzun sınırı yani Mali’nin kuzeyindeki Büyük Sahra Çölü’nü adeta gayri meşru tüm yapılanmaların merkezi haline dönüştürdü. Bu bölgede insan kaçakçılığından, uyuşturucu trafiğine kadar her türlü yasa dışı faaliyet sürdürülmektedir. Özellikle Cezayir’de sıkışan Mağrip el-Kaidesi (AQMI), Batı Afrika Cihad Birliği Hareketi (MUJAO) mensuplarının hareket sahasına giren bu bölgede turizm ve de diğer amaçlarla dolaşan Avrupalılar kaçırılıp rehin alınmakta, bazıları da öldürmekte ve sorun iyice içinden çıkılmaz hale gelmektedir.

Kaddafi Sonrası Tuaregler 

Lockerbie olayının [3] müsebbibi Kaddafi’nin linç edilerek öldürülmesinin ardından, kontrolü altındaki paralı milis pozisyonundaki Mali Tuaregleri, NATO ve Fransa’nın da yardım ve teşvikiyle ele geçirdikleri ağır silahlarla 2012 yılı Ocak ayında kendi ülke topraklarına girip uzun yıllardır mücadele eden ve uyuyan bir hücre gibi duran Azawad Milli Kurtuluş Hareketi’ni (MNLA) canlandırdılar. Kuzey Mali’de Timbuktu, Gao, Baurem ve Goundam gibi pek çok şehri birer birer ele geçirdiler ve çok kısa sürede Mali Devleti’nin topraklarının üçte ikisi Tuareglerin eline geçti. Sahil bölgesinden ve özellikle Kuzey Mali’deki ayaklanmalarda bölgede yaşanan kuraklık ve kıtlığında büyük etkisi bulunmaktaydı.

Mali Tuareglerin 2012 yılında Ülkeyi Bölme Süreci (Kilit Noktalar: Kidal, Gao ve Timbüktü)

Mali Tuareglerin 2012 yılında Ülkeyi Bölme Süreci (Kilit Noktalar: Kidal, Gao ve Timbüktü)

“Dinin yardımcıları manasına” gelen Ensâruddin örgütü, aslında amaç olarak Mali Devleti’nden ayrılmamayı, ama ülkenin tamamında şeriat kurallarının geçerli olmasına kadar mücadele etmeyi, bu konuda da Mağrip el-Kaidesi ve MUJAO ile fikir birliği içinde olduğunu her defasında vurguladı. Diğer taraftan MNLA ile de aralarında 50 yılı aşan bir süredir dışlanan Tuareg toplumunun geleceği üzerinde hemfikir oldukları konular vardı. Her konuda anlaşamasalar bile sonunda Azawad (İslam) Cumhuriyeti’ni birlikte ilan ettiler. Ancak Kuzey Mali’de ele geçen şehirlerden Timbüktü, Gao, Baurem ve Goundam gibi pek çok yerleşim yerinde yaşayan toplam bir buçuk milyon insanın üçte ikisini Tuareg olmayan etnik gruplar oluşturmaktaydı ve Tuareglerin azınlık statüsünde olsalar dahi asla boyunduruğu kabul etmeyeceklerini gözden kaçırıyorlardı. 

Libya’dan Sahra içlerine doğru harekete geçen Tuaregler, bilhassa Mali ve Nijer Tuareglerini harekete geçirdi. Bu süreçte Cezayir Tuaregleri konusu, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekecek gelişmeler sergilememekteydi. En azından “vatandaşlık muamelesi” gördükleri bilinmekteydi. Libya Tuaregleri’ne gelince; Muammer Kaddafi iktidarının en fazla güvendiği topluluk oldukları için, yönetimin değişmesiyle birlikte bu durumlarını kaybettiler ve Mali ile Nijer Tuaregleri’nin 1960-2010 yılları arasında yaşadıkları dışlanma ve devlet sisteminden tecrit edilme tehlikesini taşımaya başladılar. Diğer taraftan 2010’dan beri izleri görülmeye başlanan Arap Baharı (!) ile kıtada meydana gelen gerginlikler sonrası beklenen kargaşa ortamı, kendini en fazla Mali’de hissettirdi. Başka bir ifade ile Arap Baharı’nın negatif etkileri Mali’de patlak verdi.

İngilizce öğretmenliği yaparken intibak ettiği askerlik mesleğini icrası esnasında, bilhassa 2004 yılından itibaren ABD’ye birçok defalar gittiği bilinen darbeci Yüzbaşı Amadou Sanogo, asıl amacı başkent Bamako’yu her türlü saldırıdan korumak olan askeri birliği 15 kilometre kuzeydeki Kati şehrinden harekete geçirerek, Amadou Toumani Touré iktidarını devirdi. Darbe yapmasının sebebi olarak da Mali’nin kuzeyini çevreleyen Büyük Sahra bölgesindeki üç kasabanın askerlere yeterli destek verilmediği için merkezi hükümetten ayrılmak isteyen Tuareglerin eline geçmesini gösterdi. Ancak darbeyi yapmasının ardından aradan geçen on gün içinde önce bölgenin en önemli şehirlerinden Kidal kasabası (Ensaruddin isimli dinî söylemleriyle öne çıkan bir hareketin çatısı altında) Tuareglerin İfoğas kabilesine bağlı İyad ag Ghali’nin kontrolüne geçti. Ardından birkaç gün içinde Gao, Ansongo, Bourem ve 1 Nisan günü Timbuktu şehri düştü. Aslında bölgede yıllardır bağımsızlık mücadelesi veren ve merkezi hükümetle de belli çerçevede 1990’lı yıllarda anlaşan Azawad Milli Kurtuluş Hareketi de son gelişmeler karşısında tam konumunu belirlemiş değildi. Çünkü kuzeydeki çöl kasabalarını ele geçiren yeni hareket Ensaruddin’in, Mağrip el-Kaidesi ile yakın teması iddiası, laik ve liberal eğilimli MNLA’yı biraz da olsa onlardan uzak davranmaya sevk etmekteydi.

[1] Sahil bölgesinde yaşanacak muhtemel iklim değişiklikleri ve su kaynaklarının çekilmesi sonucu oluşacak kuraklıklar, bu bölgedeki çatışmaları ve gerilimleri arttırma riskini de kendi bünyesinde barındırdığı manasına gelmektedir.

[2] Kalifa Keita, “Conflict and Conflict Resolution in the Sahel: The Tuareg Insurgency in Mali”, U.S. Army War College, Strategic Studies Institue (SSI) Report, 1 May 1998, p. 16, İlgili link için bkz. http://www.strategicstudiesinstitute.army.mil/pdffiles/pub200.pdf, Erişim tarihi: 03.07.2014 

[3] Lockerbie faciası, 21 Aralık 1988 tarihinde Londra Heathrow Havalimanı’ndan New York John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı’na sefer yapan Pan Am Havayolları’na ait Boeing 747-121 tipi uçağın bombalanması olayıdır. Bu saldırı olayını iki Libya vatandaşının işlediği ispatlanmış ve Muammer Kaddafi, 2003 yılında bu faciayla ilgili sorumluluğu üstlenmiştir.

Muhammed Tandoğan

Yrd. Doç. Dr., Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet Kavas'ın danışmanlığında "Osmanlı Devleti’nin Afrika’da Avrupa Sömürgeciliğine Karşı Siyaseti [XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyılın Başları]" konulu yüksek lisans tezini (2009-2011) ve "Afrika'nın Kuzeyini Güneyinden Ayıran Toplum Tevârikler ve Stratejik Konumları: Osmanlı-Tevârik Münasebetleri" konulu doktora tezini (2011-2015) başarıyla tamamladı. Türk Tarih Kurumu Yayınları’ndan çıkan Afrika’da Sömürgecilik ve Osmanlı Siyaseti (1800-1922) [Ankara, 2013] başlıklı kitabı yanında Afrika kıtası ile ilgili ortak kitap çalışmaları, makaleleri ve saha ile ilgili raporları bulunmaktadır. İkinci doktorasına Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında devam etmektedir. Türk-Libya Dostluk Derneği’nin genel sekreteri olan Tandoğan, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği'nin (ORDAF) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.

Latest posts by Muhammed Tandoğan (see all)

Afrika’da Bağımsızlık Hareketleri ve Tuaregler Reviewed by on . Libya’da Muammer Kaddafi’nin kendi Berberi ve Arap halklarından ziyade paralı asker konumundaki Malili 3000 Tuareg askerine güvenmesi sebebiyle, kendilerine güv Libya’da Muammer Kaddafi’nin kendi Berberi ve Arap halklarından ziyade paralı asker konumundaki Malili 3000 Tuareg askerine güvenmesi sebebiyle, kendilerine güv Rating: 0

Leave a Comment

scroll to top
%d blogcu bunu beğendi: